BABA UNUTUR
MİSAFİR KALEM İshak Göksel Bucak Müftüsü

BABA UNUTUR

Bu içerik 306 kez okundu.

Dale Carnegie dost kazanma ve insanları etkileme sanatı adlı kitabında Amerikan basın klasiği haline gelmiş (Baba Unutur) makalesine yer veriyor. Baba unutur makalesi yürekten kopup gelen duyguların aktarıldığı pek çok okuyucusunun yüreğindeki duyguyu yansıttığından herkesin bir kopyasını edinmek istediği bir makale. 

            W. LivinkstonLarned’ in baba unutur makalesi çeşitli platformlarda yüzlerce kez yer almıştır. İşte o makale.

            Dinle oğlum. Bunları sana sen uyurken söylüyorum. Küçücük elini yanağının altına sokmuşsun. Nemli alnındaki sarı lülelerin yapış yapış ıslak odana bir hırsız gibi süzülerek girdim. Birkaç dakika önce kütüphane de oturmuş gazatemi okurken vicdan azabım nefes kesen bir dalga gibi üstüme geldi. Bir suçlu gibi yatağının baş ucuna geldim.

            Neler mi düşündüm. Oğlum! Sabah sana kızmıştım. Okula gitmek üzere giyinirken seni azarladım. Çünkü yüzünü ıslak havlu ile öylesine silivermiştin. Ayakkabılarının kirli olduğunu görünce sana onları temizlettim. Bazı eşyalarını yere attığında sana öfkeyle bağırdım.

            Kahvaltı ederken bir sürü kusurunu buldum. Yiyecekleri etrafına saçıyordun, lokmaları çiğnemeden yutuyordun, ekmeğine fazla tereyağ sürmüştün. Sen oynamaya gidiyordun bense trenime yetişmek zorundaydım. Bana baktın,elini salladın ve “Güle güle babacığım,” dedin.Ben ise kaşlarımı çattım ve “Dik dur!” dedim sana.

Akşamüzeri de durum farksızdı. Eve gelirken seni yere çömelmiş arkadaşların ile oynarken buldum. Çorapların yırtılmıştı, arkadaşlarının önünde seni küçük düşürdüm ve kolundan tutup eve götürdüm. Bu çoraplar çok pahalıydı ve giymek istiyorsan dikkatli olmalıydın. Düşün oğlum bunları sana baban söylüyordu!

Hatırlıyor musun? Sonra çalışma odama girdin. Gözlerinde incinmiş bir ifade vardı. Kağıtlarımın üzerinden sana baktığımda biran için çıkmaya yeltendin. “Ne istiyorsun?”diye bağırdım sana.Hiç birşey söylemeden koşup boynuma sarıldın ve beni öptün.Hemde büyük bir sevgiyle; ilgisizliğin bile azaltamayacağı bir sevgiyle.Sonra koşarak dışarıya çıktın.

Kağıdım elimden düştü.Bana neler oluyordu? Sürekli senin hatalarını buluyordum.Seni böyle ödüllendiriyordum.Seni sevmediğim için değil bu, senden çok şey beklediğim için.Seni kendi çağımın değer yargılarına göre değerlendiriyordum çünkü.

Oysaki senin pek çok güzel özelliğin var.Kalbin öylesine yüce ki! Bu gece gelip beni öpüşün de bunu kanıtlıyor.Bu gece başka hiçbir şeyin önemi yok oğlum.Karanlıkta yatağının yanında diz çöktüm ve çok utanıyorum.Bunları sana sen uyanıkken anlatsam da anlamazsın biliyorum.Ama yarın gerçek bir baba olacağım.Seninle oyun oynayacağım.Sen acı çektiğinde acı çekecek, sen güldüğünde güleceğim.Dilimin ucuna kötü şeyler geldiğinde dilimi ısıracağım.Kendi kendime sürekli “O bir çocuk!” “O bir çocuk!”diyeceğim.

Ben seni büyük bir adam olarak gördüm oğlum.Oysaki sen daha küçük bir çocuksun.Daha dün annenin kolları arasındaydın,başını onun omzuna dayamıştın.Ah, senden çok şey bekledim oğlum…çok şey bekledim.

Yazar burada insanları eleştirmek yerine onları anlamaya çalışalım, ne yapmak istediklerini anlayalım. Sempati, hoşgörü ve nezaket eleştiriden çok daha yararlıdır diyor. Öyleyse eleştirmeyelim, kınamayalım ve şikayet etmeyelim. Selam ve dua ile.

 

                                  

                    İshak GÖKSEL

 

                                                                                                                   Bucak Müftüsü

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Akca Gazete 344. Sayı
Akca Gazete 344. Sayı
Isparta'da suda doğum
Isparta'da suda doğum