'Gümrük Birliği sürecinin revize edilmesi artık daha elzem'
'Gümrük Birliği sürecinin revize edilmesi artık daha elzem'
'Gümrük Birliği sürecinin revize edilmesi artık daha elzem'
Seza Nur ALPDÜNDAR / İZMİR, (DHA)-İZMİR Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması ile ilgili yaptığı değerlendirmede, “Gümrük Birliği süreci, AB'nin imzaladığı her serbest ticaret antlaşması, ülkemizin aleyhinde olabiliyor. Yani rekabet imkanımızın oldukça azalacağı bir durumun ortaya çıkabileceğini öngörüyoruz. Gümrük Birliği sürecinin revize edilmesi artık daha elzem bir hal aldı ve en kısa zamanda aksiyona geçip sonuca bağlanması gerekiyor" dedi.
İzmir Ticaret Odası (İZTO) ocak ayı olağan meclis toplantısı İZTO Meclis Salonu'nda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, geçtiğimiz hafta Nusaybin Kamışlı sınır hattında kışkırtılmış terör örgütü yandaşlarının şanlı bayrağımıza yönelik gerçekleştirdikleri alçakça saldırıyı şiddetle kınadığını belirtip, "Her bayrak saygıyı hak eder, ancak dünyada hiçbir millet yoktur ki bayrağına namusu gibi baksın. Güzel ülkemizin her köşesinde dalgalanan al bayrak tam da bu nedenle milletimizin kutsallarının başında gelir. Bayrak ve sancak yüzbinlerce şehidimizin gazimizin bize emanetidir. Onların can verip toprağa düşme pahasına hiçbir zaman yere düşürmedikleri dünyanın en güzel ve en anlamlı bayrağı olan ay yıldızımız; Cumhuriyetimizin, bağımsızlığımızın, ortak onurumuzun, bu topraklardaki yüzlerce yıllık varlığımızın dokunulmaz simgesidir. Bayrağımıza düşmanca uzanan her el, bugüne kadar hep kırılmıştır ve bundan böyle de kırılacaktır" dedi.
'GÜMRÜK BİRLİĞİ SÜRECİ, AB'NİN İMZALADIĞI HER SBT ÜLKEMİZİN ALEYHİNDE OLABİLİYOR'
Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşmasının (SBT) dünya ticaretinin yönünü etkileyecek ölçekte yeni bir ekonomik yakınlaşmayı temsil ettiğini aktaran Özgener, “2 milyar insanın yaşadığı bir serbest ticaret bölgesi oluşturulması amaçlanan anlaşma ile Avrupa Birliği'nde öne çıkan, endüstri, tarım ve gıda sektörlerinde önemli bir rekabet avantajı sağlanacak. Özellikle Hindistan tarafından Avrupa Birliği'ne uygulanacak gümrük vergisi indirimleri ile ciddi bir pazar avantajı yaratılacak. Bu kapsamda, otomobillere uygulanan gümrük vergilerinin kademeli olarak yüzde 110'dan yüzde 10'a kadar düşürüleceği, otomobil parçalarına uygulanan vergilerin ise 5 ila 10 yıl içerisinde tamamen kaldırılması bekleniyor. Bununla birlikte, makinelerde yüzde 44'e varan, kimyasallarda yüzde 22 ve ilaçlarda yüzde 11 oranında uygulanan gümrük vergilerinin de büyük ölçüde kaldırılması hedefleniyor. Anlaşma, Avrupa Birliği'nin tarım ve gıda ürünleri ihracatına uygulanan, ortalama yüzde 36'nın üzerinde seyreden gümrük vergilerinin de kaldırılması veya azaltılmasını amaçlıyor. Avrupa Birliği tarafından 'henüz bir başlangıç' olarak değerlendirilen ve olası stratejik iş birlikleriyle genişleyecek bir perspektife vurgu yapan bu gelişmenin, ülkemiz açısından özellikle Avrupa pazarındaki rekabet dengeleri bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken boyutları bulunuyor. Avrupa Birliği ülkemizin en önemli ihracat pazarı konumunda. Gıda ürünlerinden sanayi ürünlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede ticaret gerçekleştirdiğimiz en önemli ortağımız. Ülkemizin Avrupa Birliği'ne olan ihracatında otomotiv endüstrisi, makine ve elektrikli ürünler ön plana çıkıyor. Anlaşma ile ortaya çıkan yeni durum, Hindistan'da üretimi gerçekleştirilen benzer ürünler karşısında ihracatçılarımızın pazar kaybı yaşayabileceğini ortaya koyuyor" diye konuştu.
Özgener, “Yeni gelişmeyle birlikte, Hindistan'ın ülkemize Avrupa Birliği ülkeleri gibi gümrüksüz veya düşük gümrüklü mal satabilmesinin kapısı aralanıyor. Bunun nedeni; ülkemizin Gümrük Birliği içinde yer almasına rağmen, Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı bu tür serbest ticaret anlaşmalarına doğrudan taraf olamaması, buna karşın sonuçlarına fiilen maruz kalması. Bu durum, ihracatçılarımız açısından asimetrik bir rekabet baskısı yaratıyor; pazar payı kaybı riskini de beraberinde getiriyor. Sonuç olarak; mevcut Gümrük Birliği süreci, Avrupa Birliği'nin imzaladığı her serbest ticaret antlaşması, ülkemizin aleyhinde olabiliyor. Yani rekabet imkanımızın oldukça azalacağı bir durumun ortaya çıkabileceğini öngörüyoruz. Gümrük Birliği sürecinin revize edilmesi artık daha elzem bir hal aldı ve en kısa zamanda aksiyona geçip sonuca bağlanması gerekiyor. Buna karşın, ülkemiz ekonomisi açısından ortaya çıkabilecek dolaylı fırsatları da göz ardı etmememiz gerektiğini düşünüyoruz. Söz konusu yeni anlaşma ile, ülkemizin üretim ve lojistik merkez konumunun öne çıkabileceği; öte yandan ülkemizin Hindistan ile imzalayacağı serbest ticaret anlaşmasının uzun vadeli tedarik ilişkilerini güçlendirmek ve katma değerli ürünlere yönelmek bakımından farklı bir senaryo olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz" dedi.
'EKONOMİ YÖNETİMİNİN ENFLASYONLA MÜCADELEDE GÜÇLÜ MESAJLAR VERMEYE DEVAM ETMESİ ÖNEMLİ'
2025 yılı boyunca ülke ekonomisinin en temel gündem maddesinin enflasyon olduğunu aktaran Özgener, “2026 yılına girerken de bu başlığın yalnızca fiyat istikrarı açısından değil; reel ekonomi, yatırım kararları ve dış denge açısından da belirleyici olmaya devam ettiğini görüyoruz. Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadelede kararlı duruşu sergileyen güçlü mesajlar vermeye devam etmesi çok önemli. Çünkü başta hane halkı olmak üzere piyasa bileşenlerinin enflasyon beklentileri hala olması gerekenden çok yüksek düzeyde. Küresel ölçekte daha parçalı, daha oynak ve güvenlik temelli bir ekonomik düzene geçilen bu dönemde, Türkiye gibi dış ticarete ve dış finansmana duyarlı ekonomiler için makro dengelerin birlikte yönetilmesi her zamankinden daha kritik hale geliyor. Bu nedenle dezenflasyon sürecinin seyri kadar, reel ekonominin bu sürece nasıl uyum sağladığı, ihracat performansının ne ölçüde sürdürülebilir olduğu ve döviz kuru dengesinin nasıl şekillendiği önümüzdeki dönemin temel belirleyicileri arasında yer alacaktır diye düşünüyoruz" diye konuştu.
İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Özgener, sözlerini şöyle sürdürdü: “2026 yılına girerken Türkiye ekonomisi açısından temel meselenin, dezenflasyon süreci devam ederken yalnızca büyümeyi desteklemek değil; büyümenin hangi sektörler üzerinden, hangi dış talep koşullarıyla ve hangi kur dengesi içinde gerçekleştiğini doğru yönetmek olacağını düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde reel ekonomi, ihracat ve döviz kuru arasındaki bu hassas dengenin, küresel risklerin arttığı yeni ekonomik düzende ülkemiz ekonomisinin dayanıklılığını belirleyen en kritik alanlardan biri olmaya devam edeceğini öngörüyoruz."
'KATMA DEĞERLİ ÜRETİM VE İHRACATI HEDEFLİYORUZ'
Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi "Altyapı ve Jeotermal Isıtma Sistemleri Yapım İşi Sözleşme İmza Töreni'ni gerçekleştirdiklerini hatırlatan Mahmut Özgener, Kınık Organize Tarım Bölgesi'nde ise yatırımcı parsellerinin satışına başlanması ve altyapı ihalesinin başarıyla tamamlanmasıyla katma değerli üretim yolunda hızla ilerlediklerini söyleyerek, “Türkiye'de tek, dünyada ilk mottosuyla yola çıkan Kınık Organize Tarım Bölgesi'nde; tohum, fide ile tıbbi ve aromatik bitkilerde katma değerli üretim ve ihracatı hedefliyoruz. Bölgemiz; sertifikalı tohum üretimi, kümelenme modeli, modern ve sürdürülebilir tarım uygulamaları ile özellikle kadın istihdamı başta olmak üzere bölgesel kalkınmaya katkı sağlamayı amaçlıyor" dedi.(DHA)
FOTOĞRAFLI
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

