Tehdit ile alınan su cinayet ile biter
Halim AKCA

Tehdit ile alınan su cinayet ile biter

Bu içerik 262 kez okundu.
Yaklaşık üç dört aydır Kestel Köyünden Bucak ilçesine aktarılması planlanan bir su projesi var. Bu proje projelikten çıktı kılıçlar çekildi. Nasıl mı?
İddialara göre politikacısından tut yöneticisine kadar herkes Kestel Köy halkı yada Kestel Köyü Muhtarı üzerinde baskı kurmaya başladı. Muhtarı bazı resmi kurum amirleri makamına kadar çağırıyor “bak muhtar bu duruma el koy yoksa muhtarlığından olursun” gibi tehdit savruluyor. İddialara göre bazı üst düzey yöneticiler ise “Bu iş iddiaya bindi sonuç ne olursa olsun bu suyu alacağız” gibi tehditleri var. Peki iddia ile tehdidin sonu nereye varır. Bence kan dökülecek, bence cinayet yada cinayetlere kadar dayanacak. Bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Peki Kestel Köyünün suyu Kestel Köyüne mi lazım yoksa Bucak’a mı lazım bunu değerlendirmek istiyorum.
Şu bir gerçek Kestel Köyünde akar su kaynakları bulunuyor. Bu su yıllardan bu tarafa değerlendirilmiyor. Nasıl mı? Ağzımız açıldı mı Kestel Köyünde su çok diyoruz doğru. Amma yıllardan bu tarafa Kestel Köyüne siyasi kanattan olsun, İlçenin üst düzey yöneticileri olsun hizmet götürmedi.  suyu bol olan köyde İçme suyu sıkıntısı çekiliyor.  Köy halkının büyük bir bölümü geçimini hayvancılık ile sağlıyor. Hayvanları susuz kalıyor. İnsanlar musluklardan sular akmadığı için yıkanamıyor. Kusura bakmayın ama yazmak zorundayım belki gusul abdest almakta bile zorluk çekiliyor. Peki Kestel de su mu yok hayır ama yatırım yok. Şebeke yetersiz, her yer patlak, depo yetersiz. İçme suyu sıkıntısı var.
Şimdi geçelim sulama suyuna; Kestel 80-100 yıl, iki nesil önce insanların yaptığı kesiklerden sulama suyu yapıyor. 8-10 dönüm tarlayı sulamak istediğin zaman su kesiklere iki gün akması gerekiyor ki kesikler dolsun, ondan sonrada tarlalar sulansın. Peki bu kimin ayıbı, muhtarı zoraki olarak ayağına kadar çağırıp, “bu iş iddiaya bindi”, “bak muhtar muhtarlığından olursun” diyenlerde değil mi?. Bu güne kadar Kestel halkına yatırım yapmayan, Kestel halkından çok özür diliyorum ama “Öküzün trene baktığı gibi suya bakıtıp” hizmet götürmeyenlerde değil mi?.  Bunun taktirini sizler verin, sizler değerlendirin.
Bucak içme suyu durumuna bakılacak olunursa; Bucak ilçemiz içme suyunu birkaç noktadan sağlıyor. Hatta Seydiköy de hiç faaliyete geçmemiş hazır kuyular bulunuyor. Belki maliyet biraz yüksek oluyor olabilir amma, maliyet yüksek diye de bir yeri yıkıp, bir yeri yapmak bence yanlış,
Peki ne yapılabilinir; Bence yapılması gereken şu yıllardır Kestel Köyü içme suyunu kulak ardı edenler, muhtarın dilekçelerine cevap vermeyenler, içme suyu talebini süme altı edenler bence “Önce açı doyurmalı”, nasıl mı, Kestel Köyünün içme suyu muslukları akmıyor, Kestel Köyü 80-100 yıl iki nesil öncesi sistemler ile kesiklerden sulama yapıyor. Önce bunlar çözülmeli. Kestel Köyüne ihtiyaç kapasitesinde içme suyu şebekesi yenilenip önce köylünün muslukları akıtılır hale getirilmeli, daha sonra Kestel Ovasında bulunan yaklaşık 30 bin dönümlük sahaya sulama suyu kanalları döşenip tarlalar sulanır hale getirilmeli. Bu projeler mutlaka yapılmalı ki; içme suyunda sorun kalmazsa, sulama suyunda da sorun kalmazsa hala boşa akan bir su varsa muhtarı tehdit edenler, iddia edenler şapkayı ortaya koyup şöyle bir düşünmeli. “Ya Kestel köyü yada halkı bakın sizin içme suyu şebekenizi yaptık, 30 bin dönüm sahayı sulanır hale getirdik. Eğer var ise şu kadar su boşa akıyor, yada boşta kaldı bunu da Bucak’ın içme suyuna verilim” demeliler ki belki bir sorun bulunur. Amma sen köylüye hizmet vermemişsin, muhtarın içme suyu, sulama suyu taleplerini isteklerini süme altına atmışsın bu köylü suya aç. Önce açı doyur ki saldırgan olmasın, açın elinden ekmeğini alırsan saldırır. Amma doyurursan kalınını seninle paylaşır. Bence durum böyle olmalı.
Peki tabiri caiz ise muhtarı muhtarlığından olusun deyip ayağına kadar çağıranlar, su işini iddiaya bindirenler tamam zorla, güçle, eziyet ederek suyu bu gün Kestelin elinden alabilir, günü kurtarabilirler. Ya sonrası, sen köylüyü zorlarsan, kaba güç uygularsan, ezdirirsen sonu nereye dayanır. Cinayetlere dayanır, nasıl mı?. Diyelim ki bu su alındı. Alınan bu su hattının her metre karesine bekçi mi dikeceksin. Yarın iki gün sonra yada iki yıl sonra birileri bu suyu zehirlese onlarca kişi zehirlenip ölse bunun suçlusu kim olacak. Bence bu günü kurtarıp projeyi hayata geçirecek ve imzası bulunanlar, tehdit edenler o zaman asıl suçlusu bunlar olmalıdır.
Kestel Köyü diretiyor. Su namusumuzdur, Suyumuzu vermeyiz diyor. Bence bu su devletin gücene dayanılarak alınmamalı, zorla kesinlikle alınmamalı, Yukarıda bahsettiğim gibi önce suya aç köy halkı doyurulmalı daha sonra eğer artan su olarsa o zaman artanı alınmalı ki her şey tatlıya bağlanmalı.
Birde işin ikinci boyutu var, kış ve bahar aylarındaki artan yağışlar ile Kestel’de Dsi kanallarını dolduran sel suları düdenlerden batan sular Antalya Yniköy’den Kırkgözden çıkıyor. Antalya Kestel havzasında bulunan bu suları birinci derece koruma altında tutulduğu iddiası var. Kestel’de aşırı yağışlar ile Dsi kanallarını dolduran bu sular kesilmesi halinde Yeniköy’deki Kırközden çıkan suyun kuruma ihtamili çok yüksek. Durum böyle olunca da suyun ekolojik dengesi bozulacak. Kırkgözün kuruması halinde bu bölgede susuz kalacak. Belki bana ne Yeniköy yada Kırkgöz diyenler alacak amma ben hatırlatmak istiyorum. Yorum sizlerin.         
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Akca Gazete 331. Sayı
Akca Gazete 331. Sayı
ATSO'dan genç işsiz uyarısı
ATSO'dan genç işsiz uyarısı