<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>AKCA GAZETE - akcagazete.com Bölgenin Güçlü Sesi, Tarafsız Güvenilir Haber</title>
                      <link>https://www.akcagazete.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.akcagazete.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Burdur-Ağlasun - Altınyayla - Bucak - Çavdır - Çeltikçi - Gölhisar - karamanlı - Kemer - Tefenni - Yeşilova,  Son Dakika Haberleri</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Fri, 16 Oct 2026 23:28:21 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>AKCA GAZETE - akcagazete.com Bölgenin Güçlü Sesi, Tarafsız Güvenilir Haber - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - AKCA GAZETE - akcagazete.com Bölgenin Güçlü Sesi, Tarafsız Güvenilir Haber</copyright><item><title><![CDATA[Gözüne demir parçası saplanan hasta ameliyat edildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-gozune-demir-parcasi-saplanan-hasta-ameliyat-edildi-23501.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-gozune-demir-parcasi-saplanan-hasta-ameliyat-edildi-23501.html</link>
                    <description><![CDATA[BURDUR Devlet Hastanesi’nde, gözüne demir parçası saplanan 23 yaşındaki Ali İhsan Özen ameliyat edildi. Göz küresini delerek merceğe kadar ilerleyen demir parçası, ileri cerrahi müdahaleyle çıkarıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ özüne demir parçası saplanması nedeniyle Burdur Devlet Hastanesi’ne başvuran Ali İhsan Özen, Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Anıl Selim Apa tarafından tedaviye alındı. Yapılan muayenelerde, demir parçasının göz küresini delerek göz merceğinin içine kadar ilerlediği tespit edilerek, hastanın ameliyat edilmesine karar verildi.

Dr. Öğr. Üyesi Anıl Selim Apa ve ameliyat ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonda, öncelikle gözdeki giriş yarası onarıldı. Ardından göz merceğine kadar ilerleyen demir parçası cerrahi müdahaleyle çıkarıldı. Yabancı cismin çıkarılması için katarakt cerrahisi de uygulandı.

Hastane yönetiminden yapılan açıklamada, müdahalenin Burdur’da bu alanda ilk olduğu belirtilerek, ciddi göz yaralanmalarının tedavisinde ileri cerrahi uygulamaların önemine dikkat çekildi. Ameliyatın ardından hastanın tedavi ve takip sürecinin devam ettiği bildirildi. (DHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Gözüne demir parçası saplanan hasta ameliyat edildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 06:16:54 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/gozune-demir-parcasi-saplanan-hasta-ameliyat-edildi-091732-20261015.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/gozune-demir-parcasi-saplanan-hasta-ameliyat-edildi-091732-20261015.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/gozune-demir-parcasi-saplanan-hasta-ameliyat-edildi-091732-20261015.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Diz protezinde robot dönemi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-diz-protezinde-robot-donemi-12228.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-diz-protezinde-robot-donemi-12228.html</link>
                    <description><![CDATA[İZMİR, (DHA)-DÜNYA'da giderek yaygınlaşan robotik protez cerrahisi ile dizdeki eğrilik ve hareket kısıtlılığı milimetrik olarak hesaplanarak, protezin dize tam olarak oturması sağlanıyor. Medicana Sağlık Grubu Ortopedi Bölümü'nden Prof. Dr. Devrim Akseki, "Robotik cerrahiyi savunan bilimsel çalışmalar, bu teknikle yapılan ameliyatların başarılı sonuçlar verdiğini gösteriyor" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Diz eklemlerinde sıvı kaybı, kireçlenme, kıkırdak dokusunun bozulması gibi sorunlar ilerleyip kişi, günlük hayatındaki basit işleri bile yapamayacak hale geldiğinde diğer tedavilere de yanıt alınamıyorsa protez öneriliyor. Son yıllarda robotik teknikle uygulanmaya başlayan diz protezi ameliyatlarının hastanın hareket etmesini kolaylaştırdığını belirten Medicana International İzmir Hastanesi Ortopedi Uzmanı Prof. Dr. Devrim Akseki, "İyi yapılmış bir diz protezi ile kişi, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme, hatta yürüyüş, jogging gibi ufak bir takım sporları da yapabilme şansına sahip oluyor" dedi. MİLİMETRİK HESAPLAMALAR Dünyada giderek yaygınlaşan robotik protez cerrahisi tekniğinin, klasik diz protez ameliyatından farkının robotun cerraha kılavuzluk etmesi olduğunu söyleyen Akseki, tekniği şöyle özetledi: "Robottaki sensörler ve kameralar yardımıyla, dizdeki eğrilik ve hareket kısıtlılığı insan gözünün algılayamayacağı bir hassasiyetle hesaplanıyor ve kemik kesisi buna göre yapılıyor. Böylece protezin dize tam olarak oturması sağlanıyor. Deneme protezleri ile dizin son durumu, kontrol edilip gerçek protez yerleştiriliyor. Burada işi yine cerrah yapıyor ama robotun milimetrik hesaplamalarına göre yönlendiriliyor." ÇABUK İYİLEŞME OLANAĞ Prof. Dr. Devrim Akseki, robotik cerrahiyi savunan bilimsel çalışmalarla ilgili şöyle konuştu: "Araştırmalar, robot ile yapılan protez cerrahilerinde protezin yerleşme mekaniğinin çok daha kesin bir yöntemle yapıldığını savunuyor, başarılı sonuçlar verdiğini gösteriyor. Bizim de deneyimlerimiz ve gözlemlerimiz de bu yönde. Robot sayesinde neyi ne kadar kestiğimizi çok iyi biliyoruz. Bu çalışmaların sonuçlarına göre robotik cerrahide uygulanan protezlerde, hastalar daha erken hareket etmeye başlıyor ve daha az ağrı yaşayabiliyor. Protezin neden olduğu yabancı cisim hissi az oluyor, böylece hasta kısa sürede sosyal hayatına dönebiliyor."(DHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Diz protezinde robot dönemi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 19 Feb 2024 08:36:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/diz-protezinde-robot-donemi-114639-20240219.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/diz-protezinde-robot-donemi-114639-20240219.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/diz-protezinde-robot-donemi-114639-20240219.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kalp krizine neden olan faktörler]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-kalp-krizine-neden-olan-faktorler-9971.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-kalp-krizine-neden-olan-faktorler-9971.html</link>
                    <description><![CDATA[Kalp krizine neden olan faktörler]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL, (DHA) - Kalp krizi geçirme riskini arttıran birçok faktör olduğunu söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Yiğiner, "Risk faktörleri başlıca ileri yaş, cinsiyet, hipertansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, sigara ve ailede kalp hastalığı mevcudiyeti olarak sıralanabilir. Bu etkenlerin kişilerde mevcudiyeti kalp krizi geçirme riskini arttırmaktadır" dedi.

Tıbbi literatüre nispeten yeni giren kavramlardan bir tanesi olan ageing (yaşlanma) kavramının kalp için de söz konusu olabileceğini belirten Medicana Ataşehir Hastanesi'nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Yiğiner, “Mesela sigara içen, 40 yaşında bir erkek hasta düşünün. Bu hastada şeker hastalığı ve hipertansiyon da mevcut olsun. Bu çizelgeye göre bu hastanın gelecek on yıl içinde kalp-damar hastalığı nedeni ile ölme ihtimali yüzde 4 civarındadır. Başka bir hasta hayal edelim, 60 yaşında ve sigara kullanmayan. Aynı zamanda bu hastada ne hipertansiyon ne de şeker hastalığı olsun. Çizelgeye göre bu hastanın da gelecek on yıl içinde kalp-damar hastalığı nedeni ile ölme ihtimali yüzde 4 civarındadır. Yani 40 yaşındaki hastanın kardiyovasküler risk yaşı 60 yaşındaki hastaya eşit konuma gelmiştir; kısacası 40 yaşındaki hastanın damarları 60 yaşındadır, denilebilir. Bu damar yaşlanmasının da temel nedeni sigara içilmesi, hipertansiyon ve şeker hastalığıdır" diye konuştu.

DÜZENLİ EGZERSİZ YAPIN

Prof. Dr. Ömer Yiğiner şöyle devam etti:

"Bahsedilen bu risk faktörlerinden yaş, cinsiyet ve genetik yatkınlık değiştirilemeyen risk faktörleridir. Ancak hipertansiyon, şeker hastalığı, sigara ve kolesterol yüksekliği hem ilaçlar hem de yaşam tarzı değişiklikleri elimine edilebilen risk faktörlerindendir. Çizelgeye göz atılırsa, sigara içiminin bırakılması kardiyovasküler riski yaklaşık yarı yarıya azaltmaktadır. Büyük tansiyon değerinin 160 mmHg'dan 120 civarına düşürülmesi de riski yaklaşık yarı yarıya azaltmaktadır. Aynı şekilde toplam kolesterol değerinin 300 mg/dL değerinden 200'ün altına indirilmesinin de kardiyovasküler riski 2-3 puan düşürdüğü çizelgede net olarak görünmektedir. Dolasıyla bu risk faktörlerinin bertaraf edilmesi kişinin kardiyovasküler risk yaşını da azaltmaktadır. Yani moda tabiri ile anti-ageing etkisi göstermektedir. Bu risk faktörlerinden kurtulmak için hasta ve sağlık çalışanlarının ortak çaba sarf etmesi gerekmektedir.  Sigaranın, gerekirse ilaç takviyesi alarak bırakılması damar anti ageing işleminin ilk basamağı gibi görünmektedir. Sağlıklı bir insanda normal kan basıncı değeri 140/90 mmHg'nın altında olmalıdır. Yani büyük tansiyon 140 ve üzeri, küçük tansiyon 90 ve üzeri olmamalıdır. Tansiyonun bu değerlerin üzerinde olması inme ve kalp krizi riskini belirgin arttırmaktadır. Hipertansiyon tedavisi ilaçların yanı sıra tuzsuz diyet, haftada 4-5 gün yapılan düzenli fiziksel egzersiz ve fazla kilolardan kurtulma olarak özetlenebilir."

BOL LİFLİ YİYECEKLER TÜKETMEK ÖNEMLİ

Kolesterol yüksekliği de hipertansiyon gibi hem ilaçlar hem de sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ile tedavi edildiğini belirten Prof. Dr. Yiğiner, “Tedavinin amacı kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü azaltmak ve iyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolü arttırmaktır. Bu amaçla karbonhidratlardan fakir ve bol lifli yiyeceklerle (bol sebze, meyve ve tam tahıl ürünleri gibi) beslenmek, haftada 2-3 gün balık tüketmek veya omega-3 yağ asidi tabletleri almak, günde yarım avuç içi kadar ceviz içi, fındık içi, badem içi tüketmek ve fiziksel egzersiz yapmak genel olarak kan yağlarını düzenlemek açısından önerdiğimiz yaşam tarzı değişiklikleridir. Tüm bu değişikliklere rağmen kan yağları istenen seviyelere ulaşmaz ise kolesterol ilaçları önerilir. Tüm bu öneriler doğrultusunda değerlerinizi en uygun düzeylere getirip damarlarınızı gençleştirebilirsiniz" diye konuştu.

 

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kalp krizine neden olan faktörler - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 29 Sep 2023 08:53:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29092023115323_3d880ee4dfbdad0d8abc62298a4dc153.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29092023115323_3d880ee4dfbdad0d8abc62298a4dc153.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29092023115323_3d880ee4dfbdad0d8abc62298a4dc153.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanından kalp sağlığını korumak için 10 öneri]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-uzmanindan-kalp-sagligini-korumak-icin-10-oneri-9966.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-uzmanindan-kalp-sagligini-korumak-icin-10-oneri-9966.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanından kalp sağlığını korumak için 10 öneri]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL, (DHA)- Kardiyovasküler hastalıkların dünya çapında önde gelen ölüm nedenlerinden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bilal Boztosun, “Kardiyovasküler hastalıklar dünya çapında önde gelen ölüm nedenlerinden biri olmaya devam etse bile, kalbinizi sağlıklı tutmanın yolları var” diyerek, kalp sağlığını korumak için 10 öneride bulundu. 

29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında kalp sağlığının korunmasına ilişkin uyarılarda bulunan Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bilal Boztosun, kalp sağlığının korunmaması sonucunda ölümlerin arttığını da belirterek, Sağlık Bakanlığı’nın konuyla ilgili yaptığı çalışmalara değindi. Prof. Dr. Boztosun, “Türkiye’de ölümlerin yüzde 33,4’ü dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklanıyor. Bu durum her üç dakikada bir kişinin ölümü anlamına geliyor. Her yıl yaklaşık 300 bin kişi kalp krizi geçirirken, kanser nedeniyle yaşanan kayıplar ise bu rakamın yarısını oluşturuyor” diye konuştu. 

“KOLESTEROLÜNÜZÜ KONTROL ALTINDA TUTUN, SİGARA İÇMEYİN” 

Sağlıklı bir hayata adım atmanın kalp sağlığını korumanın altın kuralı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Boztosun, kalbi koruyacak 10 öneriyi de şu şekilde özetledi: 

“Tansiyonunuzu ölçün: Yüksek tansiyon kalp hastalığı için önemli bir risk faktörü. Kan basıncınızı yılda en az bir kez, yüksek tansiyonunuz varsa daha sık kontrol ettirin. 

Kolesterolünüzü kontrol altında tutun: Yüksek kolesterol seviyeleri atardamarlarınızı tıkayabilir, koroner arter hastalığı ve kalp krizi riskini artırabilir. 

Sigara içmeyin: Sigara içmek kan basıncınızı yükselterek, kalp krizi ve felç riskinizi artırır. Sigarayı bırakmak riski ciddi oranda azaltır. 

Dengeli beslenin: Doymuş veya trans yağlardan zengin beslenmek kalp hastalığıyla bağlantılıdır. Çok fazla tuz ve alkol kan basıncınızı yükselterek kalbinizi zorlar. Kronik olarak yüksek kan basıncı, kalbinizin vücudunuzda kan dolaşımı sağlamak için gerekenden daha fazla çalışması anlamına gelir bu da kalbinizi daha fazla yorar. Akdeniz diyeti, tam tahıllar, fasulye, yeşil yapraklı sebzeler, meyveler, daha az miktarda kırmızı et ve az yağlı süt ürünleri içeriğiyle kalp hastalıklarını önlemede en çok tavsiye edilen diyettir. 

Düzenli egzersiz yapın: Fiziksel aktivite kilonuzu korurken kolesterol ve kan basıncınızı düşürmenize yardımcı olur. Her hafta 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz yeterliyken koşu, spinning gibi yüksek yoğunluklu egzersizler haftada 75 dakika yeterli olur. 

Kilonuzu kontrol altına alın: Aşırı kilolu olmak kalp hastalığı için önemli bir risk faktörü. Bir kilo vermek kan basıncınızı bir puan düşürürken, 10 kilo vermek 10 birim düşürür. 

Stresle mücadele etmeyi öğrenin: Yüksek stres seviyeleri kan basıncınızı, kalp atış hızınızı ve nefes alıp vermenizi artırır. Bu yüksek seviyeler kalp krizi gibi kardiyovasküler bir olayı tetikleyebilir. Meditasyon, derin nefes alma, sevdiklerinizle telefonda konuşma, ailenizle ve evcil hayvanlarınızla vakit geçirme gibi farklı yöntemler stresle başa çıkma becerilerinizi geliştirir. 

Yıllık grip aşınızı yaptırın: Grip, artan kalp krizi ve felçle ilişkilidir. Grip olma riskini ve ciddi enfeksiyonları ortadan kaldırmak için aşı yaptırın. 

Yeterince uyku uyuyun: Çoğu yetişkinin 7 ila 9 saat uykuya ihtiyacı vardır. Yeterince uyumazsanız, yüksek tansiyon, obezite ve diyabet riskini artırabilirsiniz. 

Birinci basamak sağlık hizmetlerinden faydalanın: Birinci basamak aile hekiminizin ana hedefi sağlıklı kalmanıza yardımcı olmaktır. Bunu yapmanın yollarından biri, kalp hastalığı da dahil olmak üzere çeşitli hastalıklara ilişkin risk faktörlerinize bakmaktır. Aile hekiminiz orta veya yüksek risk taşıdığınızı tespit ederse ilaç yazabilir, yaşam tarzı değişiklikleri önerebilir ve gerektiğinde kardiyoloji uzmanına yönlendirebilir."

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanından kalp sağlığını korumak için 10 öneri - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 29 Sep 2023 07:30:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29092023103039_2e526ef709ce7acd5e1953e5a7ab03d5.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29092023103039_2e526ef709ce7acd5e1953e5a7ab03d5.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29092023103039_2e526ef709ce7acd5e1953e5a7ab03d5.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Yıldırım: Meme implantı lenfomaya neden olabilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-prof-dr-yildirim-meme-implanti-lenfomaya-neden-olabilir-5677.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-prof-dr-yildirim-meme-implanti-lenfomaya-neden-olabilir-5677.html</link>
                    <description><![CDATA[Prof. Dr. Yıldırım: Meme implantı lenfomaya neden olabilir]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

ANTALYA,(DHA) - MEDİCAL Park Antalya Hastane Kompleksi'nde görevli Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Rahşan Yıldırım, meme implantının lenf kanserine (lenfoma) yol açabileceğini belirterek, "Meme implantı yerleştirilen kişilerde bir yıldan sonra lenfoma gelişmesine bağlı implant çevresinde sıvı birikmesi veya daha nadiren 8-10 yıl sonra implant çevresinde kitle oluşabilir" dedi.

Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Rahşan Yıldırım, lenf kanseri hakkında bilgi vererek meme implantının, saç boyası ve tarım ilaçlarının lenfomaya neden olabileceğini belirtti.

'BAKTERİ VE KİMYASALLAR LENFOMAYI TETİKLİYOR'

Bakteri ve kimyasalların lenfomayı tetiklediğini belirten Medical Park Antalya Hastane Kompleksi'nde görevli Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Rahşan Yıldırım, "Lenfoma, vücudun bağışıklık sisteminin bir parçası olan lenfatik sistemde başlayan bir kanser türüdür. Lenfomada, lenfosit adı verilen kan hücreleri kontrolsüz şekilde çoğalır ve vücutta lenf bezlerinde ve bazen diğer organlarda da hasara neden olur. İleri yaş, bazı virüs (Ebstein Barr virüs, HIV, Hepatit C virüsü gibi) ve bakteriler, kimyasallar (saç boyası, tarım ilaçları gibi) bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar lenfoma riskini artırdığı bilinmektedir" dedi.

diye konuştu.

'8-10 YIL SONRA İMPLANT ÇEVRESİNDE KİTLE OLUŞABİLİR'

Meme implantı sonrası gelişen lenfomalardan bahseden Prof. Dr. Yıldırım, "Son zamanlarda meme implant yerleştirme sonrası da meme lenfoma vakaları tanımlanmış ve 2016 Dünya Sağlık Örgütü tarafından Meme İmplantı sonrası gelişen Lenfomalar Lenfoma'nın bir alt grubu olarak sınıflamaya alınmıştır. Meme implantı yerleştirilen kişilerde bir yıldan sonra lenfoma gelişmesine bağlı implant çevresinde sıvı birikmesi veya daha nadiren 8-10 yıl sonra implant çevresinde kitle oluşabilir. Memede büyüme, ağrı, asimetri gibi bulgular varsa hastalar vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmalıdırlar. Hatta bu semptomlar olmasa bile yılda bir kontrol yaptırmalıdırlar" diye konuştu.(DHA)

FOTOĞRAFLI

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Yıldırım: Meme implantı lenfomaya neden olabilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 16 Dec 2022 12:22:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/16122022152252_a08e5b3ff5cbcfecd6b8f424db3d6b71.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/16122022152252_a08e5b3ff5cbcfecd6b8f424db3d6b71.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/16122022152252_a08e5b3ff5cbcfecd6b8f424db3d6b71.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bakan Koca: Çabalarımızın sonucunu sağlıkta fark yaratan bir ülke olarak görüyoruz]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-bakan-koca-cabalarimizin-sonucunu-saglikta-fark-yaratan-bir-ulke-olarak-goruyoruz-5669.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-bakan-koca-cabalarimizin-sonucunu-saglikta-fark-yaratan-bir-ulke-olarak-goruyoruz-5669.html</link>
                    <description><![CDATA[Bakan Koca: Çabalarımızın sonucunu sağlıkta fark yaratan bir ülke olarak görüyoruz]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca, bakanlık bünyesinde 953'ü hastane, 8 bini aile sağlığı merkezi olmak üzere toplamda 14 bini aşkın sağlık kuruluşuyla hizmet verildiğini belirterek, "Artan nüfusumuzla beraber artan sağlık hizmetine cevap verebilme talebi çabasıyla hizmetlerimizin kalite seviyesinin korunması ve artırılması yönünde gayretlerimizi hiç yavaşlatmadık. Bu çabalarımızın sonucunu sağlıkta fark yaratan bir ülke olarak görüyoruz" dedi.

Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün düzenlediği '8'inci Uluslararası Sağlıkta Performans ve Kalite Kongresi', Antalya'da başladı. Serik ilçesi Belek turizm merkezinde, otelde yapılan kongrenin açılışına Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Sabahattin Aydın, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Tekin ve 2 bin 500 sağlık görevlisi katıldı. 17 Aralık'ta sona erecek ve sağlıkta kalitenin ele alınacağı kongrenin açılışında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, video kaydıyla katılımcılara seslenerek, "Yüzyılın vizyonuyla hareket ettiğimiz bu dönemde, geleceğin sağlık hizmetlerini, sağlığın kalitesini yaptığımız yatırımlarla vatandaşlarımıza en iyi sağlık hizmetini, en iyi sağlık tesislerini, yetkin sağlık çalışanlarımızla vermenin gayretindeyiz. Hizmet kapasitesini geliştirecek yatırımların, her türlü teknolojiyle donatılmış hastaneleri birer birer devreye alıyor, sağlık çalışanları ve vatandaşlarımızın hizmetine sunuyoruz" dedi.
Sağlık Bakanlığı bünyesinde 953'ü hastane, 8 bini aile sağlığı merkezi olmak üzere toplamda 14 bini aşkın sağlık kuruluşuyla hizmet verildiğini aktaran Bakan Koca, "Artan nüfusumuzla beraber artan sağlık hizmetine cevap verebilme talebi çabasıyla hizmetlerimizin kalite seviyesinin korunması ve artırılması yönünde gayretlerimizi hiç yavaşlatmadık. Bu çabalarımızın sonucunu sağlıkta fark yaratan bir ülke olarak görüyoruz. Görünürlüğümüz sağlık turizmi de tüm ülkede artarken pandemi döneminde daha da belirginleşti. Bugün bir Türk markasından söz edebiliyorsak bu çabalarımızın sonucudur. Sağlık hizmetlerinde kaliteyi geliştirmek, iyileştirmek, güçlendirmek, yenileşmeyi ve sürekliliğini sağlamak amacıyla yapılan çalışmalar akredite edilmiş belli standartların uygulanmasına dayanmaktadır. Nitelikli sağlık hizmetleri için kalite ve akreditasyon başlığı yer alan bu konu bakanlığımızın öncelikleri arasında olmaya devam etmiştir" diye konuştu.
'GÖZÜMÜZÜ DAHA UZAĞA ÇEVİRMELİYİZ'
Bakanlıkça geliştirilen hizmet kalite standartlarının uzunca süredir sağlık kuruluşlarında uygulandığına işaret eden Bakan Fahrettin Koca, şöyle devam etti:
"20 yıla yakın bu birikim sonucunda bu süreç bir akreditasyon sisteminin hayata geçmesini sağlamıştır. Hangi model uygulanırsa uygulansın bizim değişmez hedefimiz, Türkiye'de sağlık hizmetinin etkili, verimli, zamanında ve hakkaniyet çerçevesinde sunulmasını sağlamak ve bunu yaparken, hasta ve çalışan güvenliğiyle hasta ve çalışan memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmaktır. Süreci garanti altına almadan iyi sonuçlar almak ancak hayal ürünüdür. Kalite önceliğimiz olmalıdır ancak gözümüzü daha uzağa çevirmeli, hedeflerimizi ne derece gerçekleştirdiğimize de bakabilmeliyiz. Bunun için tek başına kurumlarımızın kalite çalışmaları yeterli değil. Topyekun sağlık sitemimizin hedefe odaklı olması lazım. Sağlık sisteminde kalite arayışı ve ihtiyaç duyulan şeyleri üretmek ana hedefimiz olmalıdır. Kurumlarımızda görev yapan sadece kalite sorumluları değil, bütün yöneticilerimiz ve sağlık çalışanlarımızın hedefte buluşması gerektiğini düşünüyorum. Ben bu potansiyele sahip olduğumuz inancındayım. Gayret, sebat ve fedakarlıklarıyla küresel sağlığın zor günlerini dayanışma ile atlatmayı başaran büyük bir sağlık ailemiz var."
'KALİTE YOLCULUĞUMUZ ADIM ADIM GÜÇLENEREK DEVAM ETTİ'
Sağlık Bakan Yardımcısı Sabahattin Aydın, sağlıkta kalite yolculuğunun 20 yıllık serüveni olduğunu vurgulayarak, "Sağlıkta dönüşüm programının 8 ana başlığından 1'i de kalitede akreditasyondur. O günden itibaren kalite yolculuğumuz adım adım güçlenerek devam etti. Bakanlığımız içerisinde oluşturulmuş bir kalite koordinasyonuyla başlayan süreç sonra daire oluşumuyla kurumsal bir yapı kazandı. Faaliyetlerimizde önce öğrenme, uluslararası kuruluşları tanıma onlarla iletişim kurma gibi emekleme döneminden sonra da hizmet kalite standartlarının geliştirilmesi, sağlık kuruluşlarımızın performans ölçümlerinde biraz ölçüm aracı olarak kullanılması derken akreditasyon sisteminin kurulmasına kadar geçen bir süreç oldu. Bu süreç kısa bir süreç değil, 20 yıl. 20 yılı küçümsemeyin. 20 yıl önce göbeği kesilen birçok kızımız bugün gelin oldu. 20 yıl önce doğan birçok gencimiz askerden terhis oldu. 20 yıl önceki bebeklerimizin önemli bir kısmı üniversiteden mezun olup hayata atıldı. Bu süre önemli ve değerlendirilmesi gereken bir süre. Bu süreci ne kadar değerlendirebildiğimiz ne kadar verimli geçirdiğimiz konusunu dikkatle incelememiz gerekiyor" dedi.
'KALİTE ÇALIŞMALARI BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ'
Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Tekin de "Pandemi döneminde 1,5 milyon sağlık çalışanımız ile beraber ülke olarak başarı hikayesi sergiledik. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile gördüğümüz hastane koridorlarındaki tablolara ülkemizde rastlamadık. Ülkemizin her köşesindeki bütün vatandaşlarımıza eşit, hakkaniyetli sağlık hizmeti sunmak için destek oldunuz. Sağlık hizmeti sunarken hakkaniyetli ve eşit olarak sağlık hizmeti sunmayı amaçlıyoruz. Kalite çalışmaları bizim için çok önemli. Dünyada kalite çalışmaları 1900'lü yılların başında başlamış ancak 1990'lü&nbsp;yıllarda hızlanarak devam etmiş. Ülkemizde de Sağlıkta Dönüşüm Projesi ülkemizin bugünkü sağlık alanında gelmiş olduğu noktanın başlangıcı. Ülkemiz, dünyada örnek gösterilen sağlık hizmet sunucularından birisi haline geldi. 2000'li yılların başlangıcında başlamış, 2006 yılında da ivmelenerek devam eden çalışmalar 2009 yılında da ilk kongremizle kalite kongremiz gerçekleştirildi. Bu kongre Türkiye'de sağlık platformunun en önemli kongresi" diye konuştu. (DHA)

FOTOĞRAFLI

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bakan Koca: Çabalarımızın sonucunu sağlıkta fark yaratan bir ülke olarak görüyoruz - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 15 Dec 2022 13:12:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/15122022161221_ed01a1342775d3d0df49b8e713773198.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/15122022161221_ed01a1342775d3d0df49b8e713773198.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/15122022161221_ed01a1342775d3d0df49b8e713773198.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bucak Devlet Hastanesinden mesai dışı poliklinik hizmeti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-bucak-devlet-hastanesinden-mesai-disi-poliklinik-hizmeti-5245.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-bucak-devlet-hastanesinden-mesai-disi-poliklinik-hizmeti-5245.html</link>
                    <description><![CDATA[Bucak Devlet Hastanesi bazı branşlarda mesai dışı poliklinik hizmeti verecek.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kasım ayında başlayacak mesai dışı saat 17:00 – 19:00 saatleri arasında Dahiliye polikliniğinde Halil Hatipoğlu, Çocuk polikliniğinde Mesut Konu, Nöroloji polikliniğinde Ece Köse, Çocuk polikliniğinde Erdem Arat, Üroloji polikliniğinde Ahmet Kolsuz, Ortepedi polikliniklerinde Abdülkadir Türk ve Hüseyin Çatan, Göz Hastalıkları polikliniğinde Yusuf Özdemir, Beyin Cerrahi polikliniğinde Arda Aydoğmu, Kulak Burun Boğaz polikliniğinde Hüseyin Yıldız ve Kadın hasta ve doğum polikliniğinde Esra Güner poliklinik yapacaklar.

Mesai saatleri dışında saat 17:00 – 19:00 saatleri arasında muayene almak isteyenler Merkezi Hekim Randevu Sisteminden (MHRS) randevu almaları gerekiyor.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bucak Devlet Hastanesinden mesai dışı poliklinik hizmeti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 12:34:26 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/bucak-devlet-hastanesinden-mesai-disi-poliklinik-hizmeti-153547-20221031.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/bucak-devlet-hastanesinden-mesai-disi-poliklinik-hizmeti-153547-20221031.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/bucak-devlet-hastanesinden-mesai-disi-poliklinik-hizmeti-153547-20221031.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ ‘1000 çocuk böbrek nakli bekliyor’]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-1000-cocuk-bobrek-nakli-bekliyor-5225.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-1000-cocuk-bobrek-nakli-bekliyor-5225.html</link>
                    <description><![CDATA[ ‘1000 çocuk böbrek nakli bekliyor’]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Sema Akman, Türkiye'de 1000 civarında böbrek nakli bekleyen çocuk olduğunu belirterek, “Bir çocuk son evre böbrek yetmezliği seviyesine ulaşmışsa, hayatta kalması için ya diyaliz ya da böbrek nakli tedavisi uygulanmalı. Bu çocuğun böbrek nakli şansı yoksa 10 yıl yaşatma şansımız sadece yüzde 50" dedi.

AÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sema Akman, Türkiye'de böbrek yetmezliği hastalığı olan çocukların zorlu tedavi süreçleri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin genetik hastalıklar diyarı olduğundan bahseden Prof. Dr. Akman, genetik hastalıklar arasında böbrek hastalıklarının da görüldüğünü belirterek, bunların çoğunun son evre böbrek yetmezliğine ilerlediğini söyledi.
OKULDA OLMASI GEREKEN ÇOCUKLAR DİYALİZ TEDAVİSİNDE
Prof. Dr. Sema Akman, böbrek yetmezliğinin son evresine ulaşıldığında çocukları hayatta tutan 2 şans olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sema Akman, şöyle konuştu:
“Ya diyaliz tedavisi başlanmalıdır ya da böbrek nakli yapılmalıdır. Böbrek nakli olana kadar periton diyalizi ya da hemodiyaliz tedavilerini uyguluyoruz. Periton diyaliz dediğimiz sistemde, karın içerisine kateter konulur ve bu bir ameliyat gerektirir. Bu kateter aracılığıyla her gün karnına sıvı alınıp verilerek kanda dolaşan zehirli maddeler vücuttan alınır. Özellikle ergenlik çağlarındaki çocuklar, görünümleri bozulduğu için karnında kateterle dolaşmak istemiyor. Olay sadece ilaç almak ve diyaliz yapmak değil. O işlemleri yapmak bazen sıkıntı olabiliyor. Karın zarı iltihapları olabiliyor. Hemodiyalizde ise çocuklar açısından durum daha da kötü, çünkü incecik damarlara kateter takılarak daha sonra işlem sırasında kullanılması gerekiyor. Takılıyor ve bir müddet sonra o kateter çalışamaz hale geliyor. Sonra başka damara kateter takılıyor. Bunlar acı veren işlemler. Hastalarda onlarca kez yapılabiliyor. Damarlarına kateter takılma işlemi 100'ü geçen hastamız var. Bir çocuk için kabul edilemez bir yaşam şekli. Bir de evde ya da okulda olmaları gerekirken hastanede olmaları gerekiyor."
'NAKİL OLURSA 10 YIL BOYUNCA YÜZDE 95 YAŞAYABİLİR'
Diyaliz tedavilerinin böbrek nakli bekleyen çocukları hayatta tutmak için önemli bir tedavi yöntemi olduğunu belirten Prof. Dr. Sema Akman, “Şu an 1000 civarında böbrek nakli bekleyen çocuk var. Birtakım büyüme gelişim geriliği, ekstra ilaç verilmesine rağmen kansızlık problemleri, kemik eğrilikleri, halsizlik, birçok yiyeceği yememe gibi durumlar yaşanmaktadır. En önemlisi de bir çocuk son evre böbrek yetmezliği seviyesine ulaşmışsa ve hemodiyaliz tedavisi görüyor, ama böbrek nakli şansı yoksa 10 yıl yaşatma şansımız sadece yüzde 50. Ama böbrek nakli yaparsak bu çocuğu 10 yıl boyunca yüzde 95 yaşatabiliriz. Onu hayatta tutmanın ötesinde daha rahat, daha konforlu, daha serbest beslenebileceği ve eğitim alabileceği bir hayat sunarız. Çocuklar bizim geleceğimizdir, acı içindeki çocukları rahatlatmak hepimizin öncelikli görevi olmalıdır" diye konuştu.
'ORGAN BAĞIŞI KONUSUNDA FARKINDALIĞIN ARTMASI GEREKİYOR'
Diyaliz tedavisi gören çocukların yanı sıra ailelerin de hayatlarının etkilendiğini belirten&nbsp;Prof. Dr. Sema Akman, böbrek nakli yapıldığı zaman tüm ailenin rahata kavuştuğunu aktardı. Böbrek naklinin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Akman, “Yakın akrabalardan canlı verici adayı olsa bile her zaman kan grubu uyumu olmayabiliyor. Anne veya babası verici adayı oluyor ama kan grubu uymayabiliyor. Kan grubu uyumu burada çok önemli. Beyin ölümü sonrası organ bağışı konusunda gelişmiş Avrupa ülkelerinde olduğu gibi halkımızda da farkındalığın artması gerekiyor. Toprağa gidecek olan sevdiklerinin organlarının başka birinde yaşamasını tercih etmeleri, o çocuklara hayat vermeleri bizim beklentimiz. Umarım ileride halkımızın farkındalığının artmasıyla beyin ölümü sonrası bağış oranlarımız, gelişmiş ülkeler düzeyine ulaşır. Çünkü şu an canlı vericiden böbrek nakli yüzde 80'lerde. Avrupa'da ise tam tersi. Avrupa'da kadavradan, yani beyin ölümü sonrası yapılan böbrek nakli bağışı yüzde 80'lerde" dedi.
'HEKİMLERİN TEK DERDİ ÇOCUKLARIN YAŞAMLARINI UZATMAK'
Organ bağışlama konusunda insanların beyin ölümü ve bitkisel yaşamı karıştırdığını, bu nedenle bağış konusunda tereddüt yaşadığını belirten Prof. Dr. Sema Akman,&nbsp;“Beyin ölümü koma ya da bitkisel yaşam ile karıştırılabiliyor. Beyin ölümü kararı verilirken 5 ayrı doktor 3 ayrı aletle karar verir ve bu karar verildikten sonra hayata dönen 1 kişi bile yoktur. Ama bitkisel yaşam ve koma durumları farklıdır. Oralarda insanlar uyanabilir. Bu konuda hekimlere güvenilmesi önemli, çünkü hekimlerin tek derdi bu çocukların hayatını uzatmak. Yaşam haklarını savunmaktır. Ayrıca, ülkemiz genetik hastalıklar cenneti. Birçok genetik hastalık özellikle böbrek hastalıkları olarak da görülebiliyor. Akraba evliliği bunları artıran önemli faktörlerden" diye konuştu.&nbsp;(DHA)

FOTOĞRAFLI

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[ ‘1000 çocuk böbrek nakli bekliyor’ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 28 Oct 2022 07:23:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/28102022105039_489f33170ba2a186800a067e48f361f8.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/28102022105039_489f33170ba2a186800a067e48f361f8.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/28102022105039_489f33170ba2a186800a067e48f361f8.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA['Çocuğunuzda karın ağrısı varsa ağrı kesici vermeyin']]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-cocugunuzda-karin-agrisi-varsa-agri-kesici-vermeyin-5108.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-cocugunuzda-karin-agrisi-varsa-agri-kesici-vermeyin-5108.html</link>
                    <description><![CDATA['Çocuğunuzda karın ağrısı varsa ağrı kesici vermeyin']]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

ANTALYA, (DHA) - ÇOCUK Cerrahı Dr. Elnur Nurullayev, çocuklarda karın ağrısı şikayetinin ciddiye alınması gerektiğini belirterek, “Bir çocukta karın ağrısı var ise bu önemlidir. Bir an önce zaman kaybetmeden uzman bir hekime başvurmak gerekiyor. Aileler ağrıyı kendi başına tedavi etmeye kalkmamalı" diye konuştu.

Karın ağrısının altında yatan bazı sebepler olabileceğini söyleyen Dr. Nurullayev, “Bu sebeplerin tanısını koyabilecek tek kişi, doktordur. Aileler, doktora gitmeden kendi başlarına tanı koymamalı. Gelişi güzel ağrı kesici ilaçları çocuklarına vermemeli. Bazı aileler, karın ağrısı çeken çocuklarına ilk etapta sıcak uygulama, soğuk uygulama, masaj yaparak ağrıyı gidermeye çalışıyor. Kimisi gelişi güzel ağrı kesiciler vererek, sorunun tam tespitini önlüyor. Çocuktaki karın ağrısı cerrahi bir hastalıktan dolayı olabilir. Böyle bir durumda çocuğun hayatını riske atmamak için mutlaka ağrının başladığı ilk dakikadan itibaren doktora başvurmak en doğru davranıştır" ifadelerini kullandı.

'APANDİSİTE BAĞLI AĞRI ÇOK TEHLİKELİ'

OFM Antalya Hastanesi Çocuk Cerrahı Dr. Elnur Nurullayev, karın ağrısı şikayetinin çocuklarda sık rastlanan bir durum olduğuna vurgu yaptı. Dr. Nurullayev “Bir çocukta karın ağrısı varsa, aile dikkatli olmalıdır. Karın ağrısının en sık nedenleri kabızlık veya gastroenterit gibi viral enfeksiyonlardır ve tedavisi cerrahi olmayan hastalıklardır. Ağrı cerrahi karın ağrısı ise adından göründüğü gibi tedavisinde acil cerrahi girişim gerekmektedir. Karın ağrısı olan çocukların yaklaşık yüzde 5'inde cerrahi tedavi gerekli olur. Bu yüzdelik rakam çok küçük gibi görünse de karın ağrısının bu kısmını kapsayan hastalar için oldukça önemlidir. İki yaş altındaki çocuklar karın ağrısını sözle ifade edemezler, huzursuzlar ve ayaklarını karnına çekerek ağlarlar. Oyun çocukları (2-5 yaş) karın ağrısını anlatabilseler de bilgiler her zaman güvenilir değildir. Ağrının yeri, süresi, karakteri ile ilgili öykü aldığımızda çocuk 5 yaşın üstündeyse bilgiler güvenilirdir. İshal ve karın ağrısı genelde gastroenteritte görülse de patlamış apandisitte de görülebilir. Apandisite bağlı ağrısı olan bir çocuk dik yürüyemez, sağa doğru eğilerek yürür" bilgilerini aktardı.

HAZIR GIDALARDAN KAÇINMAK GEREKİYOR

Karın ağrısı şikayetine neden olan faktörlerin çoğunluğunun hazır gıdalardan kaynaklanabileceğini söyleyen Dr. Elnur Nurullayev, çocuklardaki doğal beslenme düzeninin önemine vurgu yaptı. “Aileler mümkün olabildiğince hazır gıdalardan kaçınmalı. Abur cubur diye tabir ettiğimiz yiyeceklerden çocuklarını uzak tutmalı. Meyve ve yiyeceklerin yıkanmadan verilmemesi gerekir. Ev ortamında hazırlanan doğal besinler kabızlık, gastroenterit gibi birçok hastalığın oluşumunu engeller. Doğal olmayan yiyecekler, çocukta birçok hastalığın gelişimine neden olur. Günümüzde çocukları hazır gıdalardan korumak oldukça güçtür. Ancak çocukla konuşarak, onu anlayarak bu sorunun üstesinden gelebilirsiniz" dedi.

FOTOĞRAFLI

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA['Çocuğunuzda karın ağrısı varsa ağrı kesici vermeyin' - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 18 Oct 2022 12:11:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/18102022151958_07a5ed99dd358c2489d1585ec82d0b5e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/18102022151958_07a5ed99dd358c2489d1585ec82d0b5e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/18102022151958_07a5ed99dd358c2489d1585ec82d0b5e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA['Göğüs ağrısı, öksürük ve farenjitin nedeni reflü olabilir']]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-gogus-agrisi-oksuruk-ve-farenjitin-nedeni-reflu-olabilir-4874.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-gogus-agrisi-oksuruk-ve-farenjitin-nedeni-reflu-olabilir-4874.html</link>
                    <description><![CDATA['Göğüs ağrısı, öksürük ve farenjitin nedeni reflü olabilir']]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

ANTALYA, (DHA) - GENEL Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Ramazan Azar, toplumda çok sık görülen reflü hastalığının kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilediğine dikkati çekti. Göğüs ağrısına neden olan reflü hastalığının, kalp hastalığı ile çok sık karıştırıldığına dikkat çekten Azar, “Göğüs ağrısı ile kalp servisine giden, anjiyo yaptıran ama herhangi bir bulguya rastlanamayan hastaların çoğunluğunun reflü hastalığına yakalanmış olduğu yapılan araştırmalarda ortaya çıktı" dedi.

OFM Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Ramazan Azar, yapılan araştırmalara göre her 5 kişiden birinin reflü hastası olduğuna vurgu yaptı. Ramazan Azar, midede yanma, ekşime, ağza acı su gelmesi, göğüs kafesinde yanma, hastalığı ilerleyen hastalarda kronik öksürük, ses kısıklığı ile belirti gösteren hastalığın tedavisine ilişkin önemli bilgiler aktardı. Op. Dr. Azar, “Reflü mide içeriğinin, asit ve safranın, yemek borusuna doğru kaçmasını ifade eder. Yemek borusu ile mide arasında bir kapakçık sistemi bulunmaktadır. Bu kapakçık sisteminin fonksiyonu bozulduğu zaman; mide içeriğindeki asit, yemek borusuna doğru kaçıp yemek borusunun iç yüzeyini tahriş eder. Reflü olan bir kişi, beslenmesine çok dikkat etmelidir. Özellikle asit oranı yüksek yiyeceklerden uzak durmalılar. Simit, poğaça, domates, sigara, portakal, çikolata, gazlı içeceklerin hepsi aside neden olduğu için bu yiyeceklerin mümkün olduğunca dikkatli tüketilmesi gerekir. Bu besinlere dikkat etmezsek midenin asit dengesi bozulur ve asit yemek borusuna geri kaçar. Bu da yemek borusunda yaralara neden olur. Yağlı ve asitli yiyeceklerden uzak durduğumuz sürece her türlü yiyeceği yiyebiliriz. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenebiliriz. Mide kapakçığında sorun olan hastalarımız, gece yarısı yemek yememeli" ifadelerini kullandı.

DİYET YAPIN, ACI VE BAHARATTAN UZAK DURUN

Reflü hastalarının tedavisinin kişiye göre değiştiğini söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Azar, reflü hastalarının acı biber ve baharatlı yiyeceklerden uzak durması gerektiğinin altını çizdi. Op. Dr. Ramazan Azar, “Reflünün tedavisinde önceliğimiz, hastaya uygun bir diyet listesi çıkarmaktır. Midenin asit salgısını baskılayıcı ilaçları da tedavimize ekliyoruz. Baharatlı yiyecekler, reflü oluşumunda en sık etmenlerdir. Halk arasında acı yemek, baharatın mideye iyi geldiğini düşünmek yanlış bir uygulamadır. Biz bunu kesinlikle önermiyoruz. Bu durum reflüyü azaltmaz, bilakis çoğalmasına neden olur. Reflüde önceliğimiz ilaç tedavisidir. Fakat bazı hastalar ilaç tedavisine dirençli olabiliyor, ömür boyu ilaç kullanmak zorunda kalan hastalar olabiliyor. Bu durumlarda kesin ve kalıcı çözüm olarak kapalı cerrahi yönteme başvuruyoruz. Mide kapakçığında cerrahi onarım durumu söz konusu ise, açıklık çok fazla ise, midenin göğüs kafesine doğru fıtıklaşma mevcut ise bunun ilaçla düzelmesi imkânsızdır. Bu durumda hastanın ameliyat olması gerekmektedir. İlacın etkili olmadığı durumda reflünün kalıcı tedavisi ameliyattır" ifadelerini kullandı.

GÖĞÜS AĞRISI, ÖKSÜRÜK VE FARENJİTiNİZ VARSA DİKKAT

Op. Dr. Ramazan Azar, reflü hastalığının bilinen özelliklerine de dikkat çekti. Op. Dr. Azar, reflü hastalarında göğüs ağrısının olduğunu, bu ağrının sıklıkla kalp hastalığı ile karıştırıldığının altını çizdi. Reflü hastalığının ileri yaşlarda çok sık görüldüğüne vurgu yapan Op. Dr. Azar, “İleri yaş hastalarda reflü hastalığı çok yaygındır. Bu nedenle reflü hastalarında göğüste şiddetli ağrılarda görülür. Göğüste ağrının meydana gelmesi, hastanın kalbinde sorun olduğu hissine kapılmasına neden olur. Göğüs ağrısı ile kalp servisine giden, anjiyo yaptıran ama herhangi bir bulguya rastlanamayan hastaların çoğunluğunun reflü olduğu araştırmalarda ortaya çıktı. Asit yemek borusu ile midenin birleştiği yerin çok üstüne çıkıp gırtlak bölgesini geçtiği zaman ses kısıklığı ve kronik öksürüğe sebep olur. Mideden gelen gıda ve asidin bir kısmı akciğere kaçtıysa özellikle ileri düzeylerde astıma sebebiyet verilebilmektedir. Kronik öksürük, farenjit gibi nedeni belli olmayan sorunlar yaşıyorsanız, reflü olabilirsiniz" diye konuştu.

FOTOĞRAFLI

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA['Göğüs ağrısı, öksürük ve farenjitin nedeni reflü olabilir' - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 26 Sep 2022 12:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/27092022082250_f12ecb6a3d167c2d87241ba9ebaa4c83.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/27092022082250_f12ecb6a3d167c2d87241ba9ebaa4c83.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/27092022082250_f12ecb6a3d167c2d87241ba9ebaa4c83.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gözlük kullanmak istemeyen doktorların tercihi lazer oldu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-gozluk-kullanmak-istemeyen-doktorlarin-tercihi-lazer-oldu-3927.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-gozluk-kullanmak-istemeyen-doktorlarin-tercihi-lazer-oldu-3927.html</link>
                    <description><![CDATA[Gözlük kullanmak istemeyen doktorların tercihi lazer oldu]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Antalya’daki Veni Vidi Göz Hastanesi'nden Op. Dr. Serhan Gazyağcı, gözlük kullanan, yakın ve uzak görme bozukluğu yaşayan meslektaşları Op. Dr. Uğur Balcı, Op. Dr. Kemal Sağnak ile Op. Dr. Özgür İlhan’a başarılı bir operasyonla lazer ve akıllı lens ameliyatı yaptı. Ameliyat sırasında hiç acı hissetmediklerini söyleyen göz hekimleri ertesi gün hasta kabulüne başladıklarını dile getirdi.

Yıllardır gözlükle yaşayan hekimler ameliyat sonrası bir günde gözlükten ayrıldı. Ameliyat deneyimlerini anlatan hekimler lazer ve akıllı lens ameliyatları hakkında bilgilendirmede bulundu. Lazer ve akıllı lenslere yönelik bilgi veren Op. Dr. Serhan Gazyağcı, “Günümüzde birçok insan gözlükten kurtulmak istiyor ve biz gözlükten kurtulmak isteyen hastaları hem akıllı lens hem de lazer teknolojileriyle gözlükten kurtarabilmekteyiz. 40 yaş altındaki hastalarımızı lazerle, hatta no-touch lazerle, 40 yaş üstündeki hastalarımızı da akıllı lens teknolojileriyle gözlükle kurtarabilmekteyiz. Farkları ise lazer dediğimiz teknoloji gözün ön tarafına uygulanıyor ve saat camı diye tabir edilen tarafa göze hiç dokunmadan saniyeler içerisinde numaralardan kurtardığımız bir teknolojidir. Hasta saniyeler içerisinde gözlükten kurtuluyor ve hayatına gözlüksüz devam edebiliyor. 40 yaş üzerinde sorun ikiye katlanmış oluyor. 40 yaş sonrasında gözümüz sağlam olsa bile yakını göremiyoruz. Hele uzak problemlerimiz varsa hipermetrop, astigmat işte o zaman hem uzak hem de yakın gözlük kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Akıllı lens bu iki hastalığı yani miyop, hipermetrop astigmat ve yaşa bağlı yakın görememeyi kalıcı olarak ömrünün sonuna kadar gözlüksüz hale getiren bir teknolojidir” dedi.

HEKİMLER GÖZLERİNİ MESLEKTAŞINA EMANET ETTİ

Hastaların bu tür ameliyatları yakınlarına yapıp yapmadıklarını merak ettiğini aktaran Op. Dr. Gazyağcı, “Çünkü insanlar korkuyor. Bir teknoloji var ama bunu kimler uyguluyor diye düşünüyorlar. Annem, babam, halam, amcam gibi yakınlarım, yaşlarına göre akıllı lens ameliyatı olmuş hastalar. Diğer karşılaştırdığımız sorulardan biri de 'Madem bu ameliyatlar güzel. Neden göz doktorları da ameliyat olmuyor' şeklinde oluyor. Cerrahi olarak vaka sayım çok fazla olduğu için göz hekimi arkadaşlarım da ameliyat olurken gözlerini bana emanet ediyor. Gözlükten kurtardığım, 40 yaş altında göz doktoru arkadaşlarım var" diye konuştu.

'GÖZLÜĞÜN HAYATA BU KADAR ENGEL OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORDUM'

Gözlüğün birçok kişi için engel olduğunu aktaran Op. Dr. Gazyağcı, “Düzce depreminde bir hastam 'Hocam herkes canını kurtarmaya çalışırken, ben öncelikle gidip gözlüğümü bulup ondan sonra evden çıkmaya çalıştım' demişti. Bu benim için hayatta unutamadığım bir şeydi. Çünkü gözlüğün bu kadar engel olabileceğini biz de düşünmüyorduk. O hasta gözlükten kurtulduğu gün 'Bir daha böyle bir şey olduğunda ben de tüm insanlar gibi direkt kendi canımı kurtarmak için kaçacağım' demişti. Bu benim için unutulmaz bir anıdır" ifadelerini kullandı.

'HİÇBİR AĞRI SIZI HİSSETMEDİM'

Op. Dr. Uğur Balcı ise uzun zamandır lazer cerrahisi geçirmeyi düşündüğünü ifade etti. Gençliğinden beri gözlük ve lens kullandığını belirten Dr. Balcı, “Ancak buna hem vaktim uygun olmuyordu hem de kendinizi başka bir hekime emanet etmek çokta kolay bir şey değil. Bu hastanede çalışmaya başladıktan beri Serhan hocam ile birlikte birçok ameliyata girdik, hastalarımızı takip ettik. Hastalığımızın mutluluğunu, gelişen teknolojik yenilemeyi görünce 'Bende artık ameliyat olmalıyım' dedim. Çok ani bir kararla Serhan hocamdan bana da lazer cerrahisini uygulamasını istedim. Çok yoğun çalışıyordum. Ameliyat oldum hiçbir ağrı sızı hissetmedim ve ertesi gün hekimlik yapmaya devam ettim" diye konuştu.

'GÖZE BİR DAMLA ANESTEZİ DAMLATILDI'

Lazer operasyonu hakkında bilgilendirmede bulunan Dr. Balcı, “Hastalarımız bazen bu konuda endişe edebiliyorlar. Ancak ben lazere bir damla anestezisi ile girdim. Bir damla damlatıldı ve lazer sırasında hiçbir ağrı sızı hissetmedim. Lazerden 1 saat sonra bile yaklaşık yüzde yüz bir görmeye sahiptim. Ertesi gün burada koruyucu kontak lenslerimiz çıkartıldığında yüzde yüz çok iyi görüyordum ve rahatlıkla çalışmaya devam edebildim" dedi.

AMELİYATTAN BİR GÜN SONRA ARAÇ KULLANDI

Op. Dr. Kemal Sağnak da “Ameliyatlara giriyoruz, çıkıyoruz. Serhan hocanın o kadar iyi eli vardı ki 5 dakika da katarakt ameliyatı yapıyordu. 40 yıllık hekim olarak ameliyatın kısa sürede bitmesi demek etraf dokulara zarar vermemesi demektir. Beni çok cezbetti. Ağabeyim, annem katarakt ameliyatı olmuştu. Muhtemelen sıra bana geliyor diye düşündüm. Buna fırsat vermeden 48 yıldır gözlük kullanan biri olarak ameliyat olmaya karar verdim. Cumartesi ameliyat oldum ertesi gün Ankara'dan Antalya'ya kendi aracımla geldim. Pazartesi günü de hasta kabulüne başladım. Ameliyat oldum mu olmadım mı belli değil. Şu an kendi gözüm gibi hissediyorum. Hakikaten hiçbir sıkıntı yaşamadım. Yerinde ve ehil ellerde yapılırsa çok tavsiye edeceğim bir ameliyat" ifadelerini kullandı.

Yıllardır gözlük kullandığına dikkati çeken Dr. Sağnak, “Ameliyat sonrasında ilk aşamada elim refleks olarak gözlüğü düzeltmek adına yüzüme gidiyordu. Gözlük olmayınca sonra elim boşta kalıyordu. Çok büyük bir rahatlıkmış" diye konuştu.

Op. Dr. Özgür İlhan ise “Akıllı lens sonrası yakını artık görebiliyorum. Araba kullanabiliyorum. Yakınla ve uzakla ilgili hiçbir problemim kalmadı. Gözlükten tamamen kurtuldum. Olmak isteyenlere tavsiye ederim" dedi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Gözlük kullanmak istemeyen doktorların tercihi lazer oldu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 29 Jun 2022 06:54:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29062022095926_60096cab030a29d1c474f8f1202cb584.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29062022095926_60096cab030a29d1c474f8f1202cb584.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29062022095926_60096cab030a29d1c474f8f1202cb584.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Fazla karbonhidrat tüketimi uykuyu olumsuz etkileyebilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-uzmani-uyardi-fazla-karbonhidrat-tuketimi-uykuyu-olumsuz-etkileyebilir-3591.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-uzmani-uyardi-fazla-karbonhidrat-tuketimi-uykuyu-olumsuz-etkileyebilir-3591.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanı uyardı: Fazla karbonhidrat tüketimi uykuyu olumsuz etkileyebilir]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Uykunun bağışıklığı korumak, enerji dengesini sağlamak ve bilinç açıklığı için gerekli olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Edanur Usta, “Yapılan çalışmalarda yüksek karbonhidratlı besinler yiyenlerin, düşük karbonhidratlı besinler yiyen kişilere göre uykuya eğilimlerinin daha fazla olduğu saptanmıştır. Protein içerikli yiyecek tüketiminin de uyku düzenlenmesinde etkisi vardır” dedi.

Beslenme ve uyku ilişkisi hakkında açıklamalarda bulunan İSÜ Liv Hospital Bahçeşehir’den Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Edanur Usta, kaliteli bir uyku için uykuya dalış süresinin kısa olması, 5 dakikadan daha az sayıda uyanma, uykuya dalıştan sonra iyi uyku verimliliği ve günlük 7-9 saatlik uykunun gerekli olduğunu işaret etti.

YÜKSEK KARBONHİDRATLI BESİNLER UYKU DÜZENİMİZİ ETKİLEYEBİLİR

İyi bir uykunun genel sağlık ve iyi bir ruh hali için şart olduğunu vurgulayan Dyt. Edanur Usta, yüksek karbonhidrat içeriği olan besinleri tüketmenin, yemekten sonra gelen ani uyku durumuna neden olabileceğini vurguladı.

Dyt. Edanur Usta, “2020 yılında Avustralya’daki Central Queensland Üniversitesi’nde yapılan Diyetin Uyku Üzerindeki Etkileri adlı bir çalışmada yüksek karbonhidratlı besinler yiyenlerin, düşük karbonhidratlı besinler yiyen kişilere göre uykuya eğilimlerinin daha fazla olduğu saptanmıştır. Protein içerikli yiyecek tüketiminin de uyku düzenlenmesinde etkisi vardır. Özellikle proteinli gıdaların içerisinde mutluluk hormonu olarak nitelendirdiğimiz seratonin adlı hormonun salgılanmasını artıran maddeler bulunmaktadır. Seratonin de uyku eğiliminin artmasına yardımcı olmaktadır. Dolayısıyla et, süt ürünleri gibi protein içeren gıdalar uyku eğilimini artırmaktadır Günlük beslenme planımızın içeriğini oluşturan makro (karbonhidrat, protein, yağ) ve mikro elementler (vitamin ve mineraller) uyku düzenimizi etkileyebilmektedir” şeklinde konuştu.

Özellikle elzem yağ asitleri olarak nitelendirilen Omega- 6 ve 3 yağ asitlerinin tüketimi ve besinlerden aldığımız oranının da uykunun başlangıç ve devamında önemli etkisi olduğu belirten Dyt. Edanur Usta, “Ayçiçek yağı, mısır yağı Omega-6’nın, yağlı balıklar ve ceviz Omega-3’ün en iyi kaynaklarıdır. Bunların yanında uzun süren açlık dönemlerinde de uyanıklık zamanının arttığı ve derin uyku süresinin azaldığı görülmüştür” diye konuştu.

C VE D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ UYKU KALİTESİNİ BOZUYOR

Çin’de Capital Medical Üniversitesi’nde yapılan bir başka çalışmada ise D vitamini eksikliğinin kötü uyku kalitesi, kısa uyku süresi ve uyku hali dâhil olmak üzere daha yüksek uyku bozuklukları riski ile ilişkili olduğu sonucuna varıldığını ifade eden Dyt. Edanur Usta, “Yine özellikle çoğu narenciye ve sebzede bulunan C vitamininin, uyku yoksunluğu ile ilişkili hafıza kayıplarına karşı beyni koruduğu saptanmıştır. Yoğunluklu olarak hayvansal kaynaklarda ve sert kabuklu yemişlerde bulunan B grubu vitaminlerinin eksikliğinin de uyku kalitesini kötü yönde etkileyebileceği düşünülmektedir” dedi.

KAFEİN İÇEREN GIDALAR UYKUYU BÖLÜYOR

Dyt. Edanur Usta, kafein içeren gıdaların (çay, kahve, asidik içecekler, çikolata, şekerleme vb.) uykuya dalmayı güçleştirdiği, uyku bölünmesine sebep olduğu ve uyku kalitesini kötüleştirdiğinin bilindiğini ifade etti.

Diyetisyen Usta, badem, ceviz, hindi, kivi, somon, uskumru, alabalık gibi yağlı balıklar, pirinç, süt ürünleri, muz, yulaf ezmesi, kiraz, vişne, papatya çayı, melisa çayı, manolya çayının uykuya iyi gelen besinler arasında geldiğini söyledi.

UYKU KAÇIRAN HATALAR

Diyetisyen Usta, uyku kaçıran beslenme hatalarını ise şöyle sıraladı:

“Uykuya yakın fazla miktarda çay/kahve tüketimi: Kafeinin uyarıcı etkileri olduğundan özellikle öğleden sonra veya akşamları kafein alımı sınırlandırılmalıdır.

“Geç saatte yemek tüketmek: Gece geç saatte yenilen yiyeceklerin sindirimi daha zor olduğundan hazımsızlık, şişkinlik gibi mide ve bağırsak sorunları yaşanılabilmektedir. Bu sebeple yatmadan en az 2 saat önce besin tüketimini bırakmalı, özellikle baharatlı, yağlı ve asidik yiyeceklerin tüketimine dikkat edilmelidir.

“Akşam öğünlerinde yoğun karbonhidrat tüketimi: Karbonhidrat içeren gıdalar (ekmek, pilav, makarna, börek vb.)&nbsp; uykuya eğilimi artırmaktadır ancak uyku kalitesini ve verimliliğini kötü etkileyebilmekte ve derin uykuya geçişi zorlaştırabilmektedir. Bu sebeple akşam öğünlerinin ağırlıklı olarak sebze yemeklerinden oluşması daha doğru bir tercih olabilir.

“Uyumaya yakın fazla su tüketimi: Bireylerin günlük ortalama 2-2.5 litre su tüketmesi gerekmektedir. Bunu da gün içerisine yayarak tüketmek en doğru tercih olacaktır. Ancak gündüz yeterince tüketilmeyen suyun gece boyunca tüketilmesi sık idrara çıkmaya neden olacak ve uyku kalitesinin bozulmasına, sık uyku bölünmelerine sebebiyet verecektir.

“Geç saatlerde alkol tüketimi: Özelliklerde geç saatlerde yoğun tüketilen alkol, uyku kalitesini bozabilmekte ve sık uyanmalara sebebiyet verebilmektedir. Dolayısıyla, tüketim miktarına ve saatine dikkat edilmelidir.”

.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanı uyardı: Fazla karbonhidrat tüketimi uykuyu olumsuz etkileyebilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 31 May 2022 06:29:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/31052022093357_d782da663f5e920014e2bad5cfe21268.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/31052022093357_d782da663f5e920014e2bad5cfe21268.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/31052022093357_d782da663f5e920014e2bad5cfe21268.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yaz geldi, çocuklarda ishal şikayeti arttı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-yaz-geldi-cocuklarda-ishal-sikayeti-artti-3524.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-yaz-geldi-cocuklarda-ishal-sikayeti-artti-3524.html</link>
                    <description><![CDATA[Yaz geldi, çocuklarda ishal şikayeti arttı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;ÇOCUK Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Bozdağ, yaz mevsiminin gelmesiyle çocuklarda sık görülmeye başlayan bağırsak enfeksiyonlarına dikkat çekti. "Çocuklarda su ve gıda kaynaklı bağırsak enfeksiyonlarına bağlı ishal şikayetleri arttı" diyen Bozdağ, ailelere uyarılarda bulundu.

OFM Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Bozdağ, enfeksiyon hastalıklarına bakteri ve virüs gibi gözle görülemeyen canlıların neden olduğunu, yaz mevsiminin yaklaşmasıyla çocuklarda özellikle su ve gıda kaynaklı, bağırsak enfeksiyonlarına bağlı ishallerde artış olduğunu söyledi. Bağışıklık sisteminin enfeksiyonlara karşı güçlendirilmesinin önemine vurgu yapan Uz.Dr. Bozdağ, "Yaz mevsiminin gelmesi ve sıcağın kendini hissettirmesiyle birlikte özellikle su ve gıda kaynaklı bağırsak enfeksiyonlarına bağlı ishal artış göstermeye başladı. Bağırsak enfeksiyonlarında etken hemen her zaman virüslerdir. En sık Rotavirüs, Adenovirüs, Calicivirüs vb. etkenler ishale neden olur. Dolayısıyla almamız gereken temel önlem bu canlıların vücudumuza girmesini engellemektir. Bunu da iki şekilde başarabiliriz; bağışıklık sistemimizi güçlendirmek ve mikroplardan uzak durmak. Bebeklerin ve çocukların bağışıklık sistemini enfeksiyonlara karşı güçlü tutmanın ilk ve en güçlü adımı aşı yaptırmaktır. Çocuklarımıza ilk doğduğu günden itibaren sağlık bakanlığı takvimindeki aşıları yaptırmalı, diğer özel aşılar hakkında da mutlaka çocuk doktorunuzdan bilgi almalısınız. Bağışıklığı güçlendirmek için mevsim meyve ve sebzeleri tüketilmelidir. Gece uykusu çocuğun hem büyümesi hem de bağışıklığı için önemlidir. Stres bağışıklık sisteminin önemli düşmanlarından biri olduğu için çocuğa rahat, huzurlu ev ve okul ortamları hazırlamak gerekir" dedi.

'DOĞRU VE YETERLİ BESLENME ÖNEMLİ'

İshale yakalanan çocuklarda yeterli ve hızlı beslenmenin tedavide önemli bir basamak olduğuna dikkat çeken Uz.Dr Özkan Bozdağ, "İshalli çocuğun doğru, yeterli ve hızlı beslenmesi tedavinin en önemli basamağıdır. Diyette dikkat etmemiz gerekenler şu şekilde özetlenebilir; bol su tüketilmelidir. Sıvı ve kalori açısından yağsız çorbalar (yoğurt, şehriye, pirinç vb.) tercih edilebilir. Elma, şeftali, muz, havuç, ayran, yağsız peynir, yoğurt, patates haşlaması, beyaz ekmek tercih edilmelidir. Bol posalı sebze ve meyveler, tüm yağlı gıdalar (kuruyemiş dahil), şeker ve şekerli gıdalar, hazır satılan meyve suları, kuru baklagiller, kepekli ekmek, baharatlar, kuru kahve ve çaydan uzak durulmalıdır. Kaynağı ve nasıl hazırlandığı bilinmeyen, açıkta satılan gıdalar tüketilmemelidir. İshal tedavisinde çok nadir durumlar dışında antibiyotik kullanılmaz. Doğru, yeterli, düzenli beslenme ve yeterli sıvı alımının, çinko ve probiyotikle desteklenmesi ishal tedavisinin temelini oluşturmaktadır. Eğer sizin çocuğunuz da gastroenterit hastalığı belirtileri gösteriyorsa, dışkısında kan yoksa, ateşi hafifse, sürekli kusmuyor ve beslenebiliyorsa öncelikle evde tedavi yöntemlerini deneyebilirsiniz. Bu yöntemle iyileşme sağlanamaz ya da hastalık şiddetlenir ve semptomlar dayanılmayacak boyutlara ulaşırsa vakit kaybetmeden bir uzmana muayene olmanız önerilir" diye konuştu.

'ÇOCUKLARA BİLİNÇSİZCE İLAÇ VERMEYİN'

OFM Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Bozdağ, ailelerin bilinçsiz ilaç tüketiminden uzak durması gerektiğinin altını çizdi. Bozdağ, şunları söyledi: "Bilinçsiz ve gereksiz ilaç kullanımı mide ve bağırsak florasının düzenini bozar. Bağırsağın emilimini değiştirebilir ve ortamdaki zararlı maddelerin artmasına sebep olabilir. Bu yüzden sağlıklı bağırsaklar için ilaç özellikle antibiyotik kullanırken doktorunuza danışınız. Çocuklarımızı kapalı ve havasız ortamlardan uzak tutmalıyız. El temizliğine çok dikkat etmeli ve elimizi yıkamadan ağzımıza götürmemeliyiz. İshale neden olan mikroorganizmalar genellikle elimizle beraber vücuda giriş yaparlar. Bu yüzden el hijyeni çok önemlidir. Gün içinde toplu taşımada, dışardan eve gelince, tuvaletten çıkınca el hijyenine dikkat etmemiz gerekir. Enfeksiyonların yayılmaması için toplum olarak hepimize düşen önemli görevlerden biri de hasta olduğumuzda mümkün olduğunca dışarı çıkmamak, sağlıklı çocuklarla yakın temasta bulunmamak, gıda ve su kaynaklarının temiz tutulması ve doğru saklanmasına özen göstermektir."

FOTOĞRAFLI

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Yaz geldi, çocuklarda ishal şikayeti arttı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 25 May 2022 11:33:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/25052022145134_1f46fe3cf9bfdbc1c5b3e71361c0a985.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/25052022145134_1f46fe3cf9bfdbc1c5b3e71361c0a985.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/25052022145134_1f46fe3cf9bfdbc1c5b3e71361c0a985.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[“Cilt tipine göre güzellik ürünleri tercih edilmeli”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-cilt-tipine-gore-guzellik-urunleri-tercih-edilmeli-3235.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-cilt-tipine-gore-guzellik-urunleri-tercih-edilmeli-3235.html</link>
                    <description><![CDATA[“Cilt tipine göre güzellik ürünleri tercih edilmeli”]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;Dalmış Beauty yöneticisi Mehmet Sait Dalmış, güzellik ürünleri alırken dikkat edilmesi gereken noktalar konusunda bilgi verdi. Dalmış, “Herkesin cilt tipi farklıdır. Bu yüzden güzellik ürünü almadan önce cilt tipinizin ne olduğunu mutlaka belirlemelisiniz ve ona göre alışveriş yapmalısınız” dedi.

Dalmış, güzellik ürünlerini tercih ederken dikkatli davranmanın önemine vurgu yaparak, yağlı cilde sahip olan kişilerin mutlaka salisilik ve glikolik asit içeren ürünlerin kullanılması gerektiğini, sivilceye yatkın olan cilt tipine sahip kişilerin ise tonik kullanarak, daha iyi bir temizlik yapabileceklerini söyledi.&nbsp;

&nbsp;MAKYAJIN İYİ TEMİZLENMEMESİ CİLDE ZARAR VERİR

Dalmış, “Kuru bir cilde sahip kişilerin mutlaka temizleyici ve nemlendirici kullanımında dikkat etmesi gerekiyor. Makyajın iyi temizlenmemesi cilde zarar vererek, yaşlandırmayı hızlandırmaktadır. Bu sebeple iyi bir temizleyici ve nemlendirici kullanımına dikkat edilmelidir. Güzellik ürünü alırken mutlaka sağlık bakanlığından onaylı ürünlere dikkat edilmesi gerek ve taklit ürünlerden kaçınmak gerek” ifadelerini kullandı.

DÜZENLİ PEELİNG UYGULAMASI YAPIN

Glikolik asit içerikli peelingler sayesinde tüm cilt tiplerinin ideal temizliğe ulaşacağını söyleyen Dalmış, “Ciltte kalan ölü derilere ve toksik maddelerin ayrılması için en ideal güzellik malzemesi peeling ürünlerdir. Güzellik ürünlerini uygularken cilde hassas davranmak da oldukça önemlidir. Örneğin yanaklara çok daha nazik davranırken burun ve alın kısmına istenilen şekilde uygulama yapılabilir. Ancak peeling uygulamalarının sayısı haftaya ikiyi geçmemesi konusunda da dikkatli olunması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

GÜNLÜK BAKIMDA NEMLENDİRİCİNİN ÖNEMİ

Nemlendirici kremlerin herkes için uygun kremler olduğunu söyleyen Dalmış, konuyla ilgili şöyle konuştu:

“Nemlendirici kremler herkes için uygun ürünlerdir. Yaz ve kış aylarında farklı doz ve içeriklerde nemlendirici kullanılması gerekmektedir. Nemlendiricilerin içeriğinde mutlaka hyaluronik asit ya da niasinamid bulunması gerekiyor. Ayrıca, Güneş ışınları cilde oldukça zararlı olduğu için mutlaka 30 faktöre kadar cildi matlaştıran bir güneş kremi kullanılması gerekiyor. Böylece lekelenmelerin ve cilt sorunlarının önüne geçilmektedir. Güzellik ürünlerini yasal yerlerden satın aldığınızdan emin olmanız, cilt sağlığı açısından oldukça önemlidir.”

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[“Cilt tipine göre güzellik ürünleri tercih edilmeli” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 28 Apr 2022 13:28:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/28042022170159_43c455f55eecdd25035f9b653ac71387.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/28042022170159_43c455f55eecdd25035f9b653ac71387.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/28042022170159_43c455f55eecdd25035f9b653ac71387.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Eşeğin ısırdığı küçük Fatma'ya, boynundan alınan doku ile yeni göz kapağı yapıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-esegin-isirdigi-kucuk-fatmaya-boynundan-alinan-doku-ile-yeni-goz-kapagi-yapildi-3086.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-esegin-isirdigi-kucuk-fatmaya-boynundan-alinan-doku-ile-yeni-goz-kapagi-yapildi-3086.html</link>
                    <description><![CDATA[Eşeğin ısırdığı küçük Fatma'ya, boynundan alınan doku ile yeni göz kapağı yapıldı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;ŞANLIURFA'da eşeğin ısırması sonucu yüzünün bir bölümünde hasar oluşan ve göz kapağı kopan Fatma Arslan’a (3) boyun bölgesinden alınan dokuyla yeni göz kapağı yapıldı.

Olay geçen hafta, Şanlıurfa'nın Haliliye ilçesine bağlı Halime Mahallesi'nde meydana geldi. Evlerinin bahçesinde oynayan Fatma Arslan, havuç vermek istediği eşeğin ısırması sonucu başından yaralandı. Saçlı derisi ve yüzünün büyük bölümünde hasar oluşan küçük Fatma, ailesi tarafından götürüldüğü Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki müdahalenin ardından Gaziantep'teki bir özel hastaneye sevk edildi. Ameliyata alınan Fatma’nın saç derisi ve yüz kısmı onarılırken, kopan göz kapağı da boyun bölgesinden alınan dokuyla yeniden yapıldı.
‘GÖZ KAPAĞINI OYNATABİLECEK’
Operasyonu gerçekleştiren Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Doktoru Abdulkadir Calavul, Fatma'nın kendilerine geldiği ilk anda durumunun kötü olduğunu ve geç kalınmış bir ameliyat olmasına rağmen başarılı geçtiğini söyledi. Fatma Arslan’ın yeni göz kapağını oynatabileceğini belirten Calavul, "Minik kızımız oyun oynadığı sırada eşeğe havuç vermek isterken saldırıya uğruyor. Eşek tarafından ısırılınca saçlı derisi ve göz kapağı kopmuştu. Bize geldiğinde olayın üzerinden 1 gün geçmişti ve yaraları çok kötüydü. Ameliyatının ardından 1-2 gün kadar yoğun bakımda takibini yaptık. Operasyonda saçlı derisini üzerine diktik. Boynundan deri alıp yeni bir göz kapağı yaptık. Bugün biraz daha toparlandığı için gözlerini tamamen açmış durumda. Bugün de taburcu edeceğiz inşallah. İlerleyen zamanlarda belki 1-2 ameliyat daha gerekebilir’’ diye konuştu.
Fatma’nın babası Ömer Arslan, eşeğin evinin önünde bağlı olduğunu ve bir anlık dalgınlıkları sonucu kızlarını ısırdığını söyleyerek, operasyonu gerçekleştiren doktorlara teşekkür etti. (DHA)

FOTOĞRAFLI

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Eşeğin ısırdığı küçük Fatma'ya, boynundan alınan doku ile yeni göz kapağı yapıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 18 Apr 2022 09:13:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/18042022122532_1254004a2e16dcb4dce114ec6a3281cd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/18042022122532_1254004a2e16dcb4dce114ec6a3281cd.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/18042022122532_1254004a2e16dcb4dce114ec6a3281cd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA['Yüksek kafeinli içecekler migreni tetikleyebilir']]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-yuksek-kafeinli-icecekler-migreni-tetikleyebilir-3053.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-yuksek-kafeinli-icecekler-migreni-tetikleyebilir-3053.html</link>
                    <description><![CDATA['Yüksek kafeinli içecekler migreni tetikleyebilir']]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

ANTALYA, (DHA) - MİGRENİN günlük yaşam aktivitelerini kısıtlayan ve yaşam kalitesini düşüren bir hastalık olduğunu belirten Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Nöroloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Nurgül Uzun, "Hastalar doktora başvurmayıp baş ağrısını ağrı kesici ilaçlarla kontrol etmeye çalıştıkları için migren hastalığının tedavisi yapılamamaktadır. Migrende tedavinin yanında diğer önemli bir unsur da tetikleyicilerin farkında olmak ve onlardan uzak durmaktır. Doğum kontrol hapları, yemek düzeni değişiklikleri, uyku bozuklukları, alkol, yüksek kafeinli içecekler, bazı gıda maddeleri, hava değişiklikleri, ilaçlar tetikleyicilerden bazılarıdır" dedi.

Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Nöroloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Nurgül Uzun, migren hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Migrenin günlük yaşam aktivitelerini kısıtlayan ve yaşam kalitesini düşüren bir hastalık olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Nurgül Uzun, "Migren hastalığının en yaygın belirtilerinin başında ağrı gelmektedir. Ağrı, hareket ettikçe kötüleşebilen, zonklayıcı karakterde, ense, şakak ve göz çevresinden başlayıp başın diğer bölgelerine yayılabilen özelliktedir. Bu ağrıya bulantı, kusma, ışık ve sese olan rahatsızlık hissi eşlik edebilir. Migren ataklarının sıklıkla 20-30 yaş gruplarında başlar, fakat çocukluk ve ergenlik döneminde de ortaya çıkabilir. Migren atağı prodrom, aura, baş ağrısı ve postdrom olmak üzere dört aşamalı olabilir. Her migren atağında tüm aşamalarla karşılaşılmayabilir. Prodrom döneminde baş ağrısı başlamadan bir veya iki gün önce, hastalar yaklaşan migren atağı için uyarıcı olan kabızlık, ruh hali değişiklikleri, boyun tutulması, yeme isteği, sık idrara çıkma ve susuzluk hissi, sık esneme gibi küçük değişiklikleri fark edebilirler" şeklinde konuştu.

Migren tanısının nöroloji uzmanı tarafından hasta hekim görüşmesi neticesinde konulduğunu ifade eden Uzm. Dr. Uzun, bağ ağrılarının sıklık ve şiddetinin değişmesi durumunda mutlaka bir nöroloji uzmanına muayene olunması gerektiğinin altını çizdi. Uzm. Dr. Uzun, "50 yaş üstünde yeni başlayan baş ağrısı, kafa travması sonrası baş ağrısında kötüleşme, öksürük, efor, ıkınma veya ani bir hareketten sonra gelişen bir baş ağrısı, ateş, ense sertliği, kafa karışıklığı, çift görme, uyuşukluk ya da konuşma bozukluğu, gök gürültüsü gibi ani şiddetli baş ağrısı belirtilerinden herhangi birinin yaşanması durumunda, migrenden ayrı hayati bir tehlike oluşturabilecek ciddi bir hastalığın habercisi olabilir ve acil olarak bir doktora gidilmesi gerekir" açıklamasında bulundu.

TEDAVİ EDİLMEYEN MİGREN İSTENMEYEN SONUÇLARA NEDEN OLABİLİR

Tedavi edilmeyen migren ataklarının kişiden kişiye göre değiştiğini ancak ortalama olarak 4-72 saat arasında sürebildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Uzun, migren atağı sırasında mide bulantısı, kusma, ışık ve sese karşı hassasiyet, bulanık görme, baş dönmesi ve bazen baygınlık yaşanabileceğini söyledi. Uzm. Dr. Nurgül Uzun, uzman hekim tarafından uygun tedavi edilmeyen migren ağrısının neden olabileceği istenmeyen sonuçları şöyle sıraladı:

"İlaç aşırı kullanımı sonucunda baş ağrısı: Ayda on günden fazla yüksek doz reçeteli veya reçetesiz ilaç almak ciddi, hiç geçmeyen, sürekli olabilen ilaç aşırı kullanım baş ağrısına neden olabilir. İlaç aşırı kullanım baş ağrısı, ilaçların ağrı kesici özelliklerini kaybetmesi ve kendileri baş ağrısına neden olmaya başladıklarında ortaya çıkar. Bu kısır döngü daha fazla ağrı kesici kullanmayı gerektirebilir. Ancak bu da ağrıyı gidermemekle birlikte sadece baş ağrısının daha da kronik hale gelmesine sebep olacaktır. Serotonin sendromu: Nadir fakat hayatı tehdit eden bir durumdur. İlaçlar mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır.

Kronik migren: Aralıklı olan migren atakları tedavi edilmezse süreğen hale gelebilir. Son üç ayda, ayda 15 gün veya daha fazla ağrılı gün sayısı olan hastaların kronik migren açısından nöroloji uzmanı ile görüşmeleri önerilir. Beyin damar tıkanıklığı (migrenöz infarkt): Bir saatten uzun süren aura olduğu zaman beyin damar tıkanıklığı açısından bir nöroloji uzmanı ile görüşülmesi önerilir. Doktorunuz olası beyin damar tıkanıklığı ya da kanamasını dışlamak için beyin görüntülemesi isteyebilir. Migren statusu: Migren atağı tedavi edilmezse veya yetersiz tedavi edildiği durumda 4 ila 72 saat sürebilir. Üç günden uzun süren şiddetli migren ataklarına 'migren statusu' denir."

Migren tedavisinde kullanılan ilaçların atak sırasındaki baş ağrısı ya da eşlik eden bulantı, kusma gibi belirtileri durdurmaya yönelik atak tedavisi ve sık gelen baş ağrısı ataklarının sıklığını kontrol etmeye yönelik yardımcı koruyucu tedaviler olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Uzun, ağrı giderici ilaçların ise migren atakları sırasında alındığını ve ağrıyı durdurmak için kullanıldığını ekledi.

TEDAVİ STRATEJİSİ KİŞİDEN KİŞİYE GÖRE DEĞİŞEBİLİR

Tedavi stratejisinin kişinin baş ağrılarının sıklığına, şiddetine ve eşlik eden durumlara göre hekim tarafından belirlendiğini söyleyen Uzm. Dr. Uzun "Epizodik dediğimiz aralıklı baş ağrısı olan migren hastaları düzenli koruyucu tedavi almadıkları takdirde ağrı sıklıkları artarak kronik migren haline dönebilir. Kronik migren, günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlılığa yol açan, kişinin işteki performansını ve aile hayatını etkileyen ciddi bir sağlık problemidir. Kronik migren hastaları sıklıkla migren tedavi kılavuzlarında önerilen hemen hemen her ilacı denemiş, tedaviler yeterli sonuç vermediği için sürekli ve aşırı miktarda ağrı kesici kullanan ya da ilaçlardan umudunu kesmiş ve şiddetli ağrıyla yaşamanın yarattığı olumsuz psikolojik durumla baş etmek zorunda kalan, bu nedenle ruh sağlıkları da bozulma riski ile karşı karşıya olan kişilerdir. Aslında ayrıntılı değerlendirildiği zaman çoğu zaman bu hastaların tam anlamıyla düzenli bir koruyucu tedavi almadıkları daha çok ağrı kesiciler ve kısa süreli koruyucu tedaviler aldığı görülür" dedi.

TEDAVİSİ MÜMKÜN BİR HASTALIKTIR

Günümüzde migren tedavisinde çaresiz olmadığımızın altını çizen Uzm. Dr. Uzun, şunları söyledi:

"Hastalar doktora başvurmayıp baş ağrısını ağrı kesici ilaçlarla kontrol etmeye çalıştıkları için migren hastalığının tedavisi yapılamamaktadır. Tedavi amaçlı kullanılan epilepsi, hipertansiyon, depresyon gibi başka hastalıkları tedavi etmek için de kullanılan bazı ilaçlar aynı zamanda migren önleyici tedavide de kullanılmaktadır. Bunların yanında çeşitli enjeksiyon tedavileri de oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Bu tedavilerden birisi 3 ayda bir uygulanan botoks tedavisidir. Migren hastaları için uygulanan botoks tedavisinin miktarları ve uygulama şekilleri kozmetik amaçla uygulanan botoks ile farklıdır. Eksik dozda ve yanlış yapılan uygulamalar etkisiz olup baş ağrısının kronikleşmesine sebep olabilir. Bu nedenle bu konuda deneyimli nöroloji uzmanlarınca uygulanmalıdır. Son yıllarda uygulamaya giren diğer bir seçenek migren oluşumunda sorumlu tutulan maddelerden birisi olan CGRP antagonistlerdir. Migren aşısı olarak bilinen bu tedavi şekli ise ayda bir kez uygulanan enjeksiyon şeklindedir. Oksipital sinir blokajları da migren tedavisinde etkin olarak kullanılan diğer tedavi seçeneğidir. Migrende tedavinin yanında diğer önemli bir unsur da tetikleyicilerin farkında olmak ve onlardan uzak durmaktır. Doğum kontrol hapları, yemek düzeni değişiklikleri, uyku bozuklukları, alkol, yüksek kafeinli içecekler, bazı gıda maddeleri, hava değişiklikleri, ilaçlar tetikleyicilerden bazılarıdır." (DHA)

FOTOĞRAFLI

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA['Yüksek kafeinli içecekler migreni tetikleyebilir' - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 07:07:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/15042022102555_d1025d9fc098330e58512aab9e2ff36c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/15042022102555_d1025d9fc098330e58512aab9e2ff36c.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/15042022102555_d1025d9fc098330e58512aab9e2ff36c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Saçlarını kanser hastalarına bağışlamayı düşünürken kanser olduğunu öğrendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-saclarini-kanser-hastalarina-bagislamayi-dusunurken-kanser-oldugunu-ogrendi-3004.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-saclarini-kanser-hastalarina-bagislamayi-dusunurken-kanser-oldugunu-ogrendi-3004.html</link>
                    <description><![CDATA[Saçlarını kanser hastalarına bağışlamayı düşünürken kanser olduğunu öğrendi]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANTALYA’da yıllarca kısa kullandığı saçlarını uzatarak kanser hastalarına peruk için bağışlamaya karar veren Sibel Sönmez (40), 3 ay sonra akut lösemi olduğunu öğrendi. Önce kemoterapi tedavisi alan sonra da kök hücre nakli olan Sönmez, uzun ve zorlu bir sürecin ardından sağlığına kavuştu.

Antalya’da ilaç mümessili olarak çalışan Sibel Sönmez'in hayatı, akut lösemi tanısı konulunca değişti. Rahatsızlığının kendini çok yorgun hissetmesiyle ortaya çıktığını anlatan Sönmez, işi gereği her gün hastanelerde olduğu için bu durumu atlamak istemediğini söyledi. Yaptırdığı tahlil ve tetkikler sonucu akut lösemi olduğunu öğrenince şoke olduğunu belirten Sibel Sönmez, ilk şoku atlattıktan sonra hayata sımsıkı tutunarak tedavi sürecinin başladığını ifade etti.
Uykusundan yorgun olarak kalkmaya başladığında aklına lösemi olabileceğinin gelmediğini belirten Sönmez, “Her gün iş için gittiğim hastanelerde çizginin tedavi kısmındayken bir anda hasta kısmına geçmiştim" dedi. Yüksek doz kemoterapi tedavisinden sonra kök hücre nakli olduğunu kaydeden Sönmez, artık sağlığına kavuştuğunu ve yaşadığı tüm zorluklardan sonra hayatın çok kıymetli olduğunu bir kez daha anladığını söyledi.
STERİL ODADA ZOR GEÇEN 2 AY
Akut lösemi tanısı aldıktan sonra yaklaşık 6 aylık ağır kemoterapi sürecinin başladığını belirten Sönmez, zorlu sürecin ardından kök hücre nakli sürecinin başladığını kaydetti. Kız kardeşi Sinem Var’dan (31) yüzde yüz uyumlu kök hücre nakliyle&nbsp;yaşama tutunan Sönmez, nakil sonrası steril odada geçen 2 aylık dönemi anlatırken, "Dört duvar arasında kalınca hayatımı yeniden gözden geçirdim" dedi.
O dönemde “Eğer başarılı bir tedavi olursa, bu engeli aşıp tekrar yaşama tutunabilirsem ertelediğim her şeyi yapacağım" diye düşündüğünü belirten Sönmez, "O odada olmak çok sıkıcıydı ama her gün bir umutla bekledim. Hep ‘Bugün daha iyi olacağım’, ‘Yarın daha iyi olacağım’ diye düşündüm. Moralimi yüksek tutmam önemliydi. Çok şükür artık geride kaldı. Sağlığıma kavuştum" diye konuştu.
SAÇLARINI UZATMAYA BAŞLADI
Saçlarının hep kısa olduğunu anlatan Sibel Sönmez, uzatıp kanser hastalarına peruk yapılması için bağışlamaya karar verdiği dönemde konulan tanı ile hiç beklemediği bir şok yaşadığını söyledi. Sönmez, “Saçımı sadece 3 ay uzatabilmiştim çünkü lösemi tanısı aldım, saçlarımı kaybettim" ifadelerini kullandı.
DOĞAÇLAMA TİYATRO GÜNLERİ
Yaşadığı tüm zorlukların artık geride kaldığını ve sağlığına kavuşarak normal hayatına devam ettiğini kaydeden Sibel Sönmez, bugüne kadar ertelediği her şeyi de gerçekleştirmeye başladığını söyledi. Doğaçlama tiyatroyu çok sevdiğini belirten Sönmez, "Hep doğaçlama tiyatro yapmak istiyordum. Sağlığıma kavuştuktan sonra hemen buna başladım. Doğaçlama Gazinosu isimli bir doğaçlama tiyatro yapan bir grubumuz var. Hepimiz farklı meslek grubundan, tiyatro tutkusunu ertelemiş 7 kişiyiz. Birlikte keyifle sahne alıyoruz ve sahne gelirlerimizi de sokak hayvanlarına bağışlıyoruz" diye konuştu.
YÜKSEK LİSANS YAPIYOR
Erteledikleri arasında yüksek lisans olduğunu da sözlerine ekleyen Süleyman Demirel Üniversitesi mezunu Sibel Sönmez, halen on-line olarak İngiltere’deki St. Clements Üniversitesi psikoloji bölümünde eğitim aldığını kaydetti. Aynı zamanda sınavla kabul edildiği İstinye Üniversitesi’nde de sağlık psikolojisi yüksek lisansı yapan Sönmez, “Şu anda psiko- onkoloji dersleri alıyorum. Sağlık psikolojisi alanında uzmanlığı tamamlıyorum. Hedefim onkoloji ve hematoloji kliniklerindeki hastaların psikolojik destek almalarında yardımcı olmak. Çünkü kendi içimizdeki gücü fark ettiğimizde kanserle savaşmak daha kolay oluyor" dedi.
YAŞAMA TUTUNMA ÖYKÜSÜ OLDU
Sibel Sönmez’in tedavisini gerçekleştiren özel hastanenin Hematoloji Uzmanı Dr. Burak Deveci ise, "Hastamız mesleği itibariyle profesyonel bir hastasıydı. Hayata çok iyi tutundu. Yaşadıkları gerçekten çok zordu. Çok ciddi ilaç tedavisi ve ateş dönemleri oldu. Bazen kendini bile kaybedebilecek kadar kötü süreçler yaşadı. Yoğun bakım ihtiyacı olup olmadığını düşündüğümüz dönemler oldu. Çok zorlu ve yüksek dozda kemoterapi aldı. Pek çok hastamıza örnek gösterebileceğimiz yaşama tutunma öyküsü oldu" diye konuştu. (DHA)

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Saçlarını kanser hastalarına bağışlamayı düşünürken kanser olduğunu öğrendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 13 Apr 2022 07:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/13042022105917_9f17218acb774a06f19acbd2064412cd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/13042022105917_9f17218acb774a06f19acbd2064412cd.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/13042022105917_9f17218acb774a06f19acbd2064412cd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Reflü sorunu olanlar sahurda fazla yağlı ve şekerli gıda tüketmemeli]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-uzmani-uyardi-reflu-sorunu-olanlar-sahurda-fazla-yagli-ve-sekerli-gida-tuketmemeli-3003.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-uzmani-uyardi-reflu-sorunu-olanlar-sahurda-fazla-yagli-ve-sekerli-gida-tuketmemeli-3003.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanı uyardı: Reflü sorunu olanlar sahurda fazla yağlı ve şekerli gıda tüketmemeli]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;Ramazan’da oruç ile vücudun alışık olmadığı bir yemek düzenine geçtiğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Çakar, “Bu süreçte orucu, vücudun temel dinamiklerine uyarak ve kurallara riayet ederek tutmalıyız. Gece yenen sahur yemeği mide ve yemek borumuzda asit reflüsü, sabah bulantı gibi problemlere sebep olabilir. Bunları engellemek için sahurda tok tutma yönüyle iyi bilinen proteinli gıdalar tüketmek faydalı olur. En bilinen örnek ise yumurtadır. Reflü sorunu olanlar sahurda fazla yağlı ve şekerli gıda tüketmemelidir” dedi.

Ramazan ayının vücudumuzda bazı fiziki değişiklikler oluşturmaya aday olduğunu söyleyen İSÜ Liv Hospital Bahçeşehir İç Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Mustafa Çakar, bu değişikliklerin olumlu yönde olması için belli başlı konulara dikkat edilmesini vurgulayarak reflü sorunu olanlara önerilerde bulundu.

KRONİK RAHATSIZLIĞI OLANLAR İÇİN SAKINCALI

Kronik rahatsızlığı olanların oruç tutmasının sakıncalı olabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Mustafa Çakar, “Özellikle şeker hastaları, tansiyon problemi olanlar, böbrek hastaları, düzenli ilaç kullananlar, kötü huylu hastalık tanısı olanlar, ameliyat sonrası dönemdeki hastalar, ağır Covid-19 ve benzeri enfeksiyon geçirmiş ve nekahat evresindeki hastalar oruç tutmamalı, oruçlarını tutmak isterlerse de mümkün oldukça iyileşme dönemi sonrasına bırakmalıdırlar” diye konuştu.

HIZLI YEMEK YEMEKTEN KAÇINILMALI

Her süreç ve durumda vücudumuzun fizyolojisini doğru çalıştırmamız gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Mustafa Çakar, şu bilgileri paylaştı:

“Beslenme ağızdan başlar. Gıdaları iyi çiğnemeye gayret etmeli, diş kontrollerimizi aksatmamalıyız. Ağızda parçalanması tam olmamış gıdalar mideyi daha fazla yorar. Çok soğuk ve çok sıcak gıdalar tüketmek, karın bölgesinden soğuk almak, hızlı yemek hazımsızlığa sebep olur. Çiğ meyve ve sebzeleri iyi yıkamadan tüketmek, gıda maddesi alımında seçici davranmamak, soğuk zincir gereken besinlerde soğuk zinciri muhafaza edememek önemli mide ve bağırsak sorunlarına sebep olabilir. Ruhen yorgun ve gergin olmak sindirim fonksiyonlarını olumsuz etkiler. Bu açıdan da hafif egzersizler yapmak, rahatlatıcı aktivite ve iletişimde bulunmak önemlidir. Kronik mide ve bağırsak rahatsızlığı olan kişiler özellikle Ramazan ayında bu faktörlere daha fazla dikkat etmelidir.”

GASTRİT VE REFLÜ SORUNU OLANLAR BU ÖNERİLERE DİKKAT ETMELİ

Ramazan ayında oruç ile daha önce vücudumuzun alışık olmadığı bir yemek düzenine geçtiğimizi söyleyen Uzm. Dr. Mustafa Çakar, “Çoğunlukla günde 3 öğün yemek yemeye alışık olan, arada atıştırmalıklar, çay gibi içecekler tüketen bizler, adeta gün içi tüm besin öğelerinden uzak durduğumuz için Ramazan’ın ilk günlerinde bir şok etkisi yaşarız. Bu süreçte orucu vücudun temel dinamiklerine uyarak ve kurallara riayet ederek tutmalıyız” ifadelerini kullandı.

Gece yenen sahur yemeğinin mide ve yemek borusunda asit reflüsü, sabah bulantısı gibi problemlere sebep olabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Mustafa Çakar, şunları söyledi:

“Reflü ve sabah bulantısı gibi sorunları engellemek için sahurda tok tutma yönüyle iyi bilinen daha çok proteinli gıdalar tüketmek iyi olur. En bilinen örnek yumurtadır. Hurma lifli yapısı ile daha kontrollü bir kan şekeri düzenine yardımcı olur. Yağ ve şeker içeriği sahurda çok az olmalıdır. Sahurda yağlı baharatlı ve şekerli beslenmek mide asit reflüsüne sebep olabilir. Sahur yemeği yenilip ardından hemen yatıldığında reflü problemi daha fazla görülür. Sahurda çay bir iki bardakla sınırlı tutulmalı, mümkünse kahve içilmemelidir. Yine susuzluk hissini tetikleyebilecek fazla tuzlu gıdalardan uzak kalınmalıdır. Sahur yemeğini yedikten sonra bir süre yatmamak hem hazmın rahat olması hem de reflü sorunları olmaması için iyi olur. Gastrit ve reflü sorunu olanlar bu tedbirlere daha fazla dikkat etmelidir.”

SAHURDA BOL PROTEİNLİ GIDALAR TERCİH EDİN

Sabah oluşan sorunların öğleden sonra yerini açlık hissi, yorgunluk, susuzluk, baygınlık hissi gibi problemlere bırakabileceğini belirten Uzm. Dr. Mustafa Çakar, uzun günlerde açlık hissini azaltmak için sahurda glisemik indeksi düşük, bol proteinli ve lifli gıdalar tüketilmesi gerektiğini söyledi.

ÇOK MİKTARDA BESİN TÜKETİLMEMELİ

Orta ve uzun süreli, aralıklı ve kontrollü olarak aç kalmanın, vücudun yağ dengesini düzenlemek için güzel bir imkân sağladığını belirten Uzm. Dr. Mustafa Çakar, “Bunu bir idman gibi de düşünebiliriz. Ama her idman ve aktivitenin bir kuralı vardır. Açlıkla karaciğer yağ depoları azaltılır, yağ vücutta biriktiği bölgelerden ayrılarak kana geçer, enerji ve üretim için kullanılır. Eğer sahur ve iftarda alınan gıda içerikleri dengelenebilirse bu süreçte kilo kontrolü ve yağlanmada azalma sağlanabilir. Ancak bütün gün aç kaldım denilerek iftar sonrasında çeşit ayırt etmeden çok miktarda gıda ile beslenilirse, bu orucun özü ve amacından uzaklaştığı gibi sağlığımız için de olumsuz tesirler oluşturur” açıklamasında bulundu.

İFTARA ÇORBA İLE BAŞLAYIN

Oruç az bir su ile açıldıktan sonra iftar yemeğine sıcak çorba ile devam edilmesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Mustafa Çakar, şu önerilerde bulundu:

“İftarda çeşit sınırlı tutulmalı, uzun süren açlık sonrası mide birdenbire fazla ve farklı çeşitlerle doldurulmamalıdır. Bu saatte karbonhidrat, protein, yağ içerikleri tüketilebilir. Yeterli gıda alabilmek, ertesi gün rahat oruç tutabilmek için iftardan itibaren suyu oda ısısında ve azar azar içmek uygun olur. Su daha çok iftar sonrası, hazmın belli bir aşamaya geldiği ara saatlerde günlük kayıplar da hesaba katılarak bol miktarda içilmelidir. Bu süre iftar sonrası 2-3 saattir. İftar sonrası bir miktar dinlenmek, çay kahve içilecek ise yemek hazmedildikten sonra içmek uygun olur. Su tüketimi sahura kadar ara ara devam etmelidir.”

GAZ SANCILARI GÖRÜLEBİLİR

Ramazan ayında mide ve bağırsak rahatsızlıklarının acil ve iç hastalıkları başvuruları arasında önemli bir yer tuttuğunun altını çizen Uzm. Dr. Mustafa Çakar, “Sıklıkla midede şişkinlik, gaz sancıları, hazımsızlık, reflü, ishal, susuzluk hissi, baygınlık, baş dönmesi, tansiyon yükselmesi, şeker düşmesi veya yükselmesi gibi tıbbi durumlar ortaya çıkabilmektedir. Bu açıdan orucun sağlıklı bireyler tarafından bir yeme eğitimi gibi düşünülüp tutulması, kurallara riayet edilmesi, sahur ve iftarda mideyi yoracak fazla miktar ve çeşitte gıdadan uzak kalınması, suyun yeterli ve kontrollü tüketilmesi büyük önem arz eder” diyerek sözlerini noktaladı.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanı uyardı: Reflü sorunu olanlar sahurda fazla yağlı ve şekerli gıda tüketmemeli - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 13 Apr 2022 06:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/13042022093615_9d735f2d1a23eba3f4d03f2843dacb8c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/13042022093615_9d735f2d1a23eba3f4d03f2843dacb8c.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/13042022093615_9d735f2d1a23eba3f4d03f2843dacb8c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ 2 yılda 2 kanseri atlattı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-2-yilda-2-kanseri-atlatti-2822.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-2-yilda-2-kanseri-atlatti-2822.html</link>
                    <description><![CDATA[ 2 yılda 2 kanseri atlattı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ADANA'da 76 yaşındaki Recai Tuncel 2 yıl içerisinde arka arkaya yakalandığı hem mide hem kolon kanserini yenmeyi başardı.&nbsp;

Emekli Recai Tuncel,&nbsp;2018 yılında bağırsak iltihabı&nbsp;olduğunu öğrendi. Recai Tuncel’in kontrolleri devam ederken 2020 yılında bu kez mide kanseri tespit edildi. Hastalığı için dış merkezde tedavi görürken, Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’na başvuran Tuncel’in yapılan tetkikleri sonrası Doç. Dr. Orçun Yalav ve ekibi tarafından kapalı yöntemle ameliyatı gerçekleştirildi ve kısa sürede taburcu oldu. 2022 yılındaki kontrollerinde ise Tuncel’in kalın barsak (kolon)&nbsp;kanseri&nbsp;olduğu tespit edildi. Bir kez daha operasyona alınan Recai Tuncel yine kapalı yöntemle ameliyata alındı ve kısa süre içinde taburcu edildi.
Geçirdiği operasyonlar sonrası&nbsp; Doç. Dr. Orçun Yalav’ı ziyarete gelen Recai Tuncel,&nbsp;“Önce mide kanseri daha sonra kalın bağırsak kanseri tanısı aldım. Kapalı ameliyat olmam nedeni ile kısa sürede taburcu oldum. Kapalı yöntemle yapılan ameliyatlar sayesinde çok kolay ayağa kalkabildim ve yürüdüm" dedi. (DHA)

FOTOĞRAFLI

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[ 2 yılda 2 kanseri atlattı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 29 Mar 2022 09:43:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29032022124615_a5d7b262e043e768378861a699405b68.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29032022124615_a5d7b262e043e768378861a699405b68.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29032022124615_a5d7b262e043e768378861a699405b68.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Erkekler için hormon içermeyen doğum kontrol hapı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-erkekler-icin-hormon-icermeyen-dogum-kontrol-hapi-2745.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-erkekler-icin-hormon-icermeyen-dogum-kontrol-hapi-2745.html</link>
                    <description><![CDATA[Erkekler için hormon içermeyen doğum kontrol hapı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

ABD, (DHA) – ABD’li bilim insanları, belirgin yan etkileri olmayan ve hormon içermeyen bir erkek doğum kontrol hapının fare&nbsp;deneylerinde yüzde 99 başarılı olduklarını açıkladı.
ABD’nin Minnesota Üniversitesi’nden bilim insanları, Amerikan Kimya Derneği'nin (ACS) dünkü bahar toplantısında erkekler için geliştirdikleri hormon içermeyen doğum kontrol hapının fare deneyi sonuçlarını açıkladı. Farelerde yüzde 99 etkili olduğunu belirten bilim insanları, bu yılın sonunda insanlı klinik deneye başlayacaklarını belirtti.
Bilimsel çalışmada; erkek farelere 4 hafta boyunca ağızdan verildiğinde hapı oluşturan doğum kontrol bileşiği, sperm sayısını önemli ölçüde azalttığı belirtilerek gözlemlenebilir herhangi bir yan etkiye rastlanmadığı&nbsp;ifade edildi. Fareler, bileşiği almayı bıraktıktan 4-6 hafta sonra tekrar normale döndüğü vurgulandı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Erkekler için hormon içermeyen doğum kontrol hapı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 24 Mar 2022 12:55:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/24032022160521_d4de4ee5277a18d62cb745af8c0606cc.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/24032022160521_d4de4ee5277a18d62cb745af8c0606cc.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/24032022160521_d4de4ee5277a18d62cb745af8c0606cc.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tedavisi için gereken para toplandı, SMA'lı Defne Dubai'ye gidecek]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-tedavisi-icin-gereken-para-toplandi-smali-defne-dubaiye-gidecek-2740.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-tedavisi-icin-gereken-para-toplandi-smali-defne-dubaiye-gidecek-2740.html</link>
                    <description><![CDATA[MUĞLA'nın Datça ilçesinde yaşayan, İzmirli Işıkdere ailesinin Spinal Müsküler Atrofi (SMA) ile mücadele eden 3,5 yaşındaki kızları Defne Işıkdere için geçen yıl başlatılan yardım kampanyasında tedavide gereken 1 milyon 821 bin 887 dolar toplandı. Minik Defne, tedavisi için ailesiyle Dubai'ye gidecek.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İzmir'de oto yedek parça satışı&nbsp;yapan&nbsp;Murat Işıkdere (36) ile Fatma Öznur Işıkdere'nin (28) 2 çocuğundan,&nbsp;SMA hastası Defne Işıkdere için&nbsp;geçen yıl 7 Haziran'da, İzmir Valiliği'nden alınan izinle yardım kampanyası başlatıldı. Muğla'nın Datça ilçesinden, Datça Engelim Olmayın Derneği&nbsp;öncülüğünde&nbsp;yurt genelinde yaygınlaştırılan kampanya, kısa sürede büyüdü. Minik Defne'nin tedavisi için gereken 1 milyon 821 bin 887&nbsp;dolar toplandı. Defne'nin ailesiyle gen tedavisi için 30 Mart'ta Dubai'ye gideceği&nbsp;öğrenildi.

Datça Engelim Olmayın Derneği Başkanı Dilek Dündar, Defne'nin&nbsp;sağlığına kavuşabilmesi için yüz binlerce kişinin seferber olduğunu söyledi. Defne'nin&nbsp;tedavisi için&nbsp;yardım seferberliği örneği yaşandığını belirten&nbsp;Dündar, "İzmir ile başlayarak, Muğla ve Datça'nın katılımıyla Avrupa ülkeleri ve ABD'ye kadar tüm dünyaya yayılan kampanyaya her yaştan insan destek verdi. SMS'lerin yanı sıra&nbsp;konserler, yemekler düzenlendi. Çocuklar bile kumbaralarında biriktirdikleri harçlıklarıyla kampanyaya katıldı. Defne bebek, şarkı söylemeyi çok sevdiği için her biri 50 TL değerinde olmak üzere sembolik olarak müzik notası toplamaya başladık. Bugün itibarıyla&nbsp;toplam 1 milyon 821 bin 887 ABD doları karşılığı, 27 milyon TL yardım parası ile ulaştığımız nota sayısı 540 bin adet olarak gerçekleşti" dedi. (DHA)
&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Tedavisi için gereken para toplandı, SMA'lı Defne Dubai'ye gidecek - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 24 Mar 2022 12:06:38 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/tedavisi-icin-gereken-para-toplandi-smali-defne-dubaiye-gidecek-150720-20220324.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/tedavisi-icin-gereken-para-toplandi-smali-defne-dubaiye-gidecek-150720-20220324.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/tedavisi-icin-gereken-para-toplandi-smali-defne-dubaiye-gidecek-150720-20220324.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bilim Kurulu Üyesi'nden gizli tüberküloz uyarısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-bilim-kurulu-uyesinden-gizli-tuberkuloz-uyarisi-2729.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-bilim-kurulu-uyesinden-gizli-tuberkuloz-uyarisi-2729.html</link>
                    <description><![CDATA[Bilim Kurulu Üyesi'nden gizli tüberküloz uyarısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SAĞLIK Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, dünyada 2 milyar kişinin gizli tüberküloz (verem) olarak bakteriyi taşıdığını, Türkiye'de ise nüfusun yüzde 10 ila 30'unda gizli tüberküloz bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Özlü, risk gruplarına gizli tüberküloz açısından tarama yapılması gerektiği ve bunlara önleyici tedavi verildiğinde toplumun da korunduğunu belirtti.

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü nedeniyle gizli tüberküloz vakalarına dikkat çekti. Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği'nin (ASYOD) 16-19 Mart tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirdiği Ulusal Akciğer Sağlığı Kongresi'nde Demirören Haber Ajansı'nın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Özlü, tüberküloz (verem) denince genelde herkesin bildiği bir hastalık olduğunu ama gizli tüberküloz söz konusu olduğunda çoğu kişinin farkında olmadığını söyledi. Özlü, "Gizli verem dediğimiz aslında bir hastalık değil. Sağlıklı kişi bunlar. Yani zamanında verem mikrobunu almış, vereme neden olan basil (bakteri) vücuda yerleşmiş, belli odaklarda canlılığını sürdürebilen ama hastalık yapmayan, bir belirtiye neden olmayan, dolayısıyla hasta olmadığı için tedavi de edilmeyen kişilerden bahsediyoruz. Bu kişiler taşıyıcıyken hastalığı bulaştırma şansları da yok. Taşıyıcıların yüzde 95-97'si bu süreci hiç hastalanmadan geçiriyor. Ama içlerinde bazıları enfeksiyonun seyri sırasında aktif verem hastası haline geliyor. Bunlarda daha çok, vücudun bağışıklık sistemini baskılayan durumlar söz konusu oluyor. İşte bu grup bizim için önemli." dedi.

DÜNYADA 2 MİLYAR KİŞİ GİZLİ TÜBERKÜLOZ TAŞIYICISI
Prof. Dr. Özlü, "Bunlar da cilt testleri ya da bazı kan testleri. Bunu yaptığımızda o kişinin daha önce verem mikrobu ile karşılaşmış ve enfeksiyon sürecini geçirmiş olduğunu anlıyoruz. Her gizli verem tanısı konan hastaya tedavi gerekmiyor. Ama ileride aktif hastalığa dönüşme riski fazla olan kişilerin 'koruyucu' dediğimiz tedavileri alması önemli. Dünyada yaklaşık 2 milyara yakın insanın gizli verem vakası olduğu düşünülüyor. Türkiye'de ise nüfusun yüzde 10 ila 30'unda bu mikrobu taşıyan kişi var. Burada asıl olan şey, risk gruplarının tedavi edilmesi. Bu şekilde hem o kişileri korumuş oluyoruz hem de o kişiler hastalanırsa, topluma bulaştırmasını engellemiş oluyoruz" diye konuştu.

ENFEKSİYON HAVUZUNU 'TEMİZLEYEREK' HASTALIĞI YOK EDEBİLİRİZ
Hastalanma riski yüksek gizli verem vakalarını enfeksiyon havuzu olarak adlandırdıklarını da belirten Prof. Dr. Özlü, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hastalar, bu havuzdan çıkıyor. Eğer bu havuzu azaltabilirsek ya da önleyici tedavilerle tümüyle yok edebilirsek, tüberkülozu da bütünüyle yeryüzünden ortadan kaldırma şansına sahip oluruz. Bu tabii kolay bir süreç değil. Bununla ilgili Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 'Tüberkülozun Sonlandırılması Projesi' kapsamında, özellikle aktif veremin görülmediği ya da çok az görüldüğü ülkeler için bu uygulamayı, yani gizli veremin koruyucu tedavisini tavsiye ediyor. Türkiye de bu ülkeler arasında yer alıyor."

HERKESİ DEĞİL, RİSK GRUPLARINI TARAMAK GEREKLİ
Herkese gizli verem taramasının mümkün olmadığını ve bunların çoğunun zaten hastalanmadan yaşamını sürdürebildiğini de ifade eden Prof. Dr. Özlü, asıl hedefteki grubun risk altındaki kişiler olması gerektiğini söyleyerek izlenmesi gereken süreci şöyle özetledi: "Hastalanabilecek olan risk grubundaki kişileri taramak gerekli. Bunlar da bağışıklığı baskılayan bir hastalığı olan ya da uzun süreli bağışıklığı baskılayan bir tedavi alması gereken veya yeni bir bulaşıcı akciğer tüberkülozu hastası ile teması olup bulaştırma riski olduğu düşünülen kişiler. Bir de çocuklar çok önemli. Çocuklarda biz bu testi pozitif bulursak, özellikle 15 yaşın altında, hemen tedavi ediyoruz. Çünkü çocuklarda aktif hastalığa dönüşme riski daha yüksek. Bu anlamda, eğer bağışıklığı baskılayıcı bir tedavi alması gereken bir hasta varsa, uzun süre anti TNF dediğimiz biyolojik ilaçlar veya yüksek doz kortizon kullanması gereken hastalarda önceden bu testlerin yapılması gerekli. Eğer kişide gizli tüberküloz olduğu anlaşılırsa, koruyucu tedavi başlanıyor ve ondan sonra diğer tedavilerine geçiliyor. Ya da sağlıklıyken bağışıklığı baskılayan bir hastalık ortaya çıkarsa, mesela HİV pozitif hale gelirse, onlarda da aynı süreç söz konusu. Yurt dışına çıkmak için veya herhangi bir işte çalışabilmek için bu testi yapmak zorunda olan kişiler var. Onlarda da pozitiflik saptadığımızda, risk grubundaysa hemen koruyucu tedavilere başlıyoruz."
Tüberkülozun da Kovid gibi hava yoluyla bulaşan bir hastalık olduğunu, dolayısıyla korunmak için benzer yöntemlerin uygulanması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Özlü, veremin Kovid kadar yaygın olmadığına da işaret ederek sözlerini şöyle noktaladı:&nbsp;
"Türkiye'de 100 binde 13 kişi yeni vaka olarak tespit ediliyor. Dolayısıyla Kovid kadar yaygın değil, ondan farklı bu açıdan. Ama şunu hiç unutmamak lazım, korunmak tedavi etmekten her zaman daha kolay, daha ucuz ve daha insani. O nedenle gizli tüberküloz açısından risk grubunda olduğu bilinen kişilere, bu koruyucu tedavilerinin yapılması hem o kişi, hem de toplum için daha insani, daha ucuz ve daha doğru bir yöntem." (DHA)

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bilim Kurulu Üyesi'nden gizli tüberküloz uyarısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 24 Mar 2022 08:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/24032022114708_6e78ca60a0ac62a54aa9683641635785.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/24032022114708_6e78ca60a0ac62a54aa9683641635785.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/24032022114708_6e78ca60a0ac62a54aa9683641635785.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[“Göz tansiyonu körlüğe neden olabilir”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-goz-tansiyonu-korluge-neden-olabilir-2537.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-goz-tansiyonu-korluge-neden-olabilir-2537.html</link>
                    <description><![CDATA[“Göz tansiyonu körlüğe neden olabilir”]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ - Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen ve milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir göz hastalığı olan glokom hakkında bilgi veren Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Nükhet Özsoy, glokomun, göz içi sıvısının görme hücreleri ve görme siniri (optik sinir) üzerinde oluşturduğu normalden yüksek basıncın neden olduğu bir durum olduğunu belirtti. Dr. Özsoy, “Glokom ya da göz tansiyonu tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına neden olabilir. Glokoma bağlı körlük, dünyada birçok kişiyi etkilemektedir” dedi.

Emsey Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Nükhet Özsoy, 12 Mart Dünya Glokom Günü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Glokomun yeni doğmuş bebekten ileri yaşlardaki kişilere kadar her yaş grubunda yaşanabilecek bir durum olduğunu belirten Dr. Özsoy, “Göz içi basıncı görme sinirinde yavaş ve ilerleyici bir zedelenme yaptığından dolayı glokom genellikle ağrısız ve belirti vermeden gelişen bir hastalıktır” diye konuştu.

Hastalığın sebeplerine bağlı farklı tipleri olduğunu ve görülme sıklıklarının yaş ile ilgili olduğunu söyleyen Dr. Özsoy, genelde hastanın zor fark ettiği ve tedavisi konusunda geç kalınmış durumdayken hastanın doktora geldiğini dile getirdi. En yaygın görülen glokom tipinin açık açılı glokom olduğunu belirten Dr. Özsoy, glokomun göz içi basıncının yavaş yükselmesi sebebiyle başlangıç evresinde belirti göstermediğini ve görme kaybı yavaş geliştiğinden geç fark edildiğini belirtti.

Hastaların yüzde 10’u arasında görülen dar açılı glokom tipinde ise göz tansiyonun çok hızlı yükseldiğini aktaran Dr. Özsoy, “Hastalar bulanık görme, şiddetli göz ağrısı, baş ağrısı, ışığın etrafında gökkuşağı hareleri, mide bulantısı ve kusma gibi şikâyetler yaşayabiliyor” ifadelerini kullandı.

GENETİK FAKTÖRLER ETKİLİ

Yaş, ailede glokom hikâyesi, miyopi veya hipermetropi, geçirilmiş göz travması, kornea (gözün camsı tabakası) kalınlığının ince olması, diyabet, migren, dolaşım problemleri olan kişilerde bu faktörler değerlendirilerek tedavinin planlanması gerektiğini vurgulayan Dr. Özsoy, bu hastaların ileride glokom geliştirme risklerinin normalden yüksek olduğunu ve optik sinirinde gelişebilecek hasarın erken saptanabilmesi için düzenli muayene gerekli olduğunun altını çizdi.

Glokomun daha az görülen tipinde, göz içi basıncı ani olarak yüksek değerlere çıkarak göz çevresinde ağrı, gözde kızarıklık, bulanık görme, bulantı, kusma ve ışıkların çevresinde harelerin görülmesi gibi belirtilerle kendini belli edebildiğini söyleyen Dr. Özsoy, hastalığın çok ileri evrelerinde ise görme alanındaki ileri derecede daralma ve son evresinde bir gözün ışığı bile seçemediği anlaşıldığı durumlar son evrede ortaya çıkan ve kaybın artık tedavisinin mümkün olamadığı evre olduğunu ifade etti

İLAÇ TEDAVİSİ UYGULANABİLMEKTEDİR

Düzenli olarak göz muayenesi olmanın glokomu teşhis etmede en iyi yol olduğunu söyleyen Dr. Nükhet Özsoy, muayenede mutlaka yapılması gereken testler hakkında bilgi verdi:

“Tonometri testi; göz içi basıncını ölçülmesidir. Oftalmoskopi; gözün içi ile özellikle arka kısmını ve optik sinirleri muayene etmekte kullanılan bir yöntemidir. Perimetri testi; görme alanı testi de denir. Bu test sayesinde hastanın görme alanının haritası çıkarılır. Gonioskopi; iris ile korneanın buluştuğu bölgenin görülmesini sağlayan bir yöntemidir. İçinde belli açılarla yerleşmiş aynalar ve mercekler bulunduran bir aletle yapılır.”

Bu testlerin herkes için gerekli olmadığını söyleyen Dr. Özsoy, bazı durumlarda glokomun göz damlalarıyla kontrol edilebildiğini ve ilaç tedavisiyle başarı sağlanabildiğini dile getirdi.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[“Göz tansiyonu körlüğe neden olabilir” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 11 Mar 2022 12:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/11032022153604_b5239dceb8300f721a757945bd083e43.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/11032022153604_b5239dceb8300f721a757945bd083e43.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/11032022153604_b5239dceb8300f721a757945bd083e43.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanından ailelere uyarı: Çocukluk çağı kanserlerinde erken teşhis hayat kurtarıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-uzmanindan-ailelere-uyari-cocukluk-cagi-kanserlerinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor-2147.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-uzmanindan-ailelere-uyari-cocukluk-cagi-kanserlerinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor-2147.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanından ailelere uyarı: Çocukluk çağı kanserlerinde erken teşhis hayat kurtarıyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;Tüm kanser hastalıklarında olduğu gibi çocukluk çağı kanser hastalıklarında da erken tanının mümkün olduğunu belirten Çocuk Hematoloji/ Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ceyhun Bozkurt, “Çocuklarda uzun süren ve açıklanamayan ateş, hızlı kilo kaybı, vücutta kolay oluşan morluklar, açıklanamayan kanamalar, sıra dışı karın şişliği veya kitlesi, solukluk, enerji kaybı, açıklanamayan ve uzun süren ağrı, sıklıkla baş ağrısı ile birlikte olan kusma, denge ve davranışta ani değişiklikler, göz bebeğinde beyaz yansıma veya baş büyümesi çocukluk çağı kanserlerinin belirtilerinden olabilir. Bu konuda en büyük görev çocuğu yakından takip eden anne-babalara, ardından da hekimlere düşmektedir” dedi.

Çocukluk çağı kanserleri ile ilgili farkındalık eğitimleri oluşturulabileceğini ve kanseri işaret eden belirtilerde hastaların gerekli uzmanlara erken dönemde yönlendirilmesinin sağlanabileceğini ifade eden Medical Park Bahçelievler Hastanesi Çocuk Hematoloji/ Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ceyhun Bozkurt, 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü nedeniyle uyarılarda bulundu.

&nbsp;NADİR DE OLSA SENDROMİK HASTALIKLAR NEDEN OLABİLİR

&nbsp;Çocukluk çağı kanserlerinde yüzde 90 oranında kanserin neden oluştuğunun bilinmediğini söyleyen Prof. Dr. Bozkurt, “Kalan yüzde 10’luk gruptaki çocukluk çağı kanserleri ise bazı nadir görülen sendromik hastalığı olan çocuklarda, bazı immun yetmezlik hastalığı olan çocuklarda ve daha önce kemoterapi ya da radyoterapi almış çocuklarda görülür” diye konuştu.

&nbsp;LÖSEMİ İLK SIRADA YER ALIYOR

&nbsp;Kanser hastalığının genelde gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde 100 binde 400 dolayında görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Bozkurt, “Tüm bu kanserlerin ise ancak yüzde 1-2’sini çocukluk çağı kanserleri oluşturur. Kabaca çocukluk çağı kanserleri yüz binde 14-15 arası oranlarda görülür. Ülkemiz kanser kayıt sistemi verileri eski yıllara oranla daha iyi bir oranda yapılmaktadır fakat kanser oranlarının arttığını gösteren güvenilir bir veri yoktur. Ülkemiz verilerine bakacak olursak en sık görülen çocukluk çağı kanserlerinde ilk üç sırada yüzde 23 oran ile lösemiler, yüzde 19 oran ile lenfomalar ve yüzde 14 oran ile beyin ve omurilik tümörleri yer almaktadır” şeklinde konuştu.

FARKLI KLİNİK BULGULAR GÖRÜLEBİLİR

Tüm kanser hastalıklarında olduğu gibi çocukluk çağı kanser hastalıklarında da erken tanının mümkün olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bozkurt, “Çocuklarda farklı klinik bulgular görülebilir. Bu konuda en büyük görev çocuğu yakından takip eden anne-babalara, ardından da hekimlere düşmektedir” ifadelerini kullandı.

&nbsp;Prof. Dr. Bozkurt, Uluslararası Kanser Kontrol Birliği (UICC)’nin yaptığı bir derlemeye göre çocuklu çağı kanserlerinde en sık görülen bulguları şöyle sıraladı:

&nbsp;“Sıra dışı karın şişliği ve kitlesi.

Uzun süren ve açıklanamayan ateş.

Solukluk, enerji kaybı ve hızlı kilo kaybı.

Açıklanamayan ve uzun süren ağrı, sıklıkla baş ağrısı ile birlikte olan kusma.

Kolay oluşan morluklar, açıklanamayan kanamalar.

Denge ve davranışta ani değişiklikler.

Göz bebeğinde beyaz yansıma.

Baş büyümesi.”

FARKLI TEDAVİ SEÇENEKLERİ UYGULANABİLİR

Çocukluk çağı kanser hastalığını iyileştirmek için tümörün tipine göre tedavi biçiminin değişebileceğini ve sıklıkla kemoterapi, cerrahi, radyoterapi ve kök hücre nakli gibi tedavi seçeneklerinin kullanıldığını belirten Prof. Dr. Bozkurt, “Bunun yanında radyoaktif ilaç ya da madde tedavileri, immunoterapi, hedefe yönelik ilaç tedavileri, genetik yapısı değiştirilmiş savunma hücre tedavileri, bireyselleştirilmiş tedavi gibi tedavi yöntemleri son yıllarda giderek artan oranlarda kullanılan güncel tedavi yöntemleridir” açıklamasında bulundu.

&nbsp;YÜZ GÜLDÜRÜCÜ SONUÇLAR ELDE EDİLİYOR

&nbsp;Yıllar geçtikçe çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde başarı oranlarının arttığını vurgulayan Prof. Dr. Bozkurt, şu bilgileri paylaştı:

&nbsp;“Çocukluk çağı kanserlerinde tedavi sonuçları oldukça yüz güldürücüdür. Tümör tipine, evresine, biyolojik ve genetik özelliklerine göre tedavi başarısı değişmekle birlikte genel olarak gelişmiş ülkelerde tüm çocukluk çağı kanserlerinin yaklaşık yüzde 80’i tamamıyla iyileşebilmektedir. Bu oran bazı tümörlerde yüzde 95 dolayındadır. Ülkemizde de buna yakın oranlarda başarılı sonuçlar elde edilmektedir.”

&nbsp;DOKTORA DANIŞMADAN HAREKET EDİLMEMELİ

&nbsp;Sıklıkla olmasa da yapılan bazı hataların da altını çizen Prof. Dr. Bozkurt, “Çocuk kanser hastalarının tedavilerinin bu konuda deneyimli ve yetkili uzmanlar tarafından yapılmaması, ailelerin tedavileri aksatmaları ya da bırakmaları, çağdaş, güvenilir tedaviler yerine yararı kanıtlanmamış uygulama, ilaç ya da birtakım maddelerin tedavi amaçlı aileler ya da yetkili olmayan kişilerce denenmesi yapılan bazı hatalardır” diye konuştu.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanından ailelere uyarı: Çocukluk çağı kanserlerinde erken teşhis hayat kurtarıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 15 Feb 2022 06:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/15022022091223_87a806bf798e8da0f9014b7a423bc0ba.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/15022022091223_87a806bf798e8da0f9014b7a423bc0ba.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/15022022091223_87a806bf798e8da0f9014b7a423bc0ba.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bakan Koca, vaka sayısı en çok artan 10 ili açıkladı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-bakan-koca-vaka-sayisi-en-cok-artan-10-ili-acikladi-2044.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-bakan-koca-vaka-sayisi-en-cok-artan-10-ili-acikladi-2044.html</link>
                    <description><![CDATA[Bakan Koca, vaka sayısı en çok artan 10 ili açıkladı ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca'nın açıkladığı haftalık koronavirüs haritasına göre, 100 bin kişide görülen vaka sayısı son 1&nbsp;haftada en çok artan 10 il Elazığ, Uşak, Iğdır, Tokat, Kırklareli, Rize, Kırıkkale, Isparta, Bayburt, Manisa oldu.

Sağlık Bakanı Koca, Twitter'daki hesabından Covid-19'da 22-28 Ocak'ı kapsayan, illere göre haftalık vaka sayısı haritasını paylaştı. Haritaya göre İstanbul'da 100 bin kişide görülen vaka sayısı son 1 haftada 1245,73'ten 889,58'e düştü. Ankara'da vaka sayıları 725,62'den 1003,30'a İzmir'de ise 729,81'den 961,57'ye yükseldi.
Haritaya göre vaka yoğunluğu en az olan iller 60,90 ile Van, 98,66 ile Adıyaman ve 118,55 ile Antalya oldu. Bakan Koca, vaka yoğunluğu önceki haftaya göre en çok artan 10 ilin Elazığ, Uşak, Iğdır, Tokat, Kırklareli, Rize, Kırıkkale, Isparta, Bayburt ve&nbsp;Manisa olduğunu belirtti.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bakan Koca, vaka sayısı en çok artan 10 ili açıkladı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 07 Feb 2022 08:46:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/07022022115436_c539806705518cbb5d828302cc29bca3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/07022022115436_c539806705518cbb5d828302cc29bca3.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/07022022115436_c539806705518cbb5d828302cc29bca3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Asiye taburcu edildi ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-asiye-taburcu-edildi-1938.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-asiye-taburcu-edildi-1938.html</link>
                    <description><![CDATA[Asiye taburcu edildi (1)]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ GAZİANTEP'te 2 Pitbul cinsi köpeğin saldırısında ağır yaralanan 4 yaşındaki Asiye Ateş, tedavisi tamamlanarak Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nden öğle saatlerinde taburcu edildi.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Asiye taburcu edildi  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 31 Jan 2022 09:14:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/31012022121522_d95b6611189d8819969afd97d948255c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/31012022121522_d95b6611189d8819969afd97d948255c.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/31012022121522_d95b6611189d8819969afd97d948255c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanından uyarı: Rahim ağzı kanserinden korunmak için HPV aşısı şart]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-uzmanindan-uyari-rahim-agzi-kanserinden-korunmak-icin-hpv-asisi-sart-1884.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-uzmanindan-uyari-rahim-agzi-kanserinden-korunmak-icin-hpv-asisi-sart-1884.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanından uyarı: Rahim ağzı kanserinden korunmak için HPV aşısı şart]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;Kadınlarda görülen en yaygın kanser türünün rahim ağzı kanseri olduğunu kaydeden Mikrobiyolog Dr. Öğr. Üyesi İpek Ada Alver, “HPV aşısı bir tedavi değil korunma yöntemidir. HPV aşısını yaptıran kadınlarda rahim ağzı kanserine karşı yüzde 100 koruma sağlanıyor. Dolayısıyla rahim ağzı kanserinden korunmak için HPV aşısı şart” uyarısında bulundu.

Rahim ağzı kanseri dünyada kadınlarda görülen en yaygın kanser türleri arasında yer alıyor. Diğer kanser türleri arasında erken teşhisle önlenebilir kanser türlerinin başında geliyor. Konu ile ilgili açıklama yapan Altınbaş Üniversitesi’nden Mikrobiyolog Dr. Öğr. Üyesi İpek Ada Alver, “Rahim ağzı kanserine genellikle Human Papilloma Virüs (HPV) adı verilen bir bulaş neden olmaktadır. Bunun için de en büyük risk faktörleri arasında, cinsel yolla bulaşan farklı enfeksiyonların olması, birden fazla partnerle cinsel birliktelik yaşama, erken yaşta cinsel deneyime başlama, bağışıklık sisteminin düşük olması, eğitim düzeyi ve sosyoekonomik faktörler, yüksek doğurganlık sayısı, uzun süredir doğum kontrol haplarının kullanımı gibi nedenler yer almaktadır. Diğer yandan düşük risk içerse de ortak havlu, jilet, spa, havuz, iç çamaşırı kullanımına da dikkat edilmesi gerekmektedir” diyerek rahim ağzı kanserine neden olarak gösterilen HPV virüsünün bulaş yollarına dikkat çekti.

DÜZENSİZ ARA KANAMA VE KOKULU VAJİNAL AKINTILARA DİKKAT

“HPV, genellikle belirti göstermeden sinsice ilerleyebilse de rahim ağzı kanseri meydana geldiğinde belirtiler kendini göstermeye başlar” diyen Ada Alver, “Eğer menstruasyon (adet) dönemi dışında ve cinsel ilişki esnasında ya da sonrasında ağrı ve kanamanız varsa, menopoz döneminden sonra kanamanız varsa, vajinal akıntıda renk değişikliği ve kötü kokulu akıntılarınız mevcutsa, genital bölgede görülen siğilleriniz varsa, idrar yaparken ağrı ve halsizlik gibi şikayetleriniz varsa muhakkak rahim ağzı kanseri açısından tetkiklerinizi ve kontrollerinizi yaptırınız” dedi.

KADINLARDA DAHA BÜYÜK SORUNLARA NEDEN OLUYOR

HPV’nin sadece kadınlarda değil erkeklerde de görüldüğünü belirten Ada Alver, “Erkekler, genellikle HPV açısından taşıyıcıdırlar ve genellikle gözle görülebilen siğiller haricinde herhangi bir belirtileri olmayabildiğinden kadın partnerlerine rahatlıkla bulaştırabilmektedirler. Kadına bulaştığında ise bu durum rahim ağzı kanserine kadar gidebilmektedir. Bu nedenle korunmalı cinsel ilişkiye girilmeli, evli çiftler ise rutin kontrollerini yaptırmalı ve korunma amaçlı HPV aşısı olmalıdırlar” diye konuştu.

PAP-SMEAR TESTİNDEN KORKULMAMALI

Halk arasında Pap-smear testi hakkında yanlış bilgilere sahip olunduğunu belirten İpek Ada Alver, “Rahim ağzı kanseri teşhisi için, kansere neden olan HPV’nin rahim ağzı hücrelerindeki tespitini sağlayan HPV testi ve rahim ağzı hücrelerinin toplanıp kanser hücrelerinin varlığını tespit eden Pap-smear testlerinin yapılması gerekmektedir. Halk arasında pap-smear testi alınırken acı hissedildiği konusunda yanlış bir algı olduğu için pek çok kadın bu testi yapmaktan kaçınmaktadır. Oysa pap-smear testi saniyeler içerisinde alınan, basit, acısız bir testtir. Ayrıca rahim ağzı kanserinden pek çok kadınımızın bilgisi olmadığından medyada bilgilendirici içerikler üretilmesi gerektiği düşüncesindeyim. 30-65 yaş arasındaki her kadının en az 5 yılda bir HPV ve pap-smear testini yaptırması erken teşhisle pek çok kadının hayatını kurtaracaktır. Ülkemizde Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM, Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM), Toplum Sağlığı Merkezlerinde (TSM) ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde (SHM) rahim ağzı kanseri taramaları ücretsiz olarak yapılmaktadır” diyerek HPV ve Pap-smear testinin rahim ağzı kanserinde erken teşhisteki önemini vurguladı.

HPV AŞISI ŞART

Rahim ağzı kanserinden erken teşhisin öneminden bahseden İpek Ada Alver, korunmada ise kadınların muhakkak HPV aşısının yaptırması gerektiğini belirterek, “Genellikle tercihimiz, henüz ilk cinsel deneyimini yaşamamış ve henüz bu virüsle enfekte olmamış kızlarımız. Çünkü HPV aşısı bir tedavi değil korunma yöntemidir. HPV aşısını yaptıran kadınlarda rahim ağzı kanserine karşı yüzde 100 koruma sağlanıyor. Rahim ağzı kanserinden korunmada genç kızlarımız başta olmak üzere gebelik dönemi hariç tüm kadınlara HPV aşısının yapılması gerekmektedir” dedi.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanından uyarı: Rahim ağzı kanserinden korunmak için HPV aşısı şart - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 27 Jan 2022 06:04:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/27012022091355_9fe9e1b77102e89912ca0031244c076b.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/27012022091355_9fe9e1b77102e89912ca0031244c076b.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/27012022091355_9fe9e1b77102e89912ca0031244c076b.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Boyun ağrılarında neye dikkat etmeli]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-boyun-agrilarinda-neye-dikkat-etmeli-1870.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-boyun-agrilarinda-neye-dikkat-etmeli-1870.html</link>
                    <description><![CDATA[Boyun ağrılarında neye dikkat etmeli]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

ANTALYA, (DHA) - FİZİK Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Yonca Bavlı Eren, telefon, tablet ve TV gibi teknolojik ürünlerin uzun süre sabit pozisyonda kalarak kullanılmasının, boyun ağrılarında artışa neden olduğunu söyledi.

Özel Termessos Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Uzm. Dr. Yonca Bavlı Eren, günümüzde pandemi ile birlikte evde geçirilen sürenin artmasının telefon, tablet ve TV gibi teknolojik ürünlerin uzun süre sabit pozisyonda kullanılmasına yol açtığını, bu durumun da boyun ağrılarında artışa neden olduğunu ifade etti. Uzm. Dr. Eren, boyun ağrılarının başın arka kısmı, tek veya iki taraflı omuz çevresine, kol ve göğüs ön kısmına yayılabileceğini belirterek, "Boyun ağrısı ile birlikte kolda ve elde uyuşma, güç kaybı, baş dönmesi, denge kayıpları ve baş ağrısı görülebilir. Boyun ağrısının en sık görülen sebepleri boyunda kas spazmı olması, boyun fıtığı ve boyunda kireçlenmedir. Boynumuzdaki kemikler, kemikler arasındaki ilişkiyi sağlayan yapılar (diskler) kemiklere tutunan kaslar, tendonlar ve omurların arasından geçen omurilik sinirine ait yapısal sorunlar da ağrıya neden olabilir. Bazı romatizmal hastalıklar ve enfeksiyonlarda da boyun ağrısı görülebilmektedir. Ancak ağrıların yüzde 80'den fazlası kaslarla ilgili ve özellikle kas spazmına bağlıdır" diye konuştu.

BOYUN AĞRISI BELİRTİLERİ

Boyun tutulması, boyun hareketlerinde kısıtlılığın sık görülen şikayetler olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Yonca Bavlı Eren, boyunda tek noktada ağrı veya bu ağrının bir hat boyunca yayılması, yayılan ağrıya eşlik eden kollarda uyuşma, karıncalanma, his kusurları ve güç kayıpları olabileceğini, boyun ağrısına bağlı baş ağrısı, başdönmesinin de hastaların günlük yaşamını etkileyen şikayetlerden olduğunu söyledi.

BOYUN AĞRISINDA TANISAL YAKLAŞIM

Uzm. Dr. Yonca Bavlı Eren şunları söyledi:

"Boyun ağrısı ile fizik tedavi polikliniğimize gelen hastalarda yapılan muayene ve ayrıntılı sorgulama sonucunda en sık görülen tablo boyundaki kas spazmlarıdır. Stres, yorgunluk, soğuk hava, yanlış kullanım (TV izlerken, telefon ve tablet kullanırken yapılan yanlışlara bağlı), mesleki durumlara bağlı (özellikle büro çalışanları, ev hanımları), duruş bozukluğuna bağlı (özellikle çocuklarda oturma ve yatma pozisyonlarındaki yanlışlar) en sık kas spazmına neden olan sebeplerdendir. Kas spazmına bağlı boyun ağrısında muayene bazen yeterli olmaktadır. Ancak muayenede şüphe ettiğimiz başka bir problem olması durumunda görüntüleme yöntemlerini (Röntgen grafisi, MR, BT), sinirlerdeki hasarla ilgili EMG tetkiki, romatizmal ve enfeksiyon kaynaklı durumlarda da gerekli kan tetkiklerini isteyerek tanıyı koymaktayız. Ağrıya yönelik gerekli medikal tedavi (ağrı kesiciler, antiromatizmal ilaçlar, kas gevşeticiler) planlanır ve özellikle istirahat önerilir. Gerek duyulursa boyunluk ile istrahat desteklenebilir. Eğer gerekiyorsa fizik tedavi yöntemleri kullanarak ağrı tedavi edilebilir. Sonrasında hastanın boyun ağrısı ve kas spazmına neden olan sebeplere yönelik tedbirleri alması çok önemlidir. Özellikle soğuktan korunması yüksek yastıkta yatmaması, oturma pozisyonu düzeltmesi, bilgisayarın ekranını göz hizasında tutması, telefon ve tablete uzun süre sabit pozisyonda bakmaması, telefonu omuz ve baş arasında tutarak konuşmaması gibi basit ama dikkate edilmesi gereken birçok tedbir hastanın boyun ağrısını tetiklememesi için gerekli uyarılardır."

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Boyun ağrılarında neye dikkat etmeli - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 26 Jan 2022 11:04:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/26012022141828_b37ca7d15aa3fa597ed0d7388c7302c8.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/26012022141828_b37ca7d15aa3fa597ed0d7388c7302c8.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/26012022141828_b37ca7d15aa3fa597ed0d7388c7302c8.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[101 yaşındaki doktor 4’üncü doz aşısını yaptırdı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-101-yasindaki-doktor-4uncu-doz-asisini-yaptirdi-1811.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-101-yasindaki-doktor-4uncu-doz-asisini-yaptirdi-1811.html</link>
                    <description><![CDATA[101 yaşındaki doktor 4’üncü doz aşısını yaptırdı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ -BURSA İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz, 4’üncü doz hatırlatma aşısını yaptırmak isteyen, 51 yıl hekimlik yapan 101 yaşındaki Göğüs Hastalıkları Uzmanı, Uzm. Dr. Galip Uzunca’yı evinde ziyaret etti. Ziyarette, İl Sağlık Müdürlüğü mobil aşı ekipleri Uzm. Dr. Uzunca’ya 4’üncü doz hatırlatma aşısını yaptı.

Bursa’da koronavirüsle mücadele kapsamında, hastane ve aile sağlığı merkezlerinin yanı sıra mobil aşılama ekiplerince, aşı polikliniklerine gidemeyen yaşlı ve evde sağlık hizmetlerinden yararlanan vatandaşlar evlerinde aşılanıyor. Bu kapsamda, 101 yaşındaki Uzm. Dr. Galip Uzunca, aşı vurulma talebini geçtiğimiz hafta mektup yoluyla İl Sağlık Müdürlüğü’ne iletti. Mektubun ulaşmasının ardından İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz, mektubu cevapsız bırakmadı ve Uzunca’yı evinde ziyaret etti.

4’üncü doz hatırlatma aşışını yaptıran Uzm. Dr. Uzunca’nın aşısını yaptırmayanlara ve gençlere örnek olduğunu belirten, Dr. Yavuzyılmaz, “Bugün meslek büyüğümüz olarak sizi ziyaret etmek istedim. Bana gönderdiğiniz mektubun, hem yazı sitiline hem de içeriğine hayran oldum. Özellikle ziyarete gelmek istedim. Allah sağlıklı uzun ömürler versin. Bu sıkıntıları da atlatalım, sizi müdürlüğümüzde de misafir edelim. Sizin gibi bir meslek çınarımız, bizim için ayrı bir kıymet” ifadelerini kullandı.&nbsp;Uzm. Dr. Uzunca ise ziyaretten memnuniyet duyduğunu belirterek, Dr. Yavuzyılmaz’a ve sağlık çalışanlarına&nbsp; teşekkür etti.

FOTOĞRAFLI

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[101 yaşındaki doktor 4’üncü doz aşısını yaptırdı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 23 Jan 2022 15:44:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/23012022195253_fb0004d10464819c4d70861dc14279df.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/23012022195253_fb0004d10464819c4d70861dc14279df.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/23012022195253_fb0004d10464819c4d70861dc14279df.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Masum olmayan üfürüm gözardı edilmemeli]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-masum-olmayan-ufurum-gozardi-edilmemeli-1693.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-masum-olmayan-ufurum-gozardi-edilmemeli-1693.html</link>
                    <description><![CDATA[Masum olmayan üfürüm gözardı edilmemeli]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

ANTALYA, (DHA) - Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Doğan Erdoğan, masum üfürümün her 3 çocuktan ikisinde ve her 4 bebekten üçünde duyulabildiğini belirterek, “Bu üfürümlerin birçoğu masum üfürüm olarak adlandırılan ve kalpte bir bozukluk olmaksızın duyulan üfürümlerdir. Hekim üfürümün masumluğu konusunda en küçük bir şüphe duyuyorsa, çocuk en azından 1 kez ekokardiyografi ile kontrol edilmelidir" dedi.

Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Kardiyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Doğan Erdoğan, kalpte üfürümün bebek ve çocuklarda erişkinlere kıyasla daha sık karşılaşılan bir durum olduğuna dikkati çekti. Üfürümü, “kalpte kan akımının türbülans yaptığı zaman etraf dokularda oluşturduğu titreşim nedeniyle oluşan ve doktor dinleme aleti (stetoskop) vasıtasıyla duyulan sesler" olarak tanımlayan Prof. Dr. Doğan Erdoğan, “Bebeklerde ve çocuklarda görülen üfürümün birçoğu, kalpte bir bozukluk olmaksızın duyulan masum üfürümlerdir. Masum üfürüm, her 3 çocuktan ikisinde ve her 4 bebekten üçünde duyulabilmektedir" diye konuştu.

MASUM OLMAYAN ÜFÜRÜME UZMAN KONTROLÜ ŞART

Çocukluk çağında kalpteki bozukluklardan kaynaklanan üfürümlerin çoğunluğunun kalpte doğuştan var olan, kalbin sağ ve sol boşlukları arasında olmaması gereken delikler nedeniyle olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erdoğan, şu bilgileri paylaştı:

“Bunun yanında, kalpten çıkan ana damarlar arasında bir bağlantı nedeniyle de üfürümler olabilir. Nadir olsa da kalp kapaklarında daralmaya veya yetersizliğe bağlı olarak da üfürüm duyulabilir. Hastayı muayene eden ve üfürümü ilk fark eden hekim üfürümün masumluğu konusunda en küçük bir şüphe duyuyorsa, en azından 1 kez ekokardiyografi ile değerlendirilmesi için hastayı doğumsal kalp hastalıkları konusunda deneyimli, üst düzey ekokardiyografi bilgisi ve tecrübesi olan bir hekime göndermelidir. Bu değerlendirme, fizik muayene, elektrokardiyografi ve ekokardiyografi (kalbin yapısının ve fonksiyonların ultrasonla değerlendirilmesi) ile yapılır. İlk değerlendirmede kalpte üfürme yol açan bir bozukluk saptanmazsa üfürüm devam etse bile bir tedavi hatta kontrol gerekmez."

FOTOĞRAFLI

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Masum olmayan üfürüm gözardı edilmemeli - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 18 Jan 2022 07:04:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/18012022102644_2a379fd8673815810cd2fdc3cbc1a016.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/18012022102644_2a379fd8673815810cd2fdc3cbc1a016.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/18012022102644_2a379fd8673815810cd2fdc3cbc1a016.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bakan Koca, İstanbul'da sağlık hizmetlerini değerlendirdi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-bakan-koca-istanbulda-saglik-hizmetlerini-degerlendirdi-1625.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-bakan-koca-istanbulda-saglik-hizmetlerini-degerlendirdi-1625.html</link>
                    <description><![CDATA[Bakan Koca, İstanbul'da sağlık hizmetlerini değerlendirdi]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

ANKARA, (DHA)- SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca, İstanbul'da il sağlık yöneticileri ve başhekimlerle birlikte sağlık hizmetlerine ilişkin toplantı gerçekleştirdi.
Bakan Fahrettin Koca, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
"İl sağlık yöneticilerimiz ve başhekimlerimizle bir araya gelerek vaka sayımızın en yüksek olduğu İstanbul'un sağlık hizmetlerini yerinde değerlendirdik.&nbsp;Artan vaka sayıları sebebiyle hastaneye yatan sayısında bir miktar artış gözleniyor. Endişeye mahal verecek olumsuz bir durum olmasa da tedbirde ısrar etmek gerekiyor.&nbsp;Omicron varyantının bulaşma hızı çok yüksek. Kişisel koruyucu tedbirlere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Aşı, maske ve mesafe en önemli gücümüz. Maskeyi kalabalık ortamlarda aklımızdan da yüzümüzden de çıkarmayalım."

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bakan Koca, İstanbul'da sağlık hizmetlerini değerlendirdi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Jan 2022 16:40:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/14012022194212_836cd96f2873bf8dee8c6c656c832f10.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/14012022194212_836cd96f2873bf8dee8c6c656c832f10.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/14012022194212_836cd96f2873bf8dee8c6c656c832f10.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Omikron aşıya olan ilgiyi arttırdı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-omikron-asiya-olan-ilgiyi-arttirdi-1615.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-omikron-asiya-olan-ilgiyi-arttirdi-1615.html</link>
                    <description><![CDATA[Omikron aşıya olan ilgiyi arttırdı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ KOCAELİ İl Sağlık Müdürü Yüksel Pehlevan, Türkiye genelinde olduğu gibi Kocaeli genelinde de vaka artışı ile karşı karşıya olduklarını, omikronun yaygın olarak görülmesiyle birlikte toplumda aşılama konusunda artış olduğunu söyledi.

Kocaeli İl Sağlık Müdürü Yüksel Pehlevan omikron varyantının etkisiyle aşılamada hatırlatma dozlarına ilginin arttığını belirtti. Toplumunun büyük bir kesiminin mutlaka aşı olmasını istediklerini ifade eden Pehlevan, "Vaka artışlarında omikron yaygın olarak görülmesi durumunda toplumda bir duyarlılık var. Aşılamada özellikle 3. dozlara büyük bir teveccüh var. Biz toplumun büyük bir kesiminin mutlaka aşı olmasını istiyoruz. Omikron varyantıyla birlikte aşılama sayıları konusunda artış oldu. Maske mesafe hijyene dikkat etmek lazım. Bu varyantla beraber pandeminin üstesinden gelmeyi umuyoruz" diye konuştu.

'YOĞUN BAKIMLARA YANSIMASI YOK DENECEK KADAR AZ'
Kocaeli genelinde vaka artışı olduğunu söyleyen Pehlevan, “Kocaeli genelinde de vaka artışı var. Ancak hastanelere yansıması ve yoğun bakımlara yansıması yok denecek kadar az. Maalesef daha hızlı bulaşıyor. Aşı çok çok önemli ve özellikle bütün sağlık kuruluşlarımız, mobil aşı ekiplerimiz, aşı polikliniklerimiz sürekli aşı yapmak için vatandaşlarımızı bekliyorlar. Hastanelerde yatan vatandaşlarımız ya aşı olmamış ya da aşılarını tam tamamlamamış vatandaşlarımız. Yoğun bakımlarda doluluk söz konusu değil. Kriz noktasında değiliz, kovid yoğun bakımlarında artış yok. Normal poliklinik ameliyathane hizmetleri devam ediyor. Sağlık sisteminde sıkıntı yaratacak bir durum söz konusu değil" diye konuştu.

'OMİKRON ÇOK HIZLI BULAŞIYOR'
Tedbirlere uyulmasını isteyen Pehlevan, şöyle konuştu:
"Mutlaka tedbirlere uymak lazım, omikron çok hızlı bulaşıyor. Önlemler konusunda çok dikkatli olmalıyız. Aşı ciddi anlamda bizi koruyor, hastane ve yoğun bakım yatışları önemli ölçüde azaltıyor. Toplumun tüm bireyleri maske, mesafe ve hijyene dikkat etmeli. İnsanlar kapalı ortamlarda kış şartlarında daha fazla zaman geçirmek zorunda kalıyorlar. Kapalı alanlarda mutlaka maske konusuna daha fazla yaklaşmak lazım. Mümkün oldukça kapalı ortamlardan uzak durmak lazım"
&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Omikron aşıya olan ilgiyi arttırdı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Jan 2022 06:42:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/14012022102249_00c280b9aeb8218894b5fc5fe5f96534.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/14012022102249_00c280b9aeb8218894b5fc5fe5f96534.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/14012022102249_00c280b9aeb8218894b5fc5fe5f96534.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BUCAK BELEDİYESİNDEN AİLELERE ÖZEL “RUH SAĞLIĞI  KONULU PANEL]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-bucak-belediyesinden-ailelere-ozel-ruh-sagligi-konulu-panel-1280.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-bucak-belediyesinden-ailelere-ozel-ruh-sagligi-konulu-panel-1280.html</link>
                    <description><![CDATA[Bucak Belediyesi ile Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi işbirliği ile ailelere özel panel düzenleniyor. Ruh Sağlığı ve İntiharı Önleme konulu panel 4 Ocak 2022 tarihinde Bucak Kültür Merkezinde saat 19:00’da düzenlenecek.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bucak Belediyesi sosyal ve kültürel etkinlikleri kapsamında Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi işbirliği ile halkı bilinçlendirme ve farkındalık yaratmak için önemli bir panel düzenliyor, konunun uzmanlarını aileler ile buluşturuyor. Özellikle aileleri ilgilendiren Ruh Sağlığı ve İntiharı Önleme konulu paneli Bucak Belediye Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Oğuzhan Erdoğan Moderatörlüğünde, konunun uzmanları Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Firdevs Savi Çakar ve Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü, Rehberlik Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Tagay’ın katılımlarıyla 4 Ocak 2022 tarihinde saat 19:00’da Bucak Kültür merkezinde düzenlenecek. Panel’e tüm halkımız davetlidir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[BUCAK BELEDİYESİNDEN AİLELERE ÖZEL “RUH SAĞLIĞI  KONULU PANEL - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 29 Dec 2021 08:47:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/bucak-belediyesinden-ailelere-ozel-ruh-sagligi-ve-intihari-onleme-konulu-panel-114742-20211229.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/bucak-belediyesinden-ailelere-ozel-ruh-sagligi-ve-intihari-onleme-konulu-panel-114742-20211229.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/bucak-belediyesinden-ailelere-ozel-ruh-sagligi-ve-intihari-onleme-konulu-panel-114742-20211229.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kalp ameliyatı sonrası için öneriler]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-kalp-ameliyati-sonrasi-icin-oneriler-1276.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-kalp-ameliyati-sonrasi-icin-oneriler-1276.html</link>
                    <description><![CDATA[Kalp ameliyatı sonrası için öneriler]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

ANTALYA, (DHA) - MEDİCAL Park Antalya Hastane Kompleksi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Op. Dr. Mehmet Beşir Akpınar, kalp ameliyatından sonra dikkat edilmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulundu. Op. Dr. Akpınar, “Kalp ameliyatı sonrasında bağırsak alışkanlığınız ve uyku düzeninizin bozulması normal bir durumdur. Vücudunuzun kendi ritmini bulması için mümkün olduğunca hareketli olun ve düzenli yaşayın" dedi.
Genelde kalp ameliyatları sonrasında hekim tarafından 2 aylık istirahat raporu düzenlendiğini dile getiren Op. Dr. Mehmet Beşir Akpınar, bu sürenin tamamen iyileşip işe dönmek için yeterli bir süre olduğunu söyledi. Op. Dr. Akpınar, “Bu süre zarfında düzenli yürüyüşler yapmanız gerekmektedir. Bedensel bir işte çalışılıyorsa 3 ay sonra, masa başı işlerde ise 1 ay sonra hekimin de onayıyla işe dönüş yapılabilir" diye konuştu.
Taburcu olunduğu gün hastaneden verilen epikrizadlı hasta çıkış raporunun alınıp kontrole getirilmesi gerektiğini hatırlatan Op. Dr. Akpınar, ne tür bir kalp ameliyatı olunduğu hakkında önemli bilgiler içermesi nedeniyle yıllar sonra bile bu belgeye ihtiyaç duyulabileceğini söyledi.&nbsp;
EVE İLK DÖNÜŞTE MERDİVEN UYARISI
Hastaneden taburcu olduktan sonra eve dönüş sürecini anlatan Op. Dr. Mehmet Beşir Akpınar, şu bilgileri paylaştı:
“Oturduğunuz ev asansörlüyse asansör kullanın. Asansörlü değilse ve bir kattan fazla merdiven çıkmanız gerekiyorsa, yardım almalısınız. 2 kat ve daha fazla çıkmanız gerekiyorsa sağlam bir sandalyeye oturup 2 kişinin oturduğunuz sandalyeyi taşıyarak sizi yukarı çıkarmasını sağlayabilirsiniz. Bu durumda konforunuz bozulmadan evinize geçmiş olursunuz. Kendiniz çıkacaksanız her kat arasında bir süre refakatçinin yanınızda taşıyacağı bir sandalyede dinlenerek çıkın. Evde ilk günü dinlenerek geçirebilirsiniz. Ancak sonraki günlerde hareketli olmak her zaman avantajınıza olacaktır."
KALP AMELİYATI SONRASI EVDE YAŞAM
Triflow (üfleme topları) ile akciğerlerin çalıştırılması, ameliyat sonrası egzersiz kapasitesi azalmış akciğerlerin eski kapasitesine döndürülmesi için 15 gün süre ile önerildiğini söyleyen Op. Dr. Akpınar, “Göğüs kemiği açılarak yapılan ameliyatlarda kemiğin iyileşme süresi ortalama 2 aydır. Bu süre zarfında hareketlerinize dikkat edin, göğüs kemiğine yük bindirecek şekilde kollarınızı zorlamayın. Göğüs korsesi kullanımı ve yatış pozisyonu ile ilgili hastanede kalırken verilen eğitimlere dikkat ederek uymaya çalışın" dedi.
Ameliyattan 4-5 gün sonra duş alınabileceğini söyleyen Op. Dr. Akpınar, “Duş almak yara yeri hijyenini sağlayarak enfeksiyondan koruyacaktır. Banyoda yalnız kalınmamalı, çok sıcak su kullanılmamalı ve banyo sonrası yaraya antiseptik sürülmelidir" diye konuştu.
Kalp ameliyatından sonra tuvalet kullanımının da önemli olduğunu ifade eden Op. Dr. Akpınar, şöyle devam etti:
“Tuvalete gidildiğinde tercihen alafranga tuvalet kullanın. Tuvalet kullanımından önce tuvaletin oturak kısmını çabuk kuruyan bir el antiseptiği ile silin. Tuvaletten kalkarken yavaş yavaş ve sağlam bir yere tutunarak kalkın. Aniden kalkışlar baş dönmesine neden olabilir. İlk zamanlar tuvalet kapısını kilitlemeyin ve bir yakınınızın kapıda sizi beklemesini sağlayın."
EMBOLİK ÇORAP KULLANIN
Ameliyat sonrası anti embolik çorap kullanımının önemini vurgulayan Op. Dr. Akpınar, şunları söyledi:
“Ameliyat sonrasında anti embolik çoraplar sadece damar alınan bacağa değil her iki bacağa giydirilmelidir. Bu süre ortalama 2 ay devam etmeli, çoraplar elde ılık su ve sabun ile yıkanmalıdır. Hastalara taburculuk sonrası ilk 1 hafta ev içinde, sonrasında ise güzel havalarda ev dışında düzenli yürüyüş önerilmektedir. Yürüyüş sırt ağrılarını önler, akciğer kapasitesini artırır, kabızlığı ve ödemi engeller, kilo kontrolü sağlar."
AMELİYATTAN SONRA BESLENME
Op. Dr. Akpınar, kalp ameliyatı sonrasında beslenme için şu önerilerde bulundu:
“Genel olarak az yağlı ve az tuzlu beslenme önerilir. Yemeklerin haşlama veya ızgara olması tercih edilmelidir. Açık olmak kaydı ile günde 2-3 bardak çay içebilirsiniz. Şeker hastalığı olanların şeker diyetine dikkat etmesi yeterlidir. Yüksek tansiyon hastalarının aşırı tuz tüketiminden kaçınması gerekir. Genel olarak aşırı yağ, aşırı tuz ve aşırı şeker içeren gıdalar insan sağlığı için zararlıdır. Bu nedenle ameliyat sonrasında da bu gıdalardan kaçınılmalıdır."
İLAÇLARIN KULLANIMINA DİKKAT EDİLMELİ
Koroner baypas ameliyatı olan hastaların ömür boyu kan sulandırıcı ilaç kullanması gerektiğini belirten Op. Dr. Mehmet Beşir Akpınar, hastaneden eve gider gitmez ilaçların tedarik edildiğinden emin olunması gerektiğinin altını çizdi.
Kalp ameliyatından sonra verilen ilaçların dışında kullanılan (epilepsi, guatr, diyabet, vb.) ilaçlar varsa, ilgili doktorun önerisine göre kullanılmaya devam edilmesi gerektiğinin vurgulayan Op. Dr. Akpınar, doktor kontrolü olmadan hiçbir ilacın dozunun değiştirilmemesi veya ilacın kesilmemesi gerektiğini söyledi.
Evde tansiyon, nabız, ateş takibi yapılması gerektiğini dile getiren Op. Dr. Akpınar, tansiyonun 160-90 mmHg, ateşin 38 derece üzeri, nabzın ise dakika 60'ın altında ve 110'un üzerinde olması durumlarında ve yara yerlerinde akıntı, kızarıklık olması durumunda acil olarak doktorun bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.
WARFARİN KULLANANLAR K VİTAMİNİ İÇEREN SEBZELERİ TÜKETMEMELİ
Kalp kapak ameliyatı ve bazı özel tür ameliyat olan hastaların Warfarin etken maddesini içeren özel bir ilaç kullanmak zorunda olabileceğini de sözlerine ekleyen Op. Dr. Akpınar, “Warfarin kullanan hastalarımızın K vitamini açısından zengin olan brokoli, karaciğer, marul, pancar, maydanoz, ıspanak gibi gıdaları tüketmemeleri tavsiye edilir. Aksi takdirde ilaç etkinliği yitirecektir" şeklinde konuştu.
DOZUNA DİKKAT EDİLMEZSE MİDE VE BEYİN KANAMASI OLUŞABİLİR
Warfarin tedavisinin önemli ve hayati olduğu kadar tehlikeli bir tedavi olduğuna da dikkat çeken Op. Dr. Akpınar, “Warfarin olması gerekenden daha yüksek dozlarda kullanılırsa burun, mide ve beyinde kanamaya neden olur. Düşük dozlarda kullanılırsa da değiştirilen kapakçıkta pıhtılaşma oluşur. Bu pıhtılaşma inme, organ damarlarında ani tıkanmalar ve bazen kalpte pıhtılaşmaya neden olabilir. Bu nedenle tedavi doktor tavsiyesine göre yapılmalıdır. Tedavi sabah kahvaltıdan sonra doktorun belirlediği miktara göre alınmalıdır" dedi.

FOTOĞRAFLI

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kalp ameliyatı sonrası için öneriler - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 29 Dec 2021 07:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29122021102605_fc8e094dac41c8e57cb3e76c4e55ebbe.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29122021102605_fc8e094dac41c8e57cb3e76c4e55ebbe.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29122021102605_fc8e094dac41c8e57cb3e76c4e55ebbe.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Özkan: Minik Asiye'nin derin yarası ve kemik eksiklikleri vardı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-prof-dr-ozkan-minik-asiyenin-derin-yarasi-ve-kemik-eksiklikleri-vardi-1229.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-prof-dr-ozkan-minik-asiyenin-derin-yarasi-ve-kemik-eksiklikleri-vardi-1229.html</link>
                    <description><![CDATA[Prof. Dr. Özkan: Minik Asiye'nin derin yarası ve kemik eksiklikleri vardı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ GAZİANTEP'te pitbull köpeklerin saldırısı sonrası yaralanan Asiye Ateş’in (4) Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde&nbsp;4 saat süren başarılı ameliyatını gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan, “Ek doku talebi gerekebilir. Epeyce derin yarası ve kemik eksiklikleri vardı. Bunları tamamlamaya çalışacağız. Şu an gayet iyi yoğun bakımda izleniyor" dedi.

Gaziantep Beştepe Mahallesi'nde, 22 Aralık'ta bir sitede apartman görevlisi olarak çalışan Hüseyin Ateş'in kızı Asiye, bahçede oyun oynarken 2 pitbull cinsi köpeğin saldırısına uğradı. Asiye'nin çığlıklarını duyanlar, yardıma koştu. Güçlükle kurtarılan Asiye Ateş'e ilk müdahale, Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde yapıldı. Ardından özel bir hastaneye sevk edilen Asiye Ateş, ameliyat oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın talimatıyla Asiye, gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra cumartesi sabahı erken saatlerde Sağlık Bakanlığı'nca görevlendirilen ambulans uçakla Antalya'ya getirildi. Ambulansla Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne götürülen Asiye, Pediatri Yoğun Bakım Ünitesi'nde tedaviye alındı. Asiye Ateş'e, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi tarafından dün yaklaşık 4 saatlik&nbsp;ameliyatla doku nakli yapıldı.
'HAYATİ ÖNEMİ OLDUĞU İÇİN DOKU NAKLİNİ ÖNE ALDIK'
Prof. Dr. Ömer Özkan, minik Asiye'nin sağlık durumu hakkında bilgi verdi. Özkan, “Asiye'nin ciddi bir doku dekefti ve ciddi bir yaralanması vardı. Hayati riski vardı. Gaziantep'te aslında gayet güzel müdahale edilmişti. Bakımı yapılmıştı. İleri tedavi için bize geldiğinde ciddi doku eksiklikleri var. Devletin üst otoritesi Cumhurbaşkanımız, Sağlık Bakanımız çok yakından ilgilendi biz elimizden geldiğince onları yakın takip ettik. Bir miktar hayati önemi olduğu için de doku naklini biraz öne aldık ve dün ilk ameliyatını yaptık. Başarılı geçti. Hasta takip ediliyor" dedi.
'DOKULAR SIRTI VE BACAĞINDAN ALINDI'
Asiye'ye yapılan doku nakli ameliyatında, dokuların sırtından ve bacağından alındığını belirten Prof. Dr. Özkan, “Ek doku talebi gerekebilir. Bakacağız. Epeyce derin yarası ve kemik eksiklikleri vardı. Bunları tamamlamaya çalışacağız. Beyinde şu anda bir hasar yok. Ama ilerde enfeksiyon olur mu takip edeceğiz. İşitme ve his kaybı olup olmadığını takip edeceğiz. Öncelikle hayati dokularını naklettik. Şu an gayet iyi, yoğun bakımda izleniyor. Ailesiyle de görüştüm. Şu an için bir sıkıntı yok" diye konuştu.
'ASİYE'Yİ GÜLER YÜZLE EVİNE UĞURLAMAK İÇİN TEDAVİMİZ SÜRECEK'
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Asiye Ateş'in sağlık durumu hakkında sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Prof. Dr. Özkan paylaşımında, “Gaziantep'te köpek saldırısında yaralanan Asiye kızımız, üniversitemiz hastanesinde Prof. Dr. Ömer Özkan tarafından ameliyat edildi. Durumu iyi. Ancak onu sağlıkla, güler yüzle evine uğurlamak için tedavimiz sürecek. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da süreci yakından takip ediyor" ifadelerine yer verdi.
HAYATİ BULGULARI STABİL
Akdeniz Üniversitesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete ise, “Hastamızın ve nakil edilen dokuların durumu iyi. Yoğun bakım ünitesinde uyutularak yakın takibi devam ediyor. Hayati bulguları da stabil" dedi.
&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Özkan: Minik Asiye'nin derin yarası ve kemik eksiklikleri vardı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 27 Dec 2021 09:14:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/27122021122405_a929427afac058ed931e9c93ce391153.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/27122021122405_a929427afac058ed931e9c93ce391153.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/27122021122405_a929427afac058ed931e9c93ce391153.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İLİMİZE KAZANDIRILAN SON TEKNOLOJİ ENDOVİZYON SİSTEMİ HİZMET VERMEYE BAŞLADI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-ilimize-kazandirilan-son-teknoloji-endovizyon-sistemi-hizmet-vermeye-basladi-1222.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-ilimize-kazandirilan-son-teknoloji-endovizyon-sistemi-hizmet-vermeye-basladi-1222.html</link>
                    <description><![CDATA[Hali hazırda Burdur Devlet Hastanesi envanterinde 3 adet Flexible Gastroskopi Teleskopu ve 1 adet Kolonoskopi Teleskopu ile Endoskopi ve Kolonoskopi işlemleri yapılmaktaydı.  ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ancak artan talep ve ihtiyaç nedeniyle cihaz sayısının arttırılması ve vatandaşlarımıza yüksek teknoloji ile daha nitelikli hizmet verilmesi adına; Uzman Hekimlerimizin talepleri doğrultusunda Burdur Devlet Hastanesi Başhekimliğimizin ihtiyaç planlamasına istinaden, İl Sağlık Müdürlüğümüz tarafından mevcut Endoskopi Ünitesinin modernizasyonuna yönelik çalışmalar başlatılarak Dünya standartlarında son model yeni bir Endovizyon Sistemi (Gastroskopi) İlimize kazandırılmıştır.

&nbsp;

İl Sağlık Müdürlüğü’nün girişimleri sonucunda Sağlık Bakanlığımız tarafından tahsis edilen 448.956,00 TL ödenekle; Yetişkin Flexıble Gastroskopi Teleskobu, Yetişkin Flexıble Kolonoskopi Teleskobu, Soğuk Işık Kaynağı Xenon Bütünleşik Endoskopik Görüntü İşleyici’den oluşan son teknoloji Endovizyon (Gastroskopi) Sistemi tedarik edilerek Burdur Devlet Hastanesi Endoskopi Ünitesine kurulumu tamamlanmış ve vatandaşlarımızın hizmetine sunulmuştur.

&nbsp;

Vali Arslantaş, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede İlimize kazandırılan son teknoloji yeni Endovizyon Sisteminin hayırlı olmasını dileyerek, Cihazın kazandırılması sürecinde emeği geçen sağlık yöneticilerimize, çalışanlarımıza ve ödenek temini konusunda destek olan Sağlık Bakanlığımıza teşekkür etti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İLİMİZE KAZANDIRILAN SON TEKNOLOJİ ENDOVİZYON SİSTEMİ HİZMET VERMEYE BAŞLADI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 27 Dec 2021 07:26:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/ilimize-kazandirilan-son-teknoloji-endovizyon-sistemi-hizmet-vermeye-basladi-102741-20211227.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/ilimize-kazandirilan-son-teknoloji-endovizyon-sistemi-hizmet-vermeye-basladi-102741-20211227.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/ilimize-kazandirilan-son-teknoloji-endovizyon-sistemi-hizmet-vermeye-basladi-102741-20211227.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bakan Koca, vaka sayısı en çok artan 9 ili paylaştı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-bakan-koca-vaka-sayisi-en-cok-artan-9-ili-paylasti-992.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-bakan-koca-vaka-sayisi-en-cok-artan-9-ili-paylasti-992.html</link>
                    <description><![CDATA[Bakan Koca, vaka sayısı en çok artan 9 ili paylaştı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

ANKARA, (DHA)- SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca'nın açıkladığı haftalık vaka sayısı haritasında; vaka yoğunluğu&nbsp;en çok artan iller&nbsp;Edirne, Artvin, Tekirdağ, Ordu, Trabzon, Kırklareli, Yozgat, Rize, Isparta oldu.
Sağlık Bakanı&nbsp;Koca, Twitter'daki hesabından Covid-19'da 4-10 Aralık'ı&nbsp;kapsayan, illere göre haftalık vaka sayısı&nbsp;haritasını açıkladı. Haritaya göre İstanbul'da 100 bin kişide görülen vaka sayısı 245,70, Ankara'da 158,56, İzmir'de 68,47 oldu. Bakan Koca, vaka oranı önceki haftaya göre en çok artan 9 ili de paylaştı. Koca, "4-10 Aralık arasında vaka yoğunluğu bir önceki haftaya göre en çok artan 9 ilimiz;&nbsp;Edirne, Artvin, Tekirdağ, Ordu, Trabzon, Kırklareli, Yozgat, Rize, Isparta" dedi.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bakan Koca, vaka sayısı en çok artan 9 ili paylaştı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 18 Dec 2021 14:23:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/18122021172919_360fa3e41701a523513bbd958959821b.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/18122021172919_360fa3e41701a523513bbd958959821b.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/18122021172919_360fa3e41701a523513bbd958959821b.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İllerin haftalık vaka sayısı haritası güncellendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-illerin-haftalik-vaka-sayisi-haritasi-guncellendi-923.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-illerin-haftalik-vaka-sayisi-haritasi-guncellendi-923.html</link>
                    <description><![CDATA[İllerin haftalık vaka sayısı haritası güncellendi]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca'nın paylaştığı haftalık vaka sayısı haritasına göre, 100 bin kişide en çok vaka artışı; Osmaniye, Adana ve Mersin'de oldu.

Sağlık Bakanı&nbsp;Koca, Twitter'daki hesabından, 27 Kasım-3 Aralık'ta&nbsp;illere göre her 100 bin kişide görülen Covid-19 vaka sayılarının güncellendiği haritayı paylaştı. Haritaya göre,&nbsp;İstanbul'da 100 bin kişide görülen vaka oranı 269,58 ve Ankara'da 182,37, İzmir'de 69,58&nbsp;oldu. Vaka sayısı en çok artan iller ise Çanakkale, Kırklareli, Edirne, Tekirdağ, Eskişehir, Artvin, Sinop, Denizli, Giresun ve&nbsp;Gümüşhane oldu.&nbsp;Bu illerde vaka oranları Çanakkale'de 472,53, Kırklareli'nde 456,13, Edirne'de 278,59, Tekirdağ'da 336,43, Eskişehir'de 335,72, Artvin'de 186,43, Sinop'ta 302,60, Denizli'de 249,78, Giresun'da 298,63 ve Gümüşhane'de 213,83 olarak kayıtlara geçti.&nbsp;



&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İllerin haftalık vaka sayısı haritası güncellendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 15 Dec 2021 07:58:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/illerin-haftalik-vaka-sayisi-haritasi-guncellendi-114042-20211215.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/illerin-haftalik-vaka-sayisi-haritasi-guncellendi-114042-20211215.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/illerin-haftalik-vaka-sayisi-haritasi-guncellendi-114042-20211215.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Burdur Devlet Hastanesi'ne teşekkür belgesi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-burdur-devlet-hastanesine-tesekkur-belgesi-909.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-burdur-devlet-hastanesine-tesekkur-belgesi-909.html</link>
                    <description><![CDATA[BURDUR Devlet Hastanesi, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından teşekkür belgesi ile ödüllendirildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Burdur Devlet Hastanesi, gerçekleştirdiği organs nakli operasyonlarıyla Sağlık Bakanlığı tarafından teşekkür belgesiyle ödüllendirildi. Burdur Devlet Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Nedim Ongun, "Hastanemiz bünyesinde gerçekleşen organ bağışları vesilesi ile organ bekleyen hastalara umut olan hastanemiz, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen Teşekkür Belgesi ile ödüllendirildi. Organ nakil koordinatörlerimiz başta olmak üzere emeği geçen tüm çalışanlarımıza teşekkür ederim" diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Burdur Devlet Hastanesi'ne teşekkür belgesi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 14 Dec 2021 13:23:06 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/burdur-devlet-hastanesine-tesekkur-belgesi-162510-20211214.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/burdur-devlet-hastanesine-tesekkur-belgesi-162510-20211214.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/burdur-devlet-hastanesine-tesekkur-belgesi-162510-20211214.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bakan Koca: Ülkemizde aşı geliştirecek fabrikanın ihale süreci başladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-bakan-koca-ulkemizde-asi-gelistirecek-fabrikanin-ihale-sureci-basladi-853.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-bakan-koca-ulkemizde-asi-gelistirecek-fabrikanin-ihale-sureci-basladi-853.html</link>
                    <description><![CDATA[Bakan Koca: Ülkemizde aşı geliştirecek fabrikanın ihale süreci başladı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye'de aşı ve&nbsp;biyoteknolojik ürün geliştirerek üretimini yapacak modern bir merkeze ihtiyaç olduğunu belirterek, "Bu konudaki hazırlığımızı tamamladık. Dün itibariyle bu tesisin ihale süreci başladı.&nbsp;Çok yakında tüm detaylarını paylaşacağız"&nbsp;dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda; Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın ve bağlı&nbsp;kuruluşların 2022 yılı bütçeleri görüşüldü.&nbsp;Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bakanlığın 2022 yılı bütçe sunumunu yaptı. Bakan Koca, Sağlık Bakanlığı bütçesi üzerine konuşan milletvekillerine teşekkür ederek sözlerine başladı.&nbsp;
'SAĞLIKÇILARA&nbsp;TAZMİNAT DAVALARI FIRSATÇI BİR İŞ KOLU HALİNE GELMEYE BAŞLADI'
Bakan Fahrettin&nbsp;Koca, sağlık çalışanlarının haklarına ilişkin yapılanları anlatarak sağlıkta şiddet sorununun çözümünün sadece yasalar olmadığını söyledi. Bakan Koca, şöyle konuştu:
"Sağlıkta şiddet sorununun çözümü sadece yasa mı,&nbsp;elbette değil. Yasa bir dayanaktır. Bütün kurumlar olarak, sağlıkta şiddete karşı toplumsal dayanışma oluşturmak zorundayız. Sağlıkta şiddet olayının tarafları yalnız fail ve mağdur değildir. Hukuk, sorumluluk ahlakıyla eli kolu bağlı olan sağlık çalışanını şiddete karşı korumalıdır. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddete karşı herkesten taraf olmasını talep ediyoruz. Sağlık çalışanları ağır davalara maruz kalıyor ve büyük tazminatlar ödüyor. Öyle ki tazminat davaları fırsatçı bir iş kolu haline gelmeye başladı. Malpraktis'ten bahsediyorum. Biliyorsunuz, bu kelime&nbsp;bir meslekte beceri noksanlığından veya hatadan doğan zarar anlamına geliyor. Ülkemizde bu alanda ihtisas mahkemesinin olmaması, davaların seyrini yanlış yönlere sürüklüyor. Ve hekimler, astronomik tazminat korkusuyla, hastalarına müdahale etmeleri gereken noktada adeta eli kolu bağlı kalıyor. Bu konudaki çalışmalara sizden destek bekliyoruz. Unutmayınız, hekimlerimiz en zengin ülkelerin alıcı gözlerle baktığı, en iyi yetişmiş hekimlerdir."
'İLAÇ BULUNAMIYOR HABERLERİNİN GERÇEKLE İLGİSİ YOKTUR'
Bakan Koca, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nun uluslararası tanınırlığı olan bir otorite olduğunu kaydederek,&nbsp;"Bu kurumumuzun faaliyetleri ile bugün Türkiye'de kullanılan her 100 kutu ilacın 88'i ülkemizde üretilmektedir. Bu kurumumuz sayesinde her yıl ilaç ihracatımız katlanarak artmaktadır. 'Türkiye'de ilaç bulunamıyor' haberlerinin somut gerçekle ilgisi yoktur. Somut gerçek 'Türkiye'ye pahalı ilaç satmaya çalışıyoruz ama satamıyoruz'&nbsp;feryadıdır. Hastamızı dermansız bırakmayız"&nbsp;diye konuştu.
'TURKOVAC KESİNTİYE UĞRAMIŞ BAŞARININ SAHNE ALMASIDIR'
Bakan Koca, Türkiye'de 25 yıl aradan sonra aşı üretildiğini kaydederek şöyle konuştu:
"Ülkemizde 25 yıl aradan sonra aşı üretildi. Antijen dahi yerli olarak geliştirilen bir aşımız oldu. Yerli aşı Turkovac &nbsp;kesintiye uğramış başarının sahne almasıdır. Dünya'da Kovid- 19 aşısını üretebilmiş 6 ülkeden biriyiz. Bu başarı vekalet ettiğiniz bu milletindir. Türkiye yaklaşık 50 yıl sonra yüzde 100 kendi imkanları ile aşı geliştirdi. Bu değere sahip çıkmak hepimizin sorumluluğudur. Yalnızca Kovid- 19 aşısı değil, teknoloji transferi ile ülkemize getirilmek üzere Su çiçeği, Hepatit A ve Kuduz aşısı için de çağrıya çıkarak ülkemize yatırım yapılması için imkan sağladık. Bu üç aşı ile aşı yerlileştirme çalışmalarımız devam edecek. Ülkemizde aşı geliştirecek, biyoteknolojik ürün geliştirecek ve üretecek modern bir merkeze kesinlikle ihtiyaç var. Bu konudaki hazırlığımızı tamamladık. Dün itibariyle bu tesisin ihale süreci başladı. Çok yakında tüm detaylarını paylaşacağız. Rahmetli Refik Saydam'ın mirasına sahip çıkıyoruz. Bazı kurumlar tarihlerini tamamlayabilir. Ama siz, yükselen kurumlar inşa ediyorsanız, gelecekle iş birliği içindesiniz."
'BÖYLE BİR DEVLETİN BAKANI OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM'
Türkiye'nin Kovid- 19 pandemisi&nbsp;süresince sağlıkta yaptığı hizmetlere ilişkin konuşan Koca, "Ülkemizde&nbsp;koridorlarda oksijen tüpleri önünde kuyruğa girmiş hastalar görmedik. Hastaya nefes veren solunum cihazını 'hangi hastamı yaşatabilmek için kullanayım' ikilemini hekimlerimize yaşatmadık. Başka ülkelere hasta götürmeyi planlamak şöyle dursun, vatandaşlarımızı dünyanın dört bir tarafından ülkemize getirip tedavi ettik. Böyle bir devletin bakanı olmaktan gurur duyuyorum. İki yıllık sürece baktığımız zaman göreceğimiz şudur: Salgın, bireysel hayatla toplumsal hayatın arasına bir uçurum koydu. İkisini birbirinin zıddı haline getirdi. Toplumlar bunu sürdüremez. Hayat, bir tür halk sağlığı yasaklar manzumesi ile devam edemez. Bizim tavrımız şu olmuştur: Bireysel hayatla toplumsal hayat birlikte savunulmuştur. Yanlış bilginin hızla yayılması&nbsp;tehlikesi ile yüzleştik. Bu süreçte en doğrusunun vatandaşlarımızı birinci elden ve üzücü de olsa gerçek bilgiyle buluşturmayı, Bilimi esas alan kararlar vermeyi temel aldık. En hızlı şekilde en doğru kararı vermeye çalıştık. Fiziksel ve dijital sağlık alt yapısını en iyi şekilde kullandık. Saatlerle yarıştığımız bir ölüm kalım mücadelesi verdik. Hatamız kusurumuz olmuşsa milletimize vekaleten sizden af dileriz. Yaptığımız doğruların emek ve gayretlerin hakkını ise milletimizin vicdanına emanet ettik. Takdirlerine boynumuz kıldan incedir."

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bakan Koca: Ülkemizde aşı geliştirecek fabrikanın ihale süreci başladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 11 Dec 2021 18:39:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/bakan-koca-ulkemizde-asi-gelistirecek-fabrikanin-ihale-sureci-basladi-215012-20211211.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/bakan-koca-ulkemizde-asi-gelistirecek-fabrikanin-ihale-sureci-basladi-215012-20211211.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/bakan-koca-ulkemizde-asi-gelistirecek-fabrikanin-ihale-sureci-basladi-215012-20211211.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MARDİN’DEN GELDİ BUCAK DH’ DE TEDAVİ OLDU]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-mardinden-geldi-bucak-dh-de-tedavi-oldu-721.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-mardinden-geldi-bucak-dh-de-tedavi-oldu-721.html</link>
                    <description><![CDATA[Bucak Devlet Hastanesi doktorlarından Opr. Dr. Ramazan Tunç başarılı ameliyatlarının sürdürüyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bucak Devlet Hastanesi doktorlarından Opr. Dr. Ramazan Tunç başarılı ameliyatlarının sürdürüyor.

Bucak Devlet Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Servisinde görev yapan, Beyin ve Sinir Cerrahı Op. Dr. Ramazan Tunç başarılı ameliyatlar ve tedavileri ile çalışanlarını sürdürüyor. Mardin’den gelen bir hastayı tedavi ettikten sonra memleketine dönerken “Beyin ve Sinir Cerrahisi servisinde Opr. Dr. Ramazan Tunç ve ekibine, Başhekim ve tüm Bucak Devlet Hastanesi çalışanlarına teşekkür” etti. &nbsp;&nbsp;&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[MARDİN’DEN GELDİ BUCAK DH’ DE TEDAVİ OLDU - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 07 Dec 2021 10:46:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/mardinden-geldi-bucak-dh-de-tedavi-oldu-134804-20211207.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/mardinden-geldi-bucak-dh-de-tedavi-oldu-134804-20211207.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/mardinden-geldi-bucak-dh-de-tedavi-oldu-134804-20211207.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bebeklikte alerji değerlendirmesi dikkatli yapılmalı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-bebeklikte-alerji-degerlendirmesi-dikkatli-yapilmali-715.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-bebeklikte-alerji-degerlendirmesi-dikkatli-yapilmali-715.html</link>
                    <description><![CDATA[Bebeklikte alerji değerlendirmesi dikkatli yapılmalı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

ANTALYA, (DHA) - Uzm. Dr. Zafer Berber, alerji testlerinin şikâyetlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Alerji testleri her yaşta yapılabilir ancak bebeklik ve yaşlılıkta değerlendirme daha dikkatli yapılmalıdır. Gıda alerjilerinde günümüzde özel bir tedavi yöntemi yoktur. Gıda alerjilerinde çocukluk çağında kronikleşme daha nadirdir. Sabır ve özenli bakım ile hastalığın üstesinden gelinebileceği unutulmamalı" dedi.

Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Zafer Berber, gıda alerjisini, gıda alımı sonrası gıdadaki bir maddeye karşı duyarlı kişilerde bağışıklık sisteminin reaksiyon göstermesi olarak tanımladı. Uzm. Dr. Berber, “Bunun için daha önceden bu gıdanın deri ya da solunum yoluyla alınması sonucunda kişinin bu gıdaya duyarlılık göstermesi (vücudunun alerjik tepki vermesi) gereklidir. Sonraki karşılaşmalarda sisteme (deri, solunum ve mide bağırsak sistemi) yönelik yakınmalar ortaya çıkmaya başlar" diye konuştu.

TOPLUMDA GÖRÜLME SIKLIĞI YÜZDE 3-5 ARASINDA

Gıda alerjilerinin toplumda görülme sıklığının yüzde 3-5 arasında olduğunu belirten Uzm. Dr. Zafer Berber, yapılan çalışmalarda besin alerjilerinin iki farklı grupta toplandığını söyledi. Birinci grubun süt ve ürünleri, düşük oranda kırmızı et, yumurta ve tavuk eti, çerezler, deniz ürünleri (balık ve deniz kabukluları), tropikal meyveler (ananas, muz, avokado, kivi, mango, narenciye) olduğunu belirten Uzm. Dr. Berber bu grubun en sık görülen grup olduğuna dikkat çekti. Uzm. Dr. Berber ikinci gruba ise buğday, pirinç, susam, soya, patatesi örnek gösterdi.

ALERJİ TANISI AİLEDEN ALINAN BİLGİLERLE KONUR

Alerji tanısının aileden alınan bilgilerle konulduğunu belirten Uzm. Dr. Zafer Berber, şu bilgileri paylaştı:

“Yapılan testler tanıyı destekler ya da desteklemez. Bir diğer deyişle sadece test ile tanı belirlenmez. Klinik daha önemlidir. Alerji testleri duyarlı ancak özgül değildir. Alerjeni saptayabilir ancak klinik uyumluluğu ayırt ettirmez. Yanlış pozitif ya da negatif çıkabilir. Bu nedenle mutlaka şikâyet ile birlikte değerlendirilmelidir. Negatif gücü daha güçlüdür. Her yaşta yapılabilir. Ancak bebeklik ve yaşlılıkta değerlendirme dikkatli yapılmalıdır."

FIRINLANMA VE PİŞİRME GIDANIN ALERJİ YAPMA İHTİMALİNİ KIRABİLİR

Kişide alerjen gıda toleransının yavaş yavaş geliştiğini belirten Uzm. Dr. Zafer Berber, “Diyetin üzerinden 6 ay- 1 yıl geçtikten sonra alerjen gıda tekrar denenebilir. Alerjen gıdanın açılımı (yeniden verilmeye başlanması) önce fırınlanmış şekilde olmalıdır. Çünkü fırınlanma ve pişirme, gıdanın alerji yapmak ihtimalini kırabilmektedir" ifadelerini kullandı.

GIDA ALERJİLERİNDE ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİKLEŞME NADİRDİR

Ciddi alerjik reaksiyonu ya da anafilaksi tablosu gelişen olgularda mutlaka uyarıcı yaka kartı ya da bileklik taşınması gerektiğini dikkat çeken Uzm. Dr. Zafer Berber, “Aile ve yaşı uygunsa çocuğa durum anlatılmalı ve çevresi bilgilendirilmelidir. Acil durumlarda evde ve bulunduğu yerde kullanılmak üzere otomatik adrenalin oto enjektörü sağlanmalıdır. Kullanımı konusunda aile ve çevresi bilgilendirilmelidir. Gıda alerjilerinde çocukluk çağında kronikleşme nadirdir, sabır ve özenli bakım ile bu sorunun üstesinden gelinebilir" dedi.

FOTOĞRAFLI

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bebeklikte alerji değerlendirmesi dikkatli yapılmalı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 07 Dec 2021 08:37:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/07122021113925_99ec9ef2810c594e2326172857a50e09.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/07122021113925_99ec9ef2810c594e2326172857a50e09.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/07122021113925_99ec9ef2810c594e2326172857a50e09.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Kıraklı: 3'üncü doz aşı yaptırmayanlar nedeniyle hastaneye başvuru sayılarında artış var]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-prof-dr-kirakli-3uncu-doz-asi-yaptirmayanlar-nedeniyle-hastaneye-basvuru-sayilarinda-artis-var-710.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-prof-dr-kirakli-3uncu-doz-asi-yaptirmayanlar-nedeniyle-hastaneye-basvuru-sayilarinda-artis-var-710.html</link>
                    <description><![CDATA[Prof. Dr. Kıraklı: 3'üncü doz aşı yaptırmayanlar nedeniyle hastaneye başvuru sayılarında artış var]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;İZMİR'de Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi Yoğun Bakım Servisi Sorumlusu Prof. Dr. Cenk Kıraklı, yoğun bakımda yatan hastaların yarısının hiç aşı olmamış, yarısının da hatırlatma dozunu olmamış kişilerden oluştuğunu söyledi. 3'üncü doz aşı yaptırmayı ihmal eden kişiler nedeniyle hastaneye başvuran sayısının arttığını belirten Prof. Dr. Kıraklı "İkinci dozun üzerinden 4-6 ay geçtikten sonra 3'üncü doz uygulanabilir. Bu özellikle risk grubundakiler için çok önemli" dedi.

Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi Yoğun Bakım Servisi Sorumlusu Prof. Dr. Cenk Kıraklı, hatırlatma dozunun hastalığı önlemede ya da hafif geçirmede sağladığı etkinin önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Kıraklı, "Yoğun bakım ünitesinde yatan hastaların yaklaşık yarısı hemen hemen hiç aşı olmamış kişilerden oluşuyor. Bu hastaların yaş ortalamaları oldukça genç. 18-20 yaş aralığında birçok hastamız var. Gebe hastalarımız da var. Aşı olmamış hastalarımızın yaş ortalamasının genç olması oldukça can sıkıcı. Bir diğer grup da inaktif aşı olan, 2 doz Sinovac aşısı olan hastalar. Genellikle aşılı hastalarımızın çoğu hem ileri yaşta hem de kronik rahatsızlıkları bulunan kişiler. Bu gruptaki kişilerde aşılar, her zaman istenen sonucu vermiyor. Bugüne kadar 2 inaktif aşı üzerine 1 mRNA aşısı olmuş sadece tek bir hastamız oldu. Onun da genel durumu çok kötü değildi" dedi.
'AŞI BULAŞMAYI YÜZDE 100 ENGELLEMİYOR'
2 doz aşı olan kişilerin diğer önlemleri ihmal ettiğini dile getiren Prof. Dr. Kıraklı, hastalığa yakalanma riskinin devam ettiğini hatırlattı. Prof. Dr. Kıraklı, "Klasik aşılar hastalığa yakalanmayı önler ama pandemi dönemindeki aşıların ne yazık ki tam olarak hastalığı önleme özelliği yok. Hastalığa yakalanma riskini bir miktar azaltıyor. Hafif geçirmeyi sağlıyor ama tamamen bulaşmayı yüzde 100 engellemiyor. Aşı olduktan sonra da maske, mesafe gibi koruma önlemlerine dikkat etmek gerekiyor. Aşı olduktan sonra 'nasılsa aşılıyız' diyerek, önlemleri biraz ihmal edenler oluyor. Oysaki hastalık kapma riskleri hala devam ediyor" ifadelerini kullandı.
'AŞILAR VARYANTLARA KARŞI DA ETKİLİ'
Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği aşı takvimine göre 6 ay aranın ardından 3'üncü doz aşının yapılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Kıraklı, şunları söyledi:
"İkinci dozun üzerinden 4-6 ay geçtikten sonra 3'üncü doz uygulanabilir. Bu özellikle risk grubundakiler için çok önemli. Risk grubunda olmayanlar, bu süreyi biraz daha uzun tutabilir. Ama risk grubundakilerin ikinci dozdan sonra 6 ay geçmişse hatırlatma dozunu mutlaka olmaları öneriliyor. Şu anda yatan hastalarımız arasında delta varyantı var. Yeni çıkan varyant konusunda bilgimiz yok. Yeni varyantlar da ülkemize gelecektir. İlk bilgiler, bu varyantlara karşı da aşıların etkisi azalsa bile bir miktar devam ettiği yönünde. Herkesin aşı takvimini mutlaka tamamlaması lazım."

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Kıraklı: 3'üncü doz aşı yaptırmayanlar nedeniyle hastaneye başvuru sayılarında artış var - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 07 Dec 2021 07:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/07122021102316_7a60aec1a1619f6e4a2239de0acd3129.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/07122021102316_7a60aec1a1619f6e4a2239de0acd3129.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/07122021102316_7a60aec1a1619f6e4a2239de0acd3129.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mahkemeden "300 bin dolarlık ilacı SGK ödesin" kararı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-mahkemeden-300-bin-dolarlik-ilaci-sgk-odesin-karari-690.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-mahkemeden-300-bin-dolarlik-ilaci-sgk-odesin-karari-690.html</link>
                    <description><![CDATA[Mahkemeden "300 bin dolarlık ilacı SGK ödesin" kararı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL'da Y.M.G.'ye doğumundan 1 ay sonra doktorlar tarafından genetik yapılı ölümcül bir hastalık olan 'Kistik Fibrozis' tanısı konuldu. Doktorların hazırladığı raporda 3 yaşındaki çocuğun "Ivacaftor etken maddeli ilacı kullanması zorunlu ve hayati önem taşıyor" denildi. Söz konusu ilacın yurt dışından getirilmesi gerektiği ve ilacın tek dozunun yıllık maliyetinin 300 bin dolar olduğu öğrenilirken, aile ilacın SGK tarafından karşılanmasını talep etti. SGK söz konusu ilacın 'Bedeli ödenecek ilaçlar listesinde yok' diyerek talebi reddetmesinin ardından Y.M.G.'nin ailesi yasal yollara başvurdu. İş Mahkemesi, Anayasa'daki 'Sosyal Devlet İlkesini' dikkate alarak ara kararında ilaç bedelinin kesinti yapılmaksızın dava sürecinde SGK tarafından karşılanmasına karar verdi. Aile avukatı Enbiya Yıldırım ise "Mahkemenin verdiği karar çok önemli. Bu karar ilacın SGK'nın geri ödeme kapsamına alınması için mücadele eden tüm aile ve hasta çocuklara ışık olacak" dedi.

DOKTORLAR 'İLACIN KULLANILMASI ZORUNLU' ŞEKLİNDE GÖRÜŞ BİLDİRDİ
Avukat Enbiya Yıldırım'ın sunduğu dava dilekçesine göre Y.M.G.'nin 2018 tarihinde doğduğu ve doğduktan yaklaşık 1 ay sonra hastane hekimleri tarafından yapılan tetkikler sonucu 3 yaşındaki Y.M.G.'ye 'Kistik Fibrozis' tanısı konulduğu belirtildi. Hastalık dolasıyla Y.M.G.'nin halen hastanede tedavi gördüğü anlatılan dilekçede, doktorların "Bu hastalığın tedavisi için 'Ivacaftor' etkin maddeli ilacın kullanılması gerekiyor. Bu ilacın kullanılması zorunlu ve hayati derecede önem taşıyor" şeklinde görüş bildirdiği anlatılan dilekçede, hastanenin de aynı görüşte belge sunduğu ve söz konusu belgenin mahkemeye delil olarak sunulduğu kaydedildi.

SGK 'BEDELİ ÖDENECEK İLAÇLAR LİSTESİNDE YOK' DİYEREK TALEBİ REDDETTİ&nbsp;
Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) söz konusu ilacın bedelsiz olarak karşılanmasının talep edildiği anlatılan dilekçede SGK'nin söz konusu ilacın 'Bedeli ödenecek ilaçlar listesinde yok' diyerek talebi reddettiği ifade edildi.
Anayasa'da sağlık hakkının güvence altına alındığı ve sağlık hakkının devletin temel görevi olduğu hatırlatılan dilekçede, SGK'nin 'SUT kurallarının arkasına saklanarak' ilacın bedelini ödememesinin Anayasa'ya ve en temel hak olan yaşam hakkına aykırı olduğu öne sürüldü. &nbsp;Y.M.G.'nin Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamındaki verilen başka ilaçlarının ilk etapta kullandığı anlatılan dilekçede, söz konusu verilen ilaçların bu hastalıkla iyileştirici etkisi olmadığının hekim raporlarında sabit olduğu vurgulandı.&nbsp;

"BİR ÇOCUĞUN MADDİ SEBEPLER NEDENİYLE ÖLÜMLE KARŞI KARŞIYA KALMASI KABUL EDİLEMEZ"
'Kistik fibrozis' hastalığının genetik yapılı ölümcül bir hastalık olduğu vurgulanan dilekçede, "Müvekkilin ilacı kullanmaması durumunda ne yazık ki ölüm riskiyle karşı karşıya kalacaktır. 3 yaşında bir çocuğun maddi sebepler nedeniyle ölüm riski ile karşı karşıya kalması vicdanen ve hukuken kabul edilebilecek bir durum değildir" denildi. İlaçların yurt dışından getirildiği, pahalı olması nedeniyle Y.M.G.'nin ailesinin maddi durumunun ilaç bedellerini karşılamaya yetmeyeceği anlatılan dilekçede, mahkemeden dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir kararının verilmesi ardından da davanın kabul edilmesi talep edildi.&nbsp;

MAHKEME SOSYAL DEVLET İLKESİNİ DİKKATE ALARAK TALEBİ KABUL ETTİ
Anadolu 18. İş Mahkemesi'nce yapılan ön inceleme duruşmasında ise 3 yaşındaki Y.M.G. avukatı Enbiya Yıldırım aracılığıyla 'davacı', SGK ise 'Davalı' sıfatıyla yer aldı. Ara kararını açıklayan mahkeme, davacı avukatının sunmuş olduğu raporu dikkate aldı. Ara kararında ilaç bedelinin ailenin mevcut ekonomik duruma göre yüksek olduğuna ve ailenin bu bedeli karşılayamaması durumunun söz konusu olup ilacın kullanılmasının sağlık açısından zaruri olduğuna kanaat getirdi. Dosya içeriğini dikkate alan mahkeme, Anayasa'daki 'Sosyal Devlet İlkesini' de dikkate alarak davacının ihtiyati tedbir talebini kabul etti. &nbsp;Mahkeme, dava sonuçlanıncaya kadar davacının mevcut hastalığı nedeniyle kullanmak zorunda olduğu ilaç bedelinin kesinti yapılmaksızın SGK tarafından tedbiren karşılanmasına karar verdi. &nbsp;

"BU KARAR HASTA ÇOCUKLARA IŞIK OLACAK"
Kararı değerlendiren aile avukatı Enbiya Yıldırım, yaşanan süreci anlattıktan sonra "Mahkemede öncelikle bu ilaçların bedelsiz olarak SGK tarafından karşılanmasını talep ettik. Mahkememiz bu olumlu kararı bir hafta içerisinde tedbir olarak verdi. Bu dava aşaması sürecinde bu ilaçların bedelleri ücretsiz bir şekilde SGK tarafından temin edilecektir" dedi. Söz konusu ilacın yurt dışından temin edildiğini belirten Avukat Yıldırım, "Mahkemenin verdiği karar çok önemli. Bu karar ilacın SGK'nın geri ödeme kapsamına alınması için mücadele eden tüm aile ve hasta çocuklara ışık olacak" ifadelerini kullandı. Yıldırım, kararı aileyle paylaştığında Y.M.G.'nin ailesinin çok umutlu ve sevinçli olduğunu söyledi.&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Mahkemeden "300 bin dolarlık ilacı SGK ödesin" kararı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 06 Dec 2021 06:51:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/06122021100524_2beeb8b370043fe3559c612358d3cc68.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/06122021100524_2beeb8b370043fe3559c612358d3cc68.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/06122021100524_2beeb8b370043fe3559c612358d3cc68.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA['Çocuk sahibi olamazsınız' denilen çift, Diyarbakır'daki tedaviyle bebek bekliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-cocuk-sahibi-olamazsiniz-denilen-cift-diyarbakirdaki-tedaviyle-bebek-bekliyor-652.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-cocuk-sahibi-olamazsiniz-denilen-cift-diyarbakirdaki-tedaviyle-bebek-bekliyor-652.html</link>
                    <description><![CDATA['Çocuk sahibi olamazsınız' denilen çift, Diyarbakır'daki tedaviyle bebek bekliyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;VAN'da yaşayan&nbsp;İklime (32) ve Maksut Mat (41) çifti, 8 yıl boyunca çocuk sahibi olmak için büyükşehirlerde tedavi gördü. Maksut Mat, 2 kez ameliyat olmasına rağmen 'sperm yok, evinize gidin' denilen çift, Diyarbakır'da uygulanan ve bu tür hastalarda öncü hücrelere elektrik akımı verilerek uygulanan ROSI yöntemiyle, doğacak çocukları için gün sayıyor.


Van'da yaşayan ve 8 yıl önce evlenen Mat çifti,&nbsp;doğal&nbsp;yolla çocuk sahibi olamayınca, tüp bebek tedavisini denedi. Van'ın dışında İzmir ve Ankara gibi büyükşehirlerde uygulanan tedaviler ve 2 ameliyata rağmen, Mat çiftine 'sperm yok, çocuk sahibi olamazsınız, evinize gidin' denildi. Mat çifti, bir arkadaşlarının tavsiyesiyle Diyarbakır'daki Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Hakan Çoksüer'e gitti. Prof. Dr. Çoksüer, Maksut Mat'a bitkisel tedavi olan fitoterapi uyguladıktan sonra öncü hücrelere elektrik akımı verilerek yumurta ile spermin döllenmesinin sağlandığı ROSI yöntemini, İklime Mat'a da stres yükünü azaltmak ve yumurta kalitesini artırmak için akupunktur tedavisi uyguladı. Tedavinin ardından gebelik test sonucu pozitif çıkan çift, şu an 5 haftalık olan bebeklerinin doğacağı günü bekliyor.


'ÖNCÜ HÜCRELERE ELEKTRİK AKIMI VEREREK DÖLLENMEYİ SAĞLIYORUZ'
Doç. Dr. Hakan Çoksüer, hastanın ana öyküsünde erkek spermlerinin hiç olmadığını belirterek, "Eğer bir erkekte bu durum varsa gebe kalma olasılığı normal yollardan imkansız hale geliyor. Yani erkeğin menisinde spermin hiç olmaması. Hastalarımıza daha iyi hizmet vermek açısından ROSI yöntemini bu tür hastalarda uyguluyoruz. Ameliyat ettiğimiz hastalarda hücre bulamadığımız zaman öncü hücrelere elektrik akımı vererek yumurtayla spermin döllenmesini sağlıyoruz. Bu yöntem, hiç hücre elde edilemeyen hastalarda yapıldığı zaman başarı elde edilebiliyor. Hasta ilk geldiğinde umutsuzdu. Tüp bebek uygulamasına başlamayı düşünmüyordu. Çünkü onlara 'evinde otur, kesinlikle çocuk sahibi olamazsın' demişler. Hastamıza bu tür yeni teknolojik yöntemler olduğunu söyledik. Bu tedavide tecrübe ve donanımın çok önemli olduğunu vurguladık. Erkeğe hem fitoterapi hem de ROSI yöntemini uyguladık. Biz sadece erkeğe tedavi uygulamıyoruz. Eşine de akupunktur tedavisi uyguladık. Sadece sperm elde etmek önemli değil, önemli olan gebeliğin tutmasıdır. Başarı şansını artırmak için akupunktur uygulaması yaptık. Çin'de 4 bin yıldan beri uygulanan bir tedavi yöntemidir. Herhangi bir yan etkisi olmayan bir tedavidir. Hastalara destekleyici tedavi olarak uyguluyoruz. Hastada stres yükünün ciddi anlamda çok fazla olduğunu gördük. Bunu azaltmak için akupunktur uyguladık. Hem stresini azalttık, hem yumurtaların kalitesini artırdık, hem rahim duvarının kalınlaşmasını artırdık. Hem de bağışıklık sistemini güçlendirdik. Embriyolar oluştuktan sonra transfer yöntemine geçtik. Gebelik testi pozitif çıkınca hasta gözlerine inanamadı. Ultrasonda da gebelik kesesini görünce mutluluk gözyaşları döktü. Hastanın matem havası bayram havasına dönüştü. Bu da bizim için müthiş bir mutluluk. Hastaya özgü tedavi başarının anahtarıdır" diye konuştu.
Maksut Mat, çocuk sahibi olmak için çok çabaladıklarını belirterek, "Ankara'ya, İzmir'e gittik. 2 kere ameliyat oldum ama herhangi bir sonuç alamadık. 'Gidin evinize oturun' dediler. Çok şükür şu anda bebek bekliyoruz. İnşallah bebeğimiz sağlıkla dünyaya gelecek" dedi.
İklime Mat da 8 yıldır çocuk sahibi olmaya çalıştıklarını dile getirerek, heyecandan konuşamadığını ve çok mutlu olduğunu söyledi.
&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA['Çocuk sahibi olamazsınız' denilen çift, Diyarbakır'daki tedaviyle bebek bekliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 04 Dec 2021 07:32:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/04122021103807_92c93887b653dc6993784fa6361cf0dd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/04122021103807_92c93887b653dc6993784fa6361cf0dd.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/04122021103807_92c93887b653dc6993784fa6361cf0dd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bakan Koca: Evlilik öncesinde SMA taraması zorunlu hale getirilmektedir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-bakan-koca-evlilik-oncesinde-sma-taramasi-zorunlu-hale-getirilmektedir-596.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-bakan-koca-evlilik-oncesinde-sma-taramasi-zorunlu-hale-getirilmektedir-596.html</link>
                    <description><![CDATA[Bakan Koca: Evlilik öncesinde SMA taraması zorunlu hale getirilmektedir]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca, "Evlilik öncesinde tüm çiftlere ve yeni doğan bebeklere SMA taraması yapılması programını hayata geçiriyoruz. Evlilik öncesinde SMA taraması zorunlu hale getirilmektedir" dedi.

Sağlık Bakanlığı SMA Bilim Kurulu, Bakan Fahrettin Koca başkanlığında toplandı. Bakan Koca, toplantı sonrası&nbsp;açıklamalarda bulundu. Konunun hassasiyetine dikkat çeken Koca, "SMA hastalarından söz ederken yaşamın en kırılgan halinden söz ediyoruz. Her adım, her karar ve her söz bu kırılganlığı gözetmek zorundadır. Konunun hassasiyeti hepimizi üstün bir dikkatle davranmaya mecbur kılıyor. Söz konusu kırılganlık, ne iyimserlikten hayali umutlar üretmeye ne de en küçük imkanı göz ardı etmeye elverişlidir. Yapıcı olan şey, sorumluluk bilinci ve kanıta dayalı bilimden alınan destektir. Maalesef bunların tam tersi bile söz konusu olabilmektedir. Oysa kırılgan hayatlar, dokunulmaz hayatlardır. Bu hayatların umutlarıyla oynanamaz" diye konuştu.
'YENİ ISTIRAPLAR YAŞANMASINI ÖNLEMEK EN ÖNEMLİ HEDEFİMİZ'
Koca, bakanlığın SMA konusunda somutluk kazanmış, sonuç vaat eden bilimsel verilerden hareket ettiğini belirterek şunları söyledi:
"Hepimiz biliyoruz ki&nbsp;tıbbın ilk kuralı da&nbsp;mevcut bilgiler ışığında hastaya zarar vermesi olası her şeyden kaçınmaktır. Bu kural gereği, tıp kendini sürekli olarak yeni bilgilere&nbsp;ama riske girmeden adapte eder. Bu anlamda bilim öncü, hekimlik takipçidir. Nusinersen etkin maddeli, SMA hastalarındaki etkisinin sınırları ortaya konmuş olan ilaç ülkemizde uygulanan tedavinin kapsamındadır ve bu ilaç bedelsiz olarak sağlanmaktadır. Yıllardır yapılan çalışmalar ve ülkemizde hastaların yaşamından elde edilen gerçek veriler ilacın erken evrede fayda sağlayabildiğini göstermektedir. Ne yazık ki&nbsp;bu hastalığın her döneminde etkili olan bir tedavi mevcut değildir. Hastalarımıza mevcut en iyi tedavileri sunmak, hayatlarını kolaylaştırmak stratejimizin esasını oluşturuyor. SMA hastalığı sebebiyle yeni ıstıraplar yaşanmasını önlemekse en önemli hedeflerimizden biridir."
'EVLİLİK ÖNCESİ SMA TARAMASI ZORUNLU HALE GETİRİLMEKTEDİR'
SMA'nın önlem alınması mümkün bir hastalık olduğunu aktaran Fahrettin Koca, "Bu amaçla, evlilik öncesinde tüm çiftlere ve yeni doğan bebeklere SMA taraması yapılması programını hayata geçiriyoruz. Evlilik öncesinde SMA taraması zorunlu hale getirilmektedir. Tarama sonucunda, genetik yapıları SMA hastası bebek dünyaya getirme riski içeren çiftler, eğer arzu ederlerse tüp bebek yöntemiyle bu riskten uzak bir şekilde çocuk sahibi olabilirler. Bedeli devletimizce karşılanmaktadır. Ayrıca yeni doğan bebekler için, hastalıklar açısından yapılan genetik taramalara SMA hastalığı dahil edilmiş durumdadır. Böylece, tedavinin etkili olduğu erken dönemde yakalama şansı ortaya çıkacaktır. Çalışma, ay sonuna dek uygulamaya konuyor"&nbsp;diye konuştu.
Bakan Koca, SMA Bilim Kurulu toplantısının sonuçlarını şu şekilde açıkladı:
"Spinal Musküler Atrofi hastalığının farklı tipleri için hastalığı modifiye eden tedavi seçenekleri mevcuttur. Ülkemizde SMA için karşılanmamış bir tedavi ihtiyacı bulunmamaktadır. 2017 yılından itibaren SMA Tip1, 2019'dan itibaren ise SMA Tip-2 ve Tip-3 hastalarda tedavi uygulanmaktadır. Nursinersen, risdiplam ve gen replasman tedavisi seçeneklerinin tamamı SMA Tip-1 hastalarında hastalığın ilk üç ayı içinde kullanıldığında benzer etkinlik gösterdiği bilimsel olarak ve gerçek hayat verileri ile ortaya konmuştur. Bu tedavilerin erken dönemde bir birlerine üstünlükleri gösterilmemiştir.&nbsp;Sözünü ettiğim Nursinersen etkin maddeli ilacımız,tedavi rehberinde tanımlı tüm hastalarımız için kullanılmaya devam edecektir.&nbsp;Bu ilacı kullanan hastalar için 'tedavi almaya uygunluk'&nbsp;kriterlerinde hastaları zorlayan bazı kriterler kaldırılmıştır. Tedaviye erişim için standart kontrollere devam edilmesi son derece önemlidir.&nbsp;Yapılacak yeni doğan taraması ile tespit edilen hastalar için uygun tedaviye derhal, en erken dönemde başlanacaktır.&nbsp;Yeni doğan tarama programı ile birlikte tüm tedavi seçeneklerine erişim konusunda alt yapı çalışmaları son derece özverili şekilde sürdürülmektedir. En kısa sürede sağlık sistemine entegre edilecektir.

"

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bakan Koca: Evlilik öncesinde SMA taraması zorunlu hale getirilmektedir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 02 Dec 2021 15:58:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/bakan-koca-evlilik-oncesinde-sma-taramasi-zorunlu-hale-getirilmektedir-220722-20211202.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/bakan-koca-evlilik-oncesinde-sma-taramasi-zorunlu-hale-getirilmektedir-220722-20211202.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/bakan-koca-evlilik-oncesinde-sma-taramasi-zorunlu-hale-getirilmektedir-220722-20211202.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çocuk, eline saplanan demirle hastaneye götürüldü]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-cocuk-eline-saplanan-demirle-hastaneye-goturuldu-507.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-cocuk-eline-saplanan-demirle-hastaneye-goturuldu-507.html</link>
                    <description><![CDATA[Çocuk, eline saplanan demirle hastaneye götürüldü]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;ANTALYA'nın Manavgat ilçesinde evlerinin önünde oynarken düşen Galip Furkan'ın (8),&nbsp;eline demir korkuluk saplandı.&nbsp;Furkan, eline saplanan demir parçasıyla hastaneye götürüldü.

Olay, saat 13.00 sıralarında Hatipler Mahallesi 239 Sokak'ta yaşandı. Apartmanın önünde oynayan Galip Furkan, demir kapıya tırmandı. Bu sırada dengesini kaybeden çocuğun eline, kapı korkuluğu saplandı. İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri çağrıldı. İtfaiye ekipleri korkuluğu kesti. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Galip Furkan, eline saplanan demir parçasıyla hastaneye götürüldü.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Çocuk, eline saplanan demirle hastaneye götürüldü - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 29 Nov 2021 12:13:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29112021151619_ba374d9f3b15ba4d522a22ee82f91e37.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29112021151619_ba374d9f3b15ba4d522a22ee82f91e37.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/29112021151619_ba374d9f3b15ba4d522a22ee82f91e37.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Photoshopsuz Otomatik Başlık Haberi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-photoshopsuz-otomatik-baslik-haberi-79.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-photoshopsuz-otomatik-baslik-haberi-79.html</link>
                    <description><![CDATA[Edirne'de filyasyon ekipleri evlerinde izolasyondaki kişileri telefonla her gün tek tek arayıp kontrol ediyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İçişleri Bakanlığının genelgesiyle oluşturulan "Filyasyon Çalışmaları Takip Kurulu", Valilik koordinesinde her gün bir araya gelerek, salgının etkisini azaltmak için fikir alışverişinde bulunuyor.

Bu kapsamda ilde vali yardımcıları, ilçede kaymakamlar, aile hekimleri, Vefa Sosyal Destek Grubu, emniyet ve jandarma ekipleri ise izolasyondaki kişileri her gün telefonla arayarak, izolasyon şartlarına uyup uymadıklarını takip ediyor.

İzolasyondaki kişiler 5 noktadan telefonla aranarak evde olup olmadıkları kontrol ediliyor.

Ayrıca sağlık ekipleri 14 gün boyunca evlerinde izolasyondaki kişileri ve ailesini sağlık kontrolünden geçiriyor.

İzole kişiler ve aile fertlerine 14 gün boyunca günde 3 kez değiştirebileceği şekilde maske veriliyor. Dezenfekte ekipleri izolasyon adreslerini, komşu binaları ve sokağını da her gün dezenfekte ediyor.

İl Özel İdaresi Bilgi İşlem Birimi'nin oluşturduğu sistem uyarınca teşhis konulan kişinin lokasyonu baz alınarak çevresindeki kişiler de taranıyor ve her gün bilgilendirme mesajı atılıyor.

Filyasyon ekibinden bilgi saklayan, yanlış, eksik bilgi veren ve ekipleri yanıltan kişiler hakkında işlem yapılacağı, bu kişilere 3 bin 152 lira ceza uygulanacağı vurgulanıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Photoshopsuz Otomatik Başlık Haberi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 06 Sep 2020 13:19:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/20201230193117-20200928144909-thumbs_b_c_7a637be194db00971f211c6a23cbf285.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/20201230193117-20200928144909-thumbs_b_c_7a637be194db00971f211c6a23cbf285.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/20201230193117-20200928144909-thumbs_b_c_7a637be194db00971f211c6a23cbf285.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ Türk cerrahlardan tarihi 'çok branşlı' ameliyat]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-turk-cerrahlardan-tarihi-cok-bransli-ameliyat-62.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-turk-cerrahlardan-tarihi-cok-bransli-ameliyat-62.html</link>
                    <description><![CDATA[ Türk cerrahlardan tarihi 'çok branşlı' ameliyat]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye’ye tatil için gelen 66 yaşındaki İngiltere vatandaşı Margaret Alice Ping, rahatsızlanınca Medipol Mega Üniversite Hastanesi’ne başvurdu.

Burada yapılan muayeneler sonucu böbreğinde bulunan tümörün kalbe sıçradığı görülünce, Medipol'ün tecrübeli bölüm başkanı profesörlerinin katılımıyla, 8 saatten uzun süren tarihi bir cerrahi operasyon düzenlendi.

Hastanenin Kalp-Damar Bölümü, Üroloji Bölümü ve Organ Nakli bölümü hocalarının katılımıyla düzenlenen ameliyatla, hastanın böbrek, karaciğer, akciğer ve kalbindeki tümörler başarılı bir şekilde temizlendi.

Birkaç güne taburcu edilmesi planlanan İngiliz hasta Margaret Alice Ping, AA muhabirine yaşananları anlattı.

Eşiyle beraber yaşadığı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde aradığı tedaviyi bulamadığını ifade eden Ping, "Kıbrıs'ta iyi bir doktordan 'ikinci görüş' almaya gittiğimizde bize İstanbul'da bulunan Medipol'ün bize yardımcı olabileceğini önerdi. Sonunda buraya gelerek muayene olduk. Açık kalp ameliyatı da dahil pek çok ameliyatın bir arada yapılması gerektiğini, ani ölüm riskimin bulunduğunu, bu ameliyatı bir arada yapabileceklerini söyledi doktorlar. Kabul ettim. Sonunda her şey yolunda gitti ve buradayım." diye konuştu.

Türk doktorların bu kadar iyi olduğunu hiç tahmin etmediğini anlatan Ping, "Geldiğimde biraz şaşırdım. Türk profesörler, Türk hekimleri çok yetenekli. Türkiye'de tedaviyi öneririm." ifadelerini kullandı.

"Pıhtı kalp kulakçığına kadar ilerlemişti"

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Tıbbi Onkoloji doktorlarından Prof. Dr. Özcan Yıldız, hastanın kendilerine nefes darlığı şikayetiyle geldiğini ifade ederek, "Öyküsüne baktığımızda bu yılın başında beyninden bir kitle alınmış ve bu böbrekte tümöre benzer bir yapı göstermiş. Bunun üzerine yapılan tetkiklerde sağ böbreğinde bir kitle, yine sağ omzunda yine bir lezyon saptanınca ileri evre bir böbrek tümörü düşünülerek hastaya immünoterapi ve tirozin kinaz dediğimiz bir hap verilmiş.Güney Kıbrıs'ta yaşayan bir hasta... Orada bu ilaçların temininde biraz güçlükler yaşamış ama tabii o esnada hastalık da ilerlemiş. Hastamız daha sonra bizim merkezimizi duyup buraya başvurmaya karar vermiş." diye konuştu.&nbsp;

Yıldız, nefes darlığı şikayetiyle gelen hastayı muayene ettiğinde, hastanın sağ böbreğinden kaynaklanan pıhtının toplar damarlardan kalbin sağ kulakçığına kadar ilerlediğini tespit ettiğini söyledi.

Bu durumun böbrek tümörlerinde nadiren de olsa görülen bir durum olduğunu ifade eden Yıldız, hastanın akciğer filmi çekildiğinde akciğere de birkaç küçük pıhtı atılmış olduğunu gördüklerini kaydetti.

"Büyük bir ameliyattı, risk aldık"

Teşhisin ardından ekibi toplayarak bir konsey yaptıklarını anlatan Yıldız, "Ürolojiye, kalp damar cerrahlarına, karaciğer transplant ekibinden de bir arkadaşımız bu tümörün alınabileceğini, hastanın tamamen bu tümörden kurtulabileceğini bize ifade ettiler. Süreç bunun üzerine işledi." ifadelerini kullandı.

Tümör konseyi toplantısını Kovid-19 önlemleri kapsamında telekonferans ile yaptıklarını anlatan Yıldız, "Büyük bir ameliyattı, risk aldık. Hastanın eşine durumu anlattık. Hastamız Margaret hanım emekli bir hemşire olduğu için tüm riskleri kabul ediyorum, yeter ki bu tümörden bizi kurtarın dediler. Bunun üzerine böyle bir ameliyat gerçekleşti." diye devam etti.

"Ani ölüm riskiyle karşı karşıyaydı"

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Organ Nakli Bölümü doktorlarından Prof. Dr. Murat Dayangaç, onkolojinin pek çok branşın birlikte çalışmasını gerektirdiğini ifade ederek, hep birlikte hareket ettiklerini anlattı.

Hastadan Onkoloji Konseyi'nde haberdar olduğunu söyleyen Dayangaç, "Aslında ürolojik cerrahi, kalp-damar cerrahisi, hepatobiliyer cerrahi... Multidisipliner cerrahinin iyi bir örneği bu ama her şeyden önce hayat kurtarıcı bir cerrahi. Çünkü hastanın ana toplar damarı boyunca kalbin içine girmiş büyük bir pıhtısı olduğu için ani ölüm riskiyle karşı karşıyaydı. Bu tür cerrahiler yaşam süresini uzatmak için yapılır ama her şeyden önce hastanın hayatını kurtardık. Her şey de çok iyi gitti. herkes üzerine düşeni çok iyi gerçekleştirdi. İyi bir ortak çalışma örneği oldu." ifadelerini kullandı.

"Operasyon tam bir ekip ruhunu ve dayanışmayı gerektiriyordu"

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Üroloji Bölümü Cerrahı Prof. Dr. Rahim Horuz da, hastanın daha önce böbrek tümörüyle ilgili tanı almasına rağmen usulünce tedavi edilememiş durumda kendilerine geldiğini söyledi.

Seyahat halindeyken solunum sıkıntısı çeken 66 yaşındaki hastanın kendilerine geldiğini ifade eden Horuz, "Medikal Onkoloji Bölümümüz değerlendirdi hastayı. Zeminde sağ böbreğinde bir tümör var. Fakat hastayı özel yapan şey bu böbrek tümörü, göğüs kafesi içindeki ana bir damar yoluyla ilerleyip kalbin sağ tarafına kadar uzanıyor. Dolayısıyla kalbe gelen kanı da azaltarak solunumla ilgili sorunlara yol açıyor. Hatta bu tümörden kopan bazı parçalar akciğerin damarlarını tıkıyor." bilgilerini verdi.

Böbrek tümörlerinde eğer tümör ilerlememişse ya tümörü ya da böbrekle beraber tümörü aldıklarını anlatan Horuz, bu hastada durumun ani ölüm riski nedeniyle farklı olduğunu tekrarladı.

"Ameliyat 8 saatten uzun sürdü"

Operasyonun bazı riskleri bulunduğunu aktaran Horuz, hastanın hem kanserden hem de kalbi pıhtının yükünden kurtarmak için operasyonu kabul ettiğini söyledi.

Horuz şöyle konuştu:

"Operasyon tam bir ekip ruhunu ve dayanışmayı gerektiriyordu. Üroloji, karaciğer nakliyle uğraşan cerrahlarımız ve neticede kalp damar cerrahisinin işin içinde olduğu bununla beraber anestezinin, yoğun bakım ekibinin bir ekip çalışmasıyla disiplin içinde yürüttüğü bir cerrahi operasyon olacaktı, bu planlamayı yaptık.

Çok ciddi bir hazırlık süreci vardı, kalp hekimleri kalbin bu ameliyata hazır olup olmadığını, anestezi hekimleri bu ameliyatın kendine özel risklerini değerlendirmişlerdi. Ameliyat tabii bütün günü aldı. Sabah erken 8 gibi organize olup ameliyata başladığımızı düşünelim, 16-17'ye kadar devam etti. 18 saatten uzun süren bir ameliyat oldu. Sonuçta tüm tümörler topyekun temizlenmiş oldu."

Horuz, hastanın ameliyat sonrasında ciddi iyileşme emareleri gösterdiğini, yakında taburcu edileceğini söyledi.

"Akciğeri ve kalbi durdurmadan bu ameliyatı yapmak istiyorduk"

Ameliyata giren hocalardan Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kalp-Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halil Türkoğlu, ameliyata 3 takım halinde girdiklerini ifade ederek, "Öncelikle karın bölgesi açılarak böbrekteki tümörün alınması safhasına kadar hazırlandıktan sonra biz devreye girdik. Tabii burada çok fazla kanama olabilirdi. Onun için hastaya mümkün olduğu kadar az kan vermek istedik." bilgilerini verdi.&nbsp;

Böbrekteki tümör alınmaya hazır hale gelince kendilerinin "İman tahtası" denen bölgeyi açarak kalp akciğer makinesine bağladıklarını söyleyen Türkoğlu, "Önemli olan şuydu: Akciğeri ve kalbi durdurmadan bu ameliyatı yapmak istiyorduk çünkü kalp çalışırken diğer organlarda sıkıntı olabilirdi. Hastayı çok fazla soğutmadık çünkü kalp ameliyatlarında hastaları genelde orta derece hipotermi dediğimiz 30-32 derecede soğutmak isteriz, bunu 35-36 derecede tutmaya çalıştık." diye konuştu.

"Kemoterapiye devam edecekler"

Ameliyatın başarısında ekip çalışmasının önemli yer tuttuğunu anlatan Türkoğlu, "Bu tür ameliyatları çok büyük merkezlerde ancak yapabilirsiniz. Yani büyük üniversite hastanelerinde, çok gelişmiş bir eğitim hastanesinde, yurt dışında da tabii büyük merkezlerde bunu yapabilirsiniz. Yani lalettayin bir merkezde bunu yapmanız mümkün değil. Onun için tabii hastanın burayı tercih etmesinin bir nedeni de tabii büyük bir hastane olması ve iyi bir ekip çalışmasının sağlanmış olmasıydı." ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[ Türk cerrahlardan tarihi 'çok branşlı' ameliyat - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 27 Aug 2020 12:02:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/20200827150329-thumbs_b_c_f96a5342bf63cd3566a4bba4d092b15a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/20200827150329-thumbs_b_c_f96a5342bf63cd3566a4bba4d092b15a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/20200827150329-thumbs_b_c_f96a5342bf63cd3566a4bba4d092b15a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ Araştırma: C vitamini yaşlılıkta kas kaybını önlüyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.akcagazete.com/haber-arastirma-c-vitamini-yaslilikta-kas-kaybini-onluyor-59.html</guid>
                    <link>https://www.akcagazete.com/haber-arastirma-c-vitamini-yaslilikta-kas-kaybini-onluyor-59.html</link>
                    <description><![CDATA[C vitamininin yaşlılıkta kas kütlesinin korunmasına yardımcı olduğu bildirildi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ East Anglia Üniversitesinin yaptığı araştırma, turunçgillerde, dutsu meyvelerde ve sebzelerde yaygın görülen C vitaminini bol tüketen yaşlıların iskelet kas kütlesinin daha iyi durumda olduğunu ortaya koydu.&nbsp;

Araştırma çerçevesinde yaşları 48 ila 82 olan 13 bin kişiyle ilgili veriler incelendi.

Bu kişilerin bir hafta boyunca tükettikleri gıdalarda ve kanlarında C vitamininin miktarını ölçen uzmanlar, aynı zamanda kas kütlelerini hesap etti.

C vitaminini bol tüketmenin, bu yaş aralığında kas kütlesinin korunmasına yardımcı olduğu gözlendi.

Araştırma ekibinden doktor Richard Hayhoe, Norfolk sakinlerinden oluşan büyük bir topluluktan örnek aldıklarını belirterek, "Beslenmelerinde veya kanlarında C vitamini en yüksek olan kişilerin, iskelet kas kütlesi en iyi olanlar olduğunu gördük." ifadesini kullandı.

Hayhoe, katılımcı erkeklerin yüzde 60'ının, kadınların da yüzde 50'sinin Avrupa Gıda Güvenliği Ajansının tavsiye ettiği kadar C vitaminini tüketmediğini tespit ettiklerini de kaydetti.

Richard Hayhoe, "İnsanların devasa dozlara ihtiyaç duyduğunu söylemiyoruz. Her gün portakal gibi bir turunçgiller ya da sebze tüketmek birçok insan için yeterli olacaktır." diye konuştu.

Araştırmanın lideri Profesör Ailsa Welch de insanların yaşlandıkça iskelet kas kütlesini kaybettiklerine işaret ederek, "50 yaşın üzerindeki insanlar her yıl iskelet kas kütlesinin neredeyse yüzde 1'ini kaybediyor. Bu büyük bir sorun, çünkü güçsüzlüğe ve sarkopeni, fiziksel yetersizlik, tip 2 diyabet gibi olumsuz sonuçlara neden olabiliyor. Yaşam kalitesini düşürüyor." değerlendirmesini yaptı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.akcagazete.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[ Araştırma: C vitamini yaşlılıkta kas kaybını önlüyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 27 Aug 2020 11:48:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.akcagazete.com/images/haber/20200827144947-thumbs_b_c_451a65a0ff026e90c9a18f671247250e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.akcagazete.com/images/haber/20200827144947-thumbs_b_c_451a65a0ff026e90c9a18f671247250e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.akcagazete.com/images/haber/20200827144947-thumbs_b_c_451a65a0ff026e90c9a18f671247250e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>