KURT KUZU HİKÂYESİ
MİSAFİR KALEM İshak Göksel Bucak Müftüsü

KURT KUZU HİKÂYESİ

Bu içerik 400 kez okundu.

 

İçinde yaşadığımız dünya özelliklede Müslümanlar belki de tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar huzur ve barış arıyor. Savaşlar, terör saldırıları dünyanın huzurunu kaçırmaya devam ediyor. Kendi ülkelerinin refahını, güvenliğini düşünenler başkalarının da huzur aradığını güvenliğe ihtiyacı olduğunu düşünemiyorlar. Savaş denince akla ilk gelen şey iki ülkenin eşit şartlarda çarpışması akla gelirdi. Bugün ise dünyanın başka bir kıtasındaki bir ülkenin uzaktan yakından hiç alakası olmadığı halde, kendisine saldırılmadığı halde, o ülke demokrasi getirmek adına başka bir ülkeye saldırıda bulunuyor, müdahale ediyor. Aslında bütün bunlar yapılan müdahaleler barışı, demokrasiyi getirmek için değil hakimiyet alanlarını daha da genişleterek dünyayı tek elden idare etmek için.

Onlar açısından bunu gerçekleştirebilmenin yolu da müdahalede bulunduğu ülkenin enerji kaynaklarını kontrol etmekten geçiyor. Ve böylece zenginliklerini artırıp kendi güçlerini güvenliklerini ve de kendilerinden saydıkları ülkelerin güvenliğini sağlamak. Müslüman ülkelerde ne kadar çok huzursuzluk olursa, ne kadar kaos durumu olursa, onlar o kadar huzurlu olurlar. Biliyorlar ki Müslüman dünyada huzur olursa birlik olursa kendileri hep huzursuz olacaklar. Onlar istedikleri ülkelere ya kendileri doğrudan müdahalelerle yada işbirlikçileriyle ülkeleri karıştırıyorlar. Belirledikleri amaçlara ulaşabilmek için her yolu mubah gördükleri için, müdahaleyi doğrudan yapamadıkları yerlerde terör yoluyla huzursuzluk çıkarıyorlar.

Güçlü olanlar güçsüz ülkelere her şeyi bir bahane yapabiliyorlar. Kuzu ile kurt misali. Kuzu bir gün derenin alt kenarından su içerken, kurt da yukarısından su içiyormuş. Kurt kuzuya suyumu bulandırma demiş. Kuzu kurda sen yukardasın ben aşağıdayım, su yukarıdan aşağıya doğru akıyor ben senin suyunu nasıl bulandırırım. Deyince kurt olsun fark etmez sen zaten geçen yılda benim suyumu bulandırdın demiş. Böyle söyleyince kuzu yine nasıl olur ben geçen yıl daha doğmamıştım bile demiş. Yani kurt kuzuyu yemek için bahane aramıştır. Bugün maalesef dünyanın içinde bulunduğu durum bu. Müslüman ülkeler, mazlum ülkeler için de böyle. Demokrasi, insan hakları, istikrar adına o ülkelere saldırmak için bahane arıyorlar.

Terör eylemleri ne bugünün sorunu ne önceki günün sorunu uzun yıllar öncesinden de var olan bir sorun. Bir ülkenin belirlediği dini, siyasi, ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla organize gruplarca veya kişilerce kurulu düzene karşı girişilen her türlü yıldırma, baskı ve şiddet hareketine terör denir.

Hiçbir ilke gözetmeksizin bir takım gerekçelere göre belirlenen amaçlar uğrunda girişilen toplumun hayat hakkına yönelik şiddet içerikli hiçbir girişim kimden ve hangi gruptan gelirse gelsin, adı İslami ve gayri İslami olsun Kur’an ve sünnet zemininde asla meşruiyet bulamaz.

Müslümanlara düşen her zaman birliği muhafaza etmek, çekişmemek. Rabbimizin ayeti kerimede ifade buyurduğu gibi “Allah’a ve Resulüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin, sonra gevşersiniz, gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” Söz konusu vatan olunca kardeşlik olunca diğer konular teferruattır. Yeter ki ülkemizin içinde ve Müslümanlar arsında tefrika olmasın. Şairin dediği gibi girmedikçe bir millete tefrika, düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez. Mevla’mız ülkemizi, İslam âlemini tefrikalardan muhafaza eylesin. Selam ve dua ile.

                            İshak GÖKSEL

 

                                                                                                         Bucak Müftüsü

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Otobüs kazasında ölenlerin cenazeleri memleketlerine gönderildi
Otobüs kazasında ölenlerin cenazeleri memleketlerine gönderildi
Motosikletle kaza yapan liseli öldü
Motosikletle kaza yapan liseli öldü