KABUSNAME
MİSAFİR KALEM İshak Göksel Bucak Müftüsü

KABUSNAME

Bu içerik 218 kez okundu.

Başlığı görünce kabus nedir? kabuslardan nasıl kurtulunur konusundan bahsediliyor zannetmeyin. Kabusname, 1082 yılında, Kuhistan Sultanı İskender bin Kabusun oğlu Gilan Şah’ a nasihatlarıdır. Tarih boyunca pek çok padişah, sultan ve devlet adamı tarafından bir çok dile çevrilir. Birçok edebi, tarihi ve ahlaki eserlere kaynaklık eder. Faydalı olması düşüncesi ile Kabusnameden bir kısmını bu yazı da sizlere aktarıyorum.

Ey oğul, artık ben kocadım. Zayıf ve azıksız olarak yol ağzına kadar geldim. Ölüm mektubumu elime verdiler. O mektup sakalın ağarmasıdır. Şimdi ey oğul, tecrübelerle elde ettiğim birkaç öğüt sana yadigâr olsun. Bu öğütlere uyarak hareket edersen, her muradına erersin, zamanın elinden sille yemezsin. Çünkü baba şefkati oğlunun azarlanmasını bile istemez. Öyle ise sen kulağını bu öğütler için açık tut. Sonra pişman olmayasın.

Gençler kendi bilgilerini yaşlıların bilgisinden üstün görürler. Bunu bildiğim halde sana yol göstermek için susarsam doğru olmaz. Bütün tecrübelerimi az ve öz olarak yazdım. Her şeyin azı ve özü faydalıdır. Değerli mal, değerli insana vermek için saklanır. Benimde en değerli şeyim bu öğütlerdir ve en değerli kimsem de sensin. Bu öğütleri hor görme, bu sözlerden hem hikmet, hem de saltanat kokusu gelir. Çünkü bu sözler hem padişahların sözüdür, hem de hukemanın sözüdür, öyleyse yaşlılığında başına bir iş gelirse sıkıntı çekmemek için bu sözleri gençlik çağında öğren. Çünkü yaşlılar çok yaşadıkları için çok tecrübe elde ederler. Sıkıntılı anlarda bunların faydası olur. Akıllı ol ve kendi soyunun itibarını iyi gözet ki, şerefsizlerden olmayasın. Akıllı ve kabiliyetlisin, ama öğüt de aklın süsüdür, benim vereceğim şeyle aklını süsle. Süslemezsen yine sen kaybedersin. Benim ölümüm yakındır, senin de yerime gelmen yakındır. Öyle çalış ki bu dünyada bir azık hazırlayasın, o yolda sana yardımcı olsun. Ölümsüz diyarı, bu ölümlü diyar ile değiştirmeye kalkma. İyiler aslana, kötüler ite benzer. Çünkü it bulursa bulduğu yerde yer; aslan ise kendi yuvasına  götürür, sonra yer. Bu şu demektir: İt nefsinin esiridir, bulduğunu burada yer, aslan zekidir, ne bulursa, ne avlarsa o öteki diyara götürür. Gayret et, senin de avın iyilik olsun, öteki diyarda lazım olur. İyilikten murat, ibadettir, hayırdır. Kul için ibadetten daha iyi av yoktur. Çünkü ibadet eden ateşe benzer. Ateş ne kadar alçak yerde yansa da, alevi yükselir. İbadet etmeyenler de, suya benzer, su ne kadar yukarı akıtılsa da, aşağı düşer, göklere yükselmez. Boynumuzun borcu olan ibadet ateşini öyle kuvvetli yak ki, alevi göklere yükselsin.

Allahüteâlânın emrine uygun şükredersen, azı çok yerine geçer. Allahüteâlâ da çok değil, sadece beş türlü ibadet emretti. Çok olsa idi yapmaktan âciz kalırdık. Bunlardan biri Allah'ın birliğini, Muhammed (Sav.) peygamberliğini dil ile söylemek ve kalb ile tasdik etmektir. Diğeri namaz ve oruçtur. Zenginlere farz olan hac ve zekat da vardır. Kelime-i şehadet, batıllardan Allahüteâlâya sığınmaktır. Namaz o kabullenişin hakikatini kulluğunda uygulamaktır. Oruç, o kabullenişin ve kulluğun hakikatini Allah'a bildirmektir. Madem ki Allah’ın kuluyuz, öyleyse o kullukta sağlam durmak gerektir. Namaz ve oruç Allahüteâlânın has nimetidir, onları has kullarına nasip kılmıştır. Kötü kimseler bu nimetlerden uzak kalır. Eğer bu iki nimette kusur edersen seçkinlerden olamazsın, ayak takımından olursun. Zekatını severek ver. Zekat malın kiridir. Kirli malla iş yaparsan temiz işlerin de kirlenir. Ömürde bir kere hac yap. Hac, günahları temizler.

Namazda maddi faydalar da vardır. Her şeyden önce, namaz kılanın bedeni ve elbisesi devamlı temizdir. Namaz kılan kişide büyüklenme olmaz, çünkü namazın aslı tevazudur. Kendini tevazuya alıştırırsan, bedenin de sana uyar, tevazu kazanır. Sen tevazuyu gözetince, Allahüteâlâ makamını yüceltir. Oruç tutmak yılda bir aydır. Yılda bir ay olan kulluğu dahi eksiklikle geçiren namert olur, aklı olan namertliği kendine reva görmez.
Oruç tutmakta fitneci olma. Kadı gibi şehrin ileri gelenleri ne zaman oruç tutarlarsa, sen de o zaman tut; onlar ne zaman yerlerse sen de ye, cahillerin sözüne uyarak hareket etme. Oruçla kulun ağzı mühürlenir. Sen bu mührü bütün bedenine, diline, gözüne, ayağına, eteğine de vurmalısın ki oruç senden razı olsun diyor.

 

Önümüzdeki hafta Kabusname’ deki nasihatin kalan bölümünden devam etmek dileğiyle.

 Selam ve dua ile.

                                   

         İshak GÖKSEL

                                                                                                       Bucak Müftüsü

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Akca GAzete 353. Sayı
Akca GAzete 353. Sayı
Yolcu uçağı; lisede müze, kütüphane ve sinema salonu oluyor
Yolcu uçağı; lisede müze, kütüphane ve sinema salonu oluyor